Grey’s Anatomy oyuncusu Jesse Williams’ın BET Ödül Töreni’nde yapmış olduğu siyahilere yönelik ayrımcılığa dair ilham verici konuşma bir süredir Amerika’nın gündeminden düşmüyor. Konuşmayı sizler için türkçeleştirdik. 

Amerika’da 2001 yılından beri Black Entertainement Television tarafından düzenlenen BET Ödülleri vesilesiyle siyahiler ve diğer azınlıkların eğlence sektörüne ve kültür alanına yaptıkları katkılar için mükâfatlandırılıyor. Bu sene düzenlenen törende ödül alan Grey’s Anatomy oyuncusu Jesse Williams, siyahilere yönelik ayrımcılığa dair oldukça ses getiren bir konuşma yaptı. Her ne kadar konuşma siyahilere hitaben yapıldıysa da, konuşmanın içeriği dünyanın her yerindeki azınlıkların deneyimlerini kapsar nitelikte, bu nedenle de hepimizin duymasında fayda var.

Herhangi bir azınlık kimlik taşıyanların deneyimleri belli bir oranda farklılaşsa dahi, azınlık-oluş dünyanın her yerinde ortak bir duyguya tekabül ediyor. Azınlıklar, ister siyahi, ister Kürt, ister kadın, ister Katalan, ister göçmen, ister mülteci, ister LGBTİQ+ olsun, birbirlerinin deneyimini anlayıp, birbiriyle dayanıştıkça güç kazanıyorlar. Jesse Williams, Stay Woke: The Black Lives Matter Movement isimli bir belgeselin yapımcıları arasında da yer alan bir isim, o yüzden azınlık-oluş Williams için temellendirilmiş bir kimlik ve aynı zamanda da bir mücadele alanı. Williams zaten, BET Ödülü’nü Grey Anatomy’deki performansından değil, aktivist kimliğinden ötürü kazandı. Polis şiddetinin kimlik ve ten rengi gözeterek siyahilere yöneltilmesi karşısında oldukça kuvvetli konuşması, elbette ki herkesin hoşuna gitmedi.

Jesse Williams 26 Haziran günü yaptığı bu konuşmadan ötürü ironik bir biçimde ırkçı olmakla itham ediliyor ve internet üzerinden uzun yıllardır yer aldığı Grey’s Anatomy dizisinden çıkartılması için yürütülen bir kampanya da var. “Irkçı tavır için aynı sonuçlar” anlamına gelen #EqualConsequences4RacistBehavior isimli bir hashtag etrafında toplanarak azınlıkları çoğunlukla aynı kotada eritmeye çalışanların bu girişimi havada kalan bir hamle olsa da, dayanışmayı canlı tutmak için Williams’ın konuşmasını Türkçeleştirdik.

Jesse Williams’ın Siyahilere Yönelik Ayrımcılığa Dair Konuşması


“Konuşmaya derinlemesine dalmadan söylemek istediğim şeyler var. Öncelikle ebeveynlerimi bu gece benimle birlikte buraya getirdiğimi söylemek istiyorum. Onlara burada oldukları için, bir şeyleri idrak etmeyi kariyere yeğlemeyi bana öğrettikleri için ve ne yapıp edip okulun bize anlatmaya çekindiklerini öğrenmemi sağladıkları için teşekkür ederim. Ayrıca şahane bir kadın olan eşime de hayatımı değiştirdiği için teşekkür ederim.

Bu ödüle gelecek olursak – bu ödül bana ait değil. Bu ödül ülkenin her yerinde gerçekten örgütlenenlere ait – aktivistlere, sivil hak savunucusu hukukçulara, direnen ebeveynlere, öğretmenlere, öğrencilere ait kısacası eğer ki biz dimdik durursak ayrıştırmak, güçsüzleştirmek ve yok etmek üzerine kurulu olan bu sistemin ayakta duramayacağını fark eden herkese ait.

Ortada çok basit bir matematiksel hesap var. Kim olduğumuz ve buraya nasıl geldiğimiz hakkında ne kadar çok şey bilirsek, o kadar harekete geçeriz.

Bu dediğim özellikle hayatını kendini geri plana atıp da hayatlarını başkalarını yetiştirmeye adamış olan siyahi kadınlara adayarak söylediğim bir laf. Daha iyisini yapabiliriz ve sizin için yapacağız da.

Yaptığımız yegane şey, elimizdeki verilere bakmak ve açıkça biliyoruz ki polis her gün beyazları etkisiz hale getirmeyi, silahsız bırakmayı ve öldürmemeyi bir şekilde başarıyor. Bundan sonra olacak olan da şu; ya eşit hakları ve adaleti kendi ülkemizde edineceğiz ya da polisin ve bizlerin yükümlülüklerini yeniden kurgulayacağız.

Daha diyecek çok sözüm var. Dün küçük Tamir Rice’ın 14. Yaş günü olacaktı, eğer hala hayatta olsaydı, o yüzden de maaş alan kamu görevlileri arabayla yanaşıp parkta oynayan 12 yaşında bir çocuğu kameraların önünde gündüz gözüyle silahla öldürüp de eve gidip sandviç yapabiliyorken, ben artık ne kadar da yol kat ettiğimizi duymaya tahammül edemiyorum. Gidin de Rekia Boyd’a, Eric Garner, Sandra Bland ya da Darrien Hunt’a anlatın 2012’de hayatın 1612’den, 1712’den ne kadar daha kolay olduğunu

Vaziyet şu, evet burada hepimiz para kazanıyoruz, ama bu olup biteni asla sonlandırmayacak. Hayatlarımızı artık birileri bize para versin de, o parayı başkaları bedenimizi yeniden damgalamak için kullansın diye adıyoruz. Yıllarca damgalanmış bedenlerimizle dua etmişken, şimdi birileri bedenlerimizdeki damgalar için para versin diye dua ediyoruz.

Uğruna vuruşup da ön saflarda ölmediğimiz bir savaş kalmadı. Yapmadığımız bir meslek kalmadı. Bize dayatılmayan bir bedel kalmadı – ki hepsini ödedik. Ama buralarda özgürlük hep belli şartlara bağlı. Bize “özgürsün” deyip duruyorlar. Eğer “Öyle yapmamış olsa, o zaman hayatta olurdu” özgürlük demekse, özgürüz evet…

Özgürlük hep ama hep ilerde elde edilecek bir şey, ama biliyor musunuz, ilerisi dedikleri tam bir kalpazanlık. Özgürlüğü hemen şu an istiyoruz.

Birkaç durumu netleştirelim, şöyle kenarda dursun – şiddete maruz kalanların mesuliyeti seyirci kalanların içini ferahlatmak değildir. Bizim işimiz bu değil, öyleymiş gibi davranmayı bırakın. Eğer direniş karşısında, bizim direnişimiz karşısında edilecek bir lafınız varsa, üzerimizde uygulanan baskılar karşısında da yeterince ses çıkartmış olduğunuzdan emin olun önce. Eğer baskı sizin ilginizi hiç çekmiyorsa, siyahilerin eşit haklar edinmesi sizi alakadar etmiyorsa, tutup da konuyla ilgilenenlere ne yapacaklarını söylemeye sakın kalkmayın. Haddinizi bilin.

Yüzyıllardır bu ülkede veresiye hayatlarla dolanıyoruz ve artık izleyip de beklemekle işimiz yok. Beyazlık denen bu illet bizi kullanıp istismar ederken, siyahiler göz önünde olmayan alanlara tıkılırken bize ait olan kültürden parçalar araklanır, paralarımız çalınır, eğlencemiz petrol gibi çekilirken bu duruma seyirci kalmayacağız. Üretimlerimiz önce dışlanıp, sonra anlamsızlaştırıp sonra yürütülüp, en zekilerimiz soylulaştırılıp bize birer kostümmüş gibi satılırken, kendi bedenlerimizin yabanıl bir meyvenin kabuklarıymışçasına bir kenara atılmasına artık illallah. İşin aslına bakarsanız, yalnızca birer mucize olmamız, gerçek olmadığımız anlamına gelmiyor.

Teşekkür ederim.”

Konuşmada Yer Alan Referanslar

Jesse Williams, özellikle siyahi kadınlar vurgusunu yapıyor çünkü siyahi kadınlar kölelik sonlandıktan sonra dahi ağırıklı olarak dadılık yaptılar. Ayrımcılığı onlara dayatan insanların çocuklarını kendi canlarından değerli görerek yetiştirdiler, bir yandan da kendi çocuklarını büyüttüler. Siyahi kökenli insanların yoğunlukta olduğu bir salonda bu referans çoğunun aile tarihinde ve hafızasında yer eden bir yere denk düşüyor. “Kim olduğunu” bilmek, hem onları hem de bir sürü beyaz çocuğu yetiştiren siyahi anneleri anımsamakla bu yüzden bu kadar iç içe geçmiş durumda.

Black Lives Matter hareketinden yakın zamanda Orange Is The New Black 4. sezon değerlendirmesinde bir nebze değinmiştik. Bu sezon, dizi harekete oldukça önemli bir selam çakıyordu. Polis şiddeti, etnik köken ve ten rengi gözeterek kendini dışa vuruyor ve siyahi bireyler sorgusuzca öldürülüyorlar. Daha bugün, Minnesota’da polis tarafından kenara çekilen Philando Castile, fındık kabuğunu doldurmayacak bir gerekçeyle öldürüldüğünü öğrendi dünya. Castile, yanında ruhsatlı bir silah taşıyordu, arka cebinde duran ruhsatını ve kimliğini çıkartırken polisin durumu fark edip de korkma ihtimaline karşı, yanında taşıma izni olan bir silah olduğunu belirtirken, bunu bir tehdit sanan polis tarafından yakın mesafeden dört kurşun sıkılarak öldürüldü. Castile’in ölümünün ses getirmesinin yegane sebebi, arabada yanında oturan kız arkadaşının erkek arkadaşının vurulmasının hemen ardından facebook’ta canlı yayına başlamış olması.

Jesse Williams’ın “elimizdeki verilere bakıyoruz” derken kastı bu ve benzeri hikayeler. Konuşması sırasında yad ettiği isimlerin tek tek hikayelerine değinelim: Tamir Rice, 12 yaşındaydı, parkta oyuncak silahla oynarken, silahın gerçek olduğunu zanneden polisler tarafından etkisiz bırakılmak yerine direkt öldürüldü. 22 yaşında genç bir kadın olan Rekia Boyd, arkadaşlarıyla parkta dolaşırken, o esnada görev başında olmayan bir polis memurunun ses çıkartmalarından rahatsız olmuştu. Kendisinin polis memuru olduğunu belirtmeyen dedektif Servin, grubun arkasını dönüp gitmesiyle rastgele ateş açtı. Kurşunlardan biri Boyd’a isabet etti.  Eric Garner, vergi ödemeden dal sigara satıyor olduğu şüphesiyle polis tarafından rahatsız edilince, sigara falan satmadığını ve artık polis tarafından durup dururken taciz edilmekten sıkıldığını belirtince, tutuklanmak üzere yere yatırıldı. 43 yaşında hali hazırda sağlık sorunları olan Garner, “Nefes alamıyorum” diye polise beyanda bulunsa da, önce dört daha sonra altı polisin Garner’ın sırtına baskı yaparken bir yandan da boğazını tutması, Garner’ın boğularak ölmesine neden oldu. Sandra Bland, dönerken sinyal yakmayı unutmak gibi minik bir trafik ihlali sonucu aracını kenara çekmişken, Bland’in elindeki sigarayı bırakmamasının polis memuru tarafından kişiselleştirmesi sonucu zor kullanılarak gözaltına alındı. Daha sonra da ilgili polis memuruna tekme attığı gerekçesiyle tutuklandı. Ardından, kaldığı hücrede kendini asmış olarak bulunduğu söylendi. Fakat Bland’in ölümünün tutuklamanın hemen ardından gerçekleşmiş olabileceğine dair iddialar var, çünkü gözaltına alınır alınmaz çekilmesi gereken fotoğraf, üzerinde hapishane giysileri varken çekilmiş durumda ve fotoğrafta oynamalar olması, Bland öldükten sonra fotoğrafın çekilmiş olabileceği ihtimalini akıllara getiriyor.  Darrien Hunt, elinde samuray kılıcı olduğu için polisler tarafından vurularak öldürüldü.

Jesse Williams, tüm bu örnekleri sıraladıktan sonra, bulundukları salondaki insanların siyahi olmalarının artık bir yerlere gelmelerine mani olmamasının, siyahilere yönelik ayrımcılığı yok etmediğini anlatmak üzerine kurguluyor konuşmasının geri kalanını. “Yıllarca damgalanmış bedenlerimizle dua etmişken, şimdi birileri bedenlerimizdeki damgalar için para versin diye dua ediyoruz.” çok vurucu ve popüler kültürün riyakarlığını muhteşem bir biçimde anlatan bir cümle. Popüler kültürün siyahilerden, ve elbette yalnızca siyahilerden değil tüm azınlıklardan, alıp da metalaştırdığı hikayelere dair bir cümle bu. Amerika’da yaşayan siyahiler, özellikle de eğlence sektöründekiler, hikayelerinin pazarlanmaya değer görülmesine uzun zamandır bel bağlamış durumdalar. Siyahi bir oyuncunun rol bulabilmek için, siyahi karakterlerin yazılmasına ihtiyacı var. Siyahi müzisyenlerin satış yapabilmesi, müzik pazarında yaptığı müziğe, müziğiyle anlattıklarına talep olmasına bağlı. Pazarların kontrolü de çoğunluğun yani beyazların elinde. Siyahilere yönelik baskının geniş kitlelere erişmesi, o baskıyı uygulayanların kontrolünde. Bir yandan da, eğlence sektöründe siyahilerin iş bulabilmesi, siyahiler arasından göstermelik bir grubun seçkinleşmesine yol açıyor, tıpkı siyahilere ayrılan eğitim kontenjaları ve benzeri pozitif ayrımcılık örneklerinde olduğu gibi. Seçkinleşme, sorunu çözmüyor, etnik ayrımcılığın parçası olmaya devam eden diğer kesimlere başlarına gelenlerin kendi suçları olduğuna dair bir söylem üretilmesine yol açıyor. Keza onlara gösterilebilecek “kendini kurtarmış” bireylere dair örnekler artmış oluyor. Kısacası seçkin bir kesimin varlığı, ayrımcılığı yok etmek yerine kemikleştiriyor. Çözüm ihtimalini ortadan kaldırıyor, kurtuluşu bireyselleştiriyor.

Tam da bu yüzden insanlar Williams’ın konuşmasını ırkçı varsayılması oldukça komik. Williams, konuşmasında bu bireyselleştirilmiş kurtuluşun yerine örgütlü bir mücadele ortaya konulması gerektiğini seçkinleşmiş olan siyahilere anlatıyor. Bu konuşma siyahilere yönelik ayrımcılığa dair alışılmışın dışında bir söz söylüyor. Özellikle azınlık grupların özneliğini benimseme biçimlerinin ve buna dair pratiklerinin, egemen kimliklerle aynı olamayacağını bilmeyenlere çok sert gelen bu cümleler, sert oldukları kadar da haklılar.

Siyahi hayatlar önemlidir, çünkü tüm hayatlar önemlidir. Her ne kadar siyahiler üzerinden şekillense de konuşma, dünyanın her yerinde etnik, cinsel, dini veya kimliklerinin herhangi bir parçasından dolayı ayrımcılığa uğrayan tüm bireyler için edilmiş cümleler bunlar. Bu yüzden de Jesse Williams’la dayanışmak lazım.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi