İspanya’nın Oscar ödüllü film yönetmeni Pedro Almodovar; Talk to Her, Volver gibi filmlerle filmografisinde çıtayı yükselttikçe Almodovar izleyicisi de yönetmenin yeni filmlerini iple çeker oldu ancak bu başarı elbette ki yönetmenin ilerleyen filmlerde kaçınılmaz olarak başarısız bulunma olasılığını da arttırıyor. Almodovar’ın son filmi Julieta tam olarak yukarıda sözünü ettiğim başarısız bulunma ihtimali yüksek olan filmlerden biri. Julieta kısaca, bir Almodovar filmi izlemek isteyenler için başarılı ve tatmin edici, ancak yönetmenin çıtasını daha da yükseltmesini bekleyenler için bir hayalkırıklığı. Ancak bu hayalkırıklığına dayalı görüşleri baz alarak Julieta’yı başarısız bir film olarak değerlendirmek doğru olmayacaktır. Julieta için ancak Almodovar filmografisine oranla ortalama bir film olduğu yorumu yapılabilir.

Pedro Almodovar’ın kadın hikayelerine özellikle yönelttiği hassasiyeti Julita özelinde de devam ederek yönetmenin kadın dünyasını yakından tanıdığı ve deneyimlediği savını bir adım daha ileri götürüyor. Filmin ana karakteri Julieta olsa da, yokluğuyla dahi filmi dolduran gizli bir ana karakter de mevcut : Antia. Yokluk ve ölümün göze sokmaksızın ince ince ancak oldukça derin işlendiği bir film olan Julieta, birinin hayatına son vermesine sebep olma duygusunun dayanılmaz ağırlığı ve bu ağırlığın akabinde gelişen yoksunluğu, ölümün karanlık ve kasvetli yapısının karşısına hayatın en canlı renklerini yerleştirerek sorguluyor.

Henüz genç bir kadınken bir trende tanıştığı erkeğe aşık olan Julieta, bu tanışmanın devamında hayatını değiştirecek adımlar atıyor. Mutlu bir tablonun çizildiği anlatının bu bölümünde, Julieta mutluluğunu derinden sarsacak bir ayrıntı öğreniyor. Bu ayrıntının sarsıcılığı etrafında gelişen olaylar sonucunda kızı Antia, Julieta’yı mutlak bir yoksunluğa mahkum etmekten çekinmiyor. Filmin konusunu görüntüleriyle beyaz perdeye başarılı bir şekilde yansıtan sinematografisinin arkasındaki isim Jean-Claude Larrieu iken, Julieta karakterinin genç ve yaşlı dönemlerine hayat veren iki başarılı oyuncu ise Adriana Ugarte ve Emma Suarez. Birbirlerine oldukça benzeyen iki oyuncu filmlerin handikaplarından biri olan genç ve yaşlı dönem farkını oldukça başarılı bir şekilde kotarıyorlar.

Julieta’nın Renkleri : Kırmızı ve Mavi

Pedro Almodovar’ın otör yönetmen oluşunun altını çizdiği olgulardan biri hiç kuşkusuz kullandığı renkler. Sinemaya ‘Almodovar kırmızısı’ terimini kazandıran yönetmen, filmlerinde özellikle  ana karakterleri olan kadınlar üzerinde canlı ve doygun kırmızı rengini yoğun olarak kullanıyor. Kırmızı ve kadın birleşiminin elbette denk düştüğü cinsellik, doğurganlık ve tehlike gibi birçok anlamı var. Bu noktada kadının da tüm bu varoluş şekillerini kendi öz benliğinde taşıdığı göz önünde bulundurulduğunda Almodovar’ın kadın karakterlerini kırmızıyla tanımlaması oldukça tatmin edicidir. Kırmızının yanı sıra hemen hemen  her sahnede denk geleceğimiz bir diğer renk mavi. Birbirine zıt ve aynı zamanda tamamlayıcı iki renk olarak kullanılan kırmızı ve mavi, Julieta ve Xoan arasında da durmaksızın yer değiştiriyor. Julieta’nın kırmızı giyindiği bir sahnede genellikle Xoan mavi giyerken, Xoan’ı kırmızılar içinde gördüğümüz sahnelerde ise Julieta mavi giyinmiş olarak karşımıza çıkıyor. Kadın ve erkeğin birbirine zıtlığı ve aynı anda tamamlayıcısı oluşu renklerle bir kez daha vurgulanırken Almodovar beyazperdede şiirsel bir görüntü yakalamayı başarıyor.

Julieta, kısa sayılabilecek süresini de gözardı etmeksizin, kendisini bir çırpıda izletebilen, Almodovar’ın diğer filmleri kadar olmasa da izleyicisini etki altında bırakabilen bir film. İnce ince düşünülmüş, işlenmiş ayrıntılarıyla zevkli ve dolu bir seyir vadeden Julieta, Almodovar sinemasına aşina olanların hemen tanıyacağı belirgin ayrıntılar sunmayı da ihmal etmiyor.

İspanya’nın Oscar ödüllü film yönetmeni Pedro Almodovar; Talk to Her, Volver gibi filmlerle filmografisinde çıtayı yükselttikçe Almodovar izleyicisi de yönetmenin yeni filmlerini iple çeker oldu ancak bu başarı elbette ki yönetmenin ilerleyen filmlerde kaçınılmaz olarak başarısız bulunma olasılığını da arttırıyor. Almodovar’ın son filmi Julieta tam olarak yukarıda sözünü ettiğim başarısız bulunma ihtimali yüksek olan filmlerden biri. Julieta kısaca, bir Almodovar filmi izlemek isteyenler için başarılı ve tatmin edici, ancak yönetmenin çıtasını daha da yükseltmesini bekleyenler için bir hayalkırıklığı. Ancak bu hayalkırıklığına dayalı görüşleri baz alarak Julieta’yı başarısız bir film olarak değerlendirmek doğru olmayacaktır. Julieta için ancak Almodovar filmografisine oranla ortalama bir film olduğu yorumu yapılabilir. Pedro Almodovar’ın kadın hikayelerine özellikle yönelttiği hassasiyeti Julita özelinde de devam ederek yönetmenin kadın dünyasını yakından tanıdığı ve deneyimlediği savını bir adım daha ileri götürüyor. Filmin ana karakteri Julieta olsa da, yokluğuyla dahi filmi dolduran gizli bir ana karakter de mevcut : Antia. Yokluk ve ölümün göze sokmaksızın ince ince ancak oldukça derin işlendiği bir film olan Julieta, birinin hayatına son vermesine sebep olma duygusunun dayanılmaz ağırlığı ve bu ağırlığın akabinde gelişen yoksunluğu, ölümün karanlık ve kasvetli yapısının karşısına hayatın en canlı renklerini yerleştirerek sorguluyor. Henüz genç bir kadınken bir trende tanıştığı erkeğe aşık olan Julieta, bu tanışmanın devamında hayatını değiştirecek adımlar atıyor. Mutlu bir tablonun çizildiği anlatının bu bölümünde, Julieta mutluluğunu derinden sarsacak bir ayrıntı öğreniyor. Bu ayrıntının sarsıcılığı etrafında gelişen olaylar sonucunda kızı Antia, Julieta’yı mutlak bir yoksunluğa mahkum etmekten çekinmiyor. Filmin konusunu görüntüleriyle beyaz perdeye başarılı bir şekilde yansıtan sinematografisinin arkasındaki isim Jean-Claude Larrieu iken, Julieta karakterinin genç ve yaşlı dönemlerine hayat veren iki başarılı oyuncu ise Adriana Ugarte ve Emma Suarez. Birbirlerine oldukça benzeyen iki oyuncu filmlerin handikaplarından biri olan genç ve yaşlı dönem farkını oldukça başarılı bir şekilde kotarıyorlar. Julieta’nın Renkleri : Kırmızı ve Mavi Pedro Almodovar’ın otör yönetmen oluşunun altını çizdiği olgulardan biri hiç kuşkusuz kullandığı renkler. Sinemaya ‘Almodovar kırmızısı’ terimini kazandıran yönetmen, filmlerinde özellikle  ana karakterleri olan kadınlar üzerinde canlı ve doygun kırmızı rengini yoğun olarak kullanıyor. Kırmızı ve kadın birleşiminin elbette denk düştüğü cinsellik, doğurganlık ve tehlike gibi birçok anlamı var. Bu noktada kadının da tüm bu varoluş şekillerini kendi öz benliğinde taşıdığı göz önünde bulundurulduğunda Almodovar’ın kadın karakterlerini kırmızıyla tanımlaması oldukça tatmin edicidir. Kırmızının yanı sıra hemen hemen  her sahnede denk geleceğimiz bir diğer renk mavi. Birbirine zıt ve aynı zamanda tamamlayıcı iki renk olarak kullanılan kırmızı ve mavi, Julieta ve Xoan arasında da durmaksızın yer değiştiriyor. Julieta’nın kırmızı giyindiği bir sahnede genellikle Xoan mavi giyerken, Xoan’ı kırmızılar içinde gördüğümüz sahnelerde ise Julieta mavi giyinmiş olarak karşımıza çıkıyor. Kadın ve erkeğin birbirine zıtlığı ve aynı anda tamamlayıcısı oluşu renklerle bir kez daha vurgulanırken Almodovar beyazperdede şiirsel bir görüntü yakalamayı başarıyor. Julieta, kısa sayılabilecek süresini de gözardı etmeksizin, kendisini bir çırpıda izletebilen, Almodovar’ın diğer filmleri kadar olmasa da izleyicisini etki altında bırakabilen bir film. İnce ince düşünülmüş, işlenmiş ayrıntılarıyla zevkli ve dolu bir seyir vadeden Julieta, Almodovar sinemasına aşina olanların hemen tanıyacağı belirgin ayrıntılar sunmayı da ihmal etmiyor.

Bazaar Puanı

Puan - 70%

70%

Julieta, kısa sayılabilecek süresini de gözardı etmeksizin, kendisini bir çırpıda izletebilen ve izleyicisini etki altında bırakabilen bir film. İnce ince düşünülmüş, işlenmiş ayrıntılarıyla zevkli ve dolu bir seyir vadeden Julieta, Almodovar sinemasına aşina olanların hemen tanıyacağı belirgin ayrıntılar sunmayı da ihmal etmiyor.

Kullanıcı Puanları: 2.59 ( 5 votes)
70
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi