The Matrix serisi ve Constantine’in ardından kariyerinin pek de iyi gittiğini söyleyemeyeceğimiz Keanu Reeves’i yeniden bir ikon haline getiren ilk John Wick filmi, aksiyon türünün tüm klişelerini kullanmasına rağmen dövüş sanatları uzmanı yönetmeni Chad Stahelski’nin çatışma sahnelerini ve aksiyon koreografilerini vizyoner bir sinematografi çalışmasıyla harmanlayan başarılı yönetimiyle 2000’li yılların en klas aksiyon filmlerinden birine dönüşmüştü. Seriye dönmesi gecikmeyen filmin ikinci halkası olan John Wick: Chapter 2 filminde ise aksiyon bombası tam gaz devam ediyor.

İlk filmde John Wick (Keanu Reeves) ve Viggo Tarasov (Michael Nyqvist) arasındaki düşmanlığı Michael Mann filmlerindeki gibi “saygı” çerçevesinde ele alan ve koyu yeşil – mavi tonlardaki renk paletiyle stilize bir suç dünyası atmosferi yaratan yönetmen Stahelski, ikinci filmde de bu kurallar içerisindeki erkek dünyasını çizgi roman, video oyunu, hatta anime estetiği ve tiplemeleriyle doldurarak aksiyon dozunu daha da yukarılara çıkarıyor. İlk filmin finalinde hayvan barınağından aldığı köpekle yeni bir yola çıkan John Wick’in çatışma noktasını bu sefer köpeğinin öldürülmesi gibi dramatik bir unsur yerine verilen sözler, kurallar oluşturuyor. Wick’in daha önceden İtalyan mafyasıyla yapmış olduğu bir anlaşmada kanıyla mührü imzalamış olması,  verilen sözden dönülemeyeceği anlamına geliyor. Wick elbette “bu işleri artık bırakıyorum” dese de biliyoruz ki hiçbir zaman içinde bulunduğu dünyadan ayrılmasına izin verilmeyecek. Böylelikle filmin intikam teması tekrar ederken senaryosu da ilk filmde bir New York otelinden ibaret gösterilen Continental şebekesini uluslararası bir organizasyon haline getiriyor. Özellikle dünyadaki tüm suikastçılara cep telefonu aracılığıyla gönderilen “açık sözleşme”ler ile yoldan geçen herkesin John Wick’i öldürebilme ihtimalinin olduğu kurgu sekansı zekice ve eğlenceli.

John Wick 2: Sinematografik Aksiyonun Keyfi Bir Başka!

2000 sonrasında koreografik aksiyonu zirveye taşıyan Endonezya yapımı The Raid: Redemption (2011) ve The Raid 2: Berandal (2014) filmlerinin yaptığını Hollywood’da John Wick serisinin başardığını söyleyebiliriz. Peki, iki filmin de tek amacının izleyiciyi aksiyona doyurmak ve eğlendirmek olduğunu düşündüğümüzde türü erozyona uğratan Jason Statham aksiyonlarından farkı nedir? Bunun nedenleri Gareth Evans ve Chad Stahelski’nin vizyon sahibi yönetimleri, şiddetli ve acımasız dövüş koreografilerinin gücü, sinematografik kaliteye önem verilmesi, türün klişelerinin iyi kullanılması, ilgiyi sürekli diri tutan bir aksiyon evreni yaratılması ve video oyunu, çizgi roman ya da anime uyarlaması olmamasına rağmen bu üçünün hissiyatını yaratabilmesi olarak sıralanabilir.

Uzun saçlı, beyaz John Wick ve adeta “bölüm sonu canavarı” olarak karşımıza çıkan siyahi aktör / hip-hop şarkıcısı Common’un canlandırdığı Cassian arasında geçen bitmek bilmeyen dövüş sahnesi John Carpenter’ın kült filmi They Live (1988)’in meşhur kavga sahnesine bir saygı duruşu olarak okunabilir. Yine iki aktör arasında metroda geçen sahnenin Michael Mann’in Collateral (2004)’ine bir gönderme olduğu söylenebilir ki ilk John Wick’te Mann dünyasına aşinalığını belli eden bir yönetmen için yerinde bir tercih. Bu yıl John Wick 2 ile beraber XXX: Return of the Xander Cage ve Resident Evil: The Final Chapter filmlerinde yer alarak yeni aksiyon yıldızlarından olacağını kanıtlayan, güzelliği ve karizmasıyla dikkat çeken aktris Ruby Rose, işaret diliyle az ama öz konuşan, bakışlarıyla rahatsız eden Ares karakterinde filmin anime hissiyatını güçlendiriyor. Buradaki tek eleştiri belki de Ares’in filmin en güçlü dövüşen karakteri gibi hissettirmesine rağmen finalde Wick’le kozlarını paylaştıklarında Cassian kadar zorlayıcı bir etki yaratamaması. Buna rağmen Wick – Ares ikilisinin dövüşünün bulunduğu aynalar içinde geçen sahnenin filmin en iyi çekilmiş sekansı olması bu eksiği bir nebze olsun kapatıyor.

John Wick: Chapter 2, dövüş koreografilerini ilk filmin de üzerine çıkarak uygulayan, kendi evrenini daha da genişleterek eğlendiren, çizgi roman, video oyunu ve anime estetiği / tiplemeleriyle çok yönlülüğünü artıran, sinematografik vizyonuyla keyif veren ve sekanslarıyla nefes kesen bir aksiyon bombası.

The Matrix serisi ve Constantine’in ardından kariyerinin pek de iyi gittiğini söyleyemeyeceğimiz Keanu Reeves’i yeniden bir ikon haline getiren ilk John Wick filmi, aksiyon türünün tüm klişelerini kullanmasına rağmen dövüş sanatları uzmanı yönetmeni Chad Stahelski’nin çatışma sahnelerini ve aksiyon koreografilerini vizyoner bir sinematografi çalışmasıyla harmanlayan başarılı yönetimiyle 2000’li yılların en klas aksiyon filmlerinden birine dönüşmüştü. Seriye dönmesi gecikmeyen filmin ikinci halkası olan John Wick: Chapter 2 filminde ise aksiyon bombası tam gaz devam ediyor. İlk filmde John Wick (Keanu Reeves) ve Viggo Tarasov (Michael Nyqvist) arasındaki düşmanlığı Michael Mann filmlerindeki gibi “saygı” çerçevesinde ele alan ve koyu yeşil - mavi tonlardaki renk paletiyle stilize bir suç dünyası atmosferi yaratan yönetmen Stahelski, ikinci filmde de bu kurallar içerisindeki erkek dünyasını çizgi roman, video oyunu, hatta anime estetiği ve tiplemeleriyle doldurarak aksiyon dozunu daha da yukarılara çıkarıyor. İlk filmin finalinde hayvan barınağından aldığı köpekle yeni bir yola çıkan John Wick’in çatışma noktasını bu sefer köpeğinin öldürülmesi gibi dramatik bir unsur yerine verilen sözler, kurallar oluşturuyor. Wick’in daha önceden İtalyan mafyasıyla yapmış olduğu bir anlaşmada kanıyla mührü imzalamış olması,  verilen sözden dönülemeyeceği anlamına geliyor. Wick elbette “bu işleri artık bırakıyorum” dese de biliyoruz ki hiçbir zaman içinde bulunduğu dünyadan ayrılmasına izin verilmeyecek. Böylelikle filmin intikam teması tekrar ederken senaryosu da ilk filmde bir New York otelinden ibaret gösterilen Continental şebekesini uluslararası bir organizasyon haline getiriyor. Özellikle dünyadaki tüm suikastçılara cep telefonu aracılığıyla gönderilen “açık sözleşme”ler ile yoldan geçen herkesin John Wick’i öldürebilme ihtimalinin olduğu kurgu sekansı zekice ve eğlenceli. John Wick 2: Sinematografik Aksiyonun Keyfi Bir Başka! 2000 sonrasında koreografik aksiyonu zirveye taşıyan Endonezya yapımı The Raid: Redemption (2011) ve The Raid 2: Berandal (2014) filmlerinin yaptığını Hollywood’da John Wick serisinin başardığını söyleyebiliriz. Peki, iki filmin de tek amacının izleyiciyi aksiyona doyurmak ve eğlendirmek olduğunu düşündüğümüzde türü erozyona uğratan Jason Statham aksiyonlarından farkı nedir? Bunun nedenleri Gareth Evans ve Chad Stahelski’nin vizyon sahibi yönetimleri, şiddetli ve acımasız dövüş koreografilerinin gücü, sinematografik kaliteye önem verilmesi, türün klişelerinin iyi kullanılması, ilgiyi sürekli diri tutan bir aksiyon evreni yaratılması ve video oyunu, çizgi roman ya da anime uyarlaması olmamasına rağmen bu üçünün hissiyatını yaratabilmesi olarak sıralanabilir. Uzun saçlı, beyaz John Wick ve adeta “bölüm sonu canavarı” olarak karşımıza çıkan siyahi aktör / hip-hop şarkıcısı Common’un canlandırdığı Cassian arasında geçen bitmek bilmeyen dövüş sahnesi John Carpenter’ın kült filmi They Live (1988)’in meşhur kavga sahnesine bir saygı duruşu olarak okunabilir. Yine iki aktör arasında metroda geçen sahnenin Michael Mann’in Collateral (2004)’ine bir gönderme olduğu söylenebilir ki ilk John Wick’te Mann dünyasına aşinalığını belli eden bir yönetmen için yerinde bir tercih. Bu yıl John Wick 2 ile beraber XXX: Return of the Xander Cage ve Resident Evil: The Final Chapter filmlerinde yer alarak yeni aksiyon yıldızlarından olacağını kanıtlayan, güzelliği ve karizmasıyla dikkat çeken aktris Ruby Rose, işaret diliyle az ama öz konuşan, bakışlarıyla rahatsız eden Ares karakterinde filmin anime hissiyatını güçlendiriyor. Buradaki tek eleştiri belki de Ares’in filmin en güçlü dövüşen karakteri gibi hissettirmesine rağmen finalde Wick’le kozlarını paylaştıklarında Cassian kadar zorlayıcı bir etki yaratamaması. Buna rağmen Wick –…

Yazar Puanı

puan - 75%

75%

John Wick 2, dövüş koreografilerini ilk filmin de üzerine çıkarak uygulayan, kendi evrenini daha da genişleterek eğlendiren, çizgi roman, video oyunu ve anime estetiği / tiplemeleriyle çok yönlülüğünü artıran, sinematografik vizyonuyla keyif veren ve sekanslarıyla nefes kesen bir aksiyon bombası.

Kullanıcı Puanları: 4.77 ( 3 votes)
75
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi