Amerikalı yönetmen Jim Jarmusch, Guardian’a verdiği röportajda son filmi Paterson’dan, filmlerinden ve özel hayatından bahsetti.

1980 yılında başladığı kariyerinde çektiği Mystery Train, Down By Law ve Night on Earth gibi filmlerle tanınan ünlü yönetmen Jim Jarmusch şimdilerde Paterson ile sinemaseverlerin gündeminde. Adam Driver’ın başrolünde olduğu ve New Jersey’de Paterson isimli kasabada yaşayan bir otobüs şoförü ile country şarkıcısı eşinin hikayesini anlatan film, izleyenlerin büyük beğenisini kazanmıştı. Başrol Adam Driver’ın günümüz aksiyon filmlerine karşı bir antidot olarak bahsettiği filmin hikayesinden Jarmusch şöyle bahsetti:

Bu sakin bir hikaye.  Hayat her zaman dramatik değildir ve bu hikaye gün gün anlatılan bir hikaye. Diğer filmlerdeki aksiyon, şiddet, kadın tacizi ve insanlar arasındaki çatışmalara bir antidot değil bu film ancak buna yakın olduğuna eminim. Farklı filmlere ihtiyacımız var. Kendi filmlerim için konuşursam eğer, konuya fazla takılmayacağınızı umuyorum. filmin ilerisinde ne olacağını düşünmediğiniz ve sadece o anda yer aldığınız bir yol takip ediyorum.

Filmlerinde zaten önceleri de şiir kullanan Jarmusch, ilk defa şiiri filminin önemli bir noktası haline getiriyor. Columbia Üniversitesinde şiir eğitimi alan Jarmusch filmlerde şiir dışındaki sanatlara da yer vermeyi seviyor.

Filmler hakkında sevdiğim şey diğer formları da içinde barındırması. İçerisinde müziği, zamanı, dili kısaca her şeyi içinde barındırıyor. İnsanların hayal etmeye en çok yaklaştıkları nokta.

adam-driver-paterson-filmloverss

Jim Jarmusch: Seks Sahnelerini Klişe Buluyorum

Daha sonra aşk hakkında konuşan Jarmusch, ilk filmini çekerken tanıştığı eşi Sara Driver ile gözlemlediklerini aktardı.

Eğer birini seviyorsan ve anlaşmayı başardıysanız bunun sebebi bana göre gözlemlemedir. O insanın istediği kişi olmasına izin vermişsinizdir. Elbette her türlü ilişkilerde belli fedakarlıklarda bulunmalısınız. Ancak bir insana onun nasıl olması gerektiğini söylerseniz işte o zaman sonun başlangıcına gelmişsinizdir. Bu bir çatışma oluşturur. Bu karşıdaki insanın yetersiz hissetmesine sebep olur. Bana göre kişisel alan çok önemlidir. Her zaman yalnız kalmak için kendime vakit ayırmaya ihtiyacım var. Yalnız kalınca fikirler elde edebiliyorum. 

Paterson her ne kadar aile dostu bir film gibi gözükse de sonuç olarak yetişkinler için çekilmiş bir film. Ancak bunun sebebi filmde yer alan herhangi bir seks sahnesi değil, karakterlerin kullandığı dil.

Karakterler oldukça hassaslar. Onları sevişirken gösterme gereği duymadım. Bu tarz sahneleri klişe bulduğum için onlardan kaçınırım. Seks oldukça fazla varyasyona sahip. Eğlenceli, hassas, sert, vahşi veya inanılmaz zevkli olabilir. Yani karakterleri seks sahnesi dışında gösterince onların cinselliklerini sınırlamış mı oluyorsun? Hikaye anlatan birisi olarak bu durum beni geriyor.

Ancak Jarmusch, seks sahnelerine kapıyı tamamen kapatmıyor.

Uzun bir süredir aklımda bulunan bir senaryo fikrim var. İki genç aşık hakkında bir hikaye. Eğer bu filmi yaparsam karakterler bol bol sevişecekler. Böylece seksin varyasyonlarını ve sınırlarını gösterebilmiş olacağım.

Jarmusch son olarak Paterson’daki karakterlerden ve hayatında farkına vardığı şeylerden bahsetti.

Karakterlerim sıklıkla günlük yaşamın dışında kalmış oluyorlar. Paterson’da ise karakterler bu hayatın içindeler ancak kendi yaratıcılıklarını  bulabiliyorlar. Son 10-20 yıldır dövüş sanatları ile uğraşıyorum ve bir şeyin farkına vardım; gençken şeyi durdurmaya çalışıyordum. Bu zor ve yıpratıcı oluyordu. Dövüş sanatlarında enerjinin içinizden geçmesine izin veriyorsunuz. ona karşı gelmek yerine hareket ettiriyor ve becerebilirseniz kontrol ediyorsunuz. Belki de evrenin sırrı genel gidişe uymaktır.

Kaynak: Guardian

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi