Jersey Boys, Marshall Brickman ve Rick Elise’in aynı isimli kitaplarından yine yazarların kendileri tarafından uyarlanan; gerek western/ spagetti western türlerinde unutulmaz oyunculuklarıyla, gerek se Milyon Dolarlık Bebek (Million Dollar Baby), Unforgiven filmleriyle Oscar kazanmış usta yönetmen Clint Eastwood tarafından sinemaya yeniden uyarlanmış bir film.

Jersey Boys, aslında müzikal kapsamına alınabilecek, Frankie Valli ve grubu Four Seasons’ın yükselişini, aralarındaki sorunları ve bu sorunların sonucunda dağılışlarını konu alan bir biyografi, ancak müzikal türüne en çok yaklaştığı dakikalar filmin  son beş dakikası denilebilir.

Frankie Valli rolünü canlandıran John Lloyd Young, aslında karakter konusunda oldukça tecrübeli bir aktör, çünkü 2006 yılında Broadway’de sergilenen Jersey Boys müzikalinde de Frankie Vallie’yi canlandırarak Amerika’nın prestijli tiyatro ödüllerinden olan Tony ödülünü kazandı. Frankie Valli’yi sokaklardan kurtaran ve grubuna alarak kariyeri konusundaki ilk adımı atmasını sağlayan Tommy Devito rolünü ise genellikle televizyon dizilerinden tanıdığımız Vincent Piazza canlandırıyor. Vincent Piazza bana kalırsa oldukça iyi bir iş çıkarmış ve canlandırdığı karakterin Frankie Valli’den daha uçuk kaçık ve sorumsuz olması bakımından yer yer rol de çalabiliyor. Vogler’in karakterin yolculuğunda bahsettiği mentor ile tanışma evresindeki mentor, filmde tecrübeli aktör Christopher Walken’ın canlandırdığı Gyp DeCarlo olarak karşımıza çıkıyor. Gyp film boyunca ara ara karşımıza çıkacak olan ve ihtiyacı olduğu anlarda Frankie Valli ve grubuna yardım edecek bir koruma kalkanı olarak görülebilir. Christopher Walken, canlandırdığı Gyp karakterine mükemmel bir şekilde uyum sağlamış olsa da, Gyp filme uyum sağlayamamış; tam olarak nereye konumlandıracağımızı bilemediğimiz ama yer yer duygusal ve mizahi yönü kuvvetli babacan bir karakter olarak değerlendirilebilir. Filmde yer alan kadın karakterlerse, genel olarak grup üyelerinin seks ihtiyaçlarını karşılamak adına filme yerleştirilmiş gibiler. Tabi ki kadınların ilgisi, dört erkekten oluşan ve yükselişe geçen bir grubun iyi gittiğini kanıtlayan bir etken olarak filmin olmazsa olmazı olacaktı.

Jersey Boys, Frankie Valli’nin hayatına odaklansa da anlatıcı olarak diğer üç grup üyesinin sırayla kullanılması ve seyirci olarak olayları tamamen kahramanın gözünden ya da iç dünyasından izlemiyor oluşumuz filmin güzelliklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Four Seasons’ın hit parçaları olan Sherry, Big Girsl Don’t Cry gibi şarkıların oluşum aşamalarına dahil olup, bir de üzerine oyuncuların kendi seslerini kullandıkları versiyonlarıyla müzik ziyafeti çekip 1960’ların Amerika’sına bir yolculuğa çıkıyoruz. Jersey Boys, 1950 ve 60’lara gidip gelmeye alışkın olan diğer Hollywood dönem filmleriyle eşdeğer olarak kostüm ve mekan kullanımında dönemi yansıtmasıyla başarılı bir film. Ancak makyaj konusunda John Lloyd Young’ın çizgilere rağmen, bir türlü yaşlanamaması, yüzündeki  o genç ifadenin kaybolmaması zaman zaman karakterle özdeşim kurmamı engelledi diyebilirim.

Sonuç olarak Clint Eastwood izleyicisine, beklentinin biraz altında kalsa da keyifli bir seyir vaat ediyor. Sevdiğiniz ya da en azından aşina olduğunuz şarkıların nasıl oluşturulduğunu, grubun eğlenceli tavrının altında hangi duygusal dalgalanmalar barındırdığını anlamak ve “Jersey kanunlarına” tanıklık etmek adına izlenebilecek keyifli bir müzikal biyografi.

Not : Filmden çıktığınızda “Sheerry…” diye mırıldanmanız normaldir.

Jersey Boys, Marshall Brickman ve Rick Elise’in aynı isimli kitaplarından yine yazarların kendileri tarafından uyarlanan; gerek western/ spagetti western türlerinde unutulmaz oyunculuklarıyla, gerek se Milyon Dolarlık Bebek (Million Dollar Baby), Unforgiven filmleriyle Oscar kazanmış usta yönetmen Clint Eastwood tarafından sinemaya yeniden uyarlanmış bir film. Jersey Boys, aslında müzikal kapsamına alınabilecek, Frankie Valli ve grubu Four Seasons’ın yükselişini, aralarındaki sorunları ve bu sorunların sonucunda dağılışlarını konu alan bir biyografi, ancak müzikal türüne en çok yaklaştığı dakikalar filmin  son beş dakikası denilebilir. Frankie Valli rolünü canlandıran John Lloyd Young, aslında karakter konusunda oldukça tecrübeli bir aktör, çünkü 2006 yılında Broadway’de sergilenen Jersey Boys müzikalinde de Frankie Vallie’yi canlandırarak Amerika’nın prestijli tiyatro ödüllerinden olan Tony ödülünü kazandı. Frankie Valli’yi sokaklardan kurtaran ve grubuna alarak kariyeri konusundaki ilk adımı atmasını sağlayan Tommy Devito rolünü ise genellikle televizyon dizilerinden tanıdığımız Vincent Piazza canlandırıyor. Vincent Piazza bana kalırsa oldukça iyi bir iş çıkarmış ve canlandırdığı karakterin Frankie Valli’den daha uçuk kaçık ve sorumsuz olması bakımından yer yer rol de çalabiliyor. Vogler’in karakterin yolculuğunda bahsettiği mentor ile tanışma evresindeki mentor, filmde tecrübeli aktör Christopher Walken’ın canlandırdığı Gyp DeCarlo olarak karşımıza çıkıyor. Gyp film boyunca ara ara karşımıza çıkacak olan ve ihtiyacı olduğu anlarda Frankie Valli ve grubuna yardım edecek bir koruma kalkanı olarak görülebilir. Christopher Walken, canlandırdığı Gyp karakterine mükemmel bir şekilde uyum sağlamış olsa da, Gyp filme uyum sağlayamamış; tam olarak nereye konumlandıracağımızı bilemediğimiz ama yer yer duygusal ve mizahi yönü kuvvetli babacan bir karakter olarak değerlendirilebilir. Filmde yer alan kadın karakterlerse, genel olarak grup üyelerinin seks ihtiyaçlarını karşılamak adına filme yerleştirilmiş gibiler. Tabi ki kadınların ilgisi, dört erkekten oluşan ve yükselişe geçen bir grubun iyi gittiğini kanıtlayan bir etken olarak filmin olmazsa olmazı olacaktı. Jersey Boys, Frankie Valli’nin hayatına odaklansa da anlatıcı olarak diğer üç grup üyesinin sırayla kullanılması ve seyirci olarak olayları tamamen kahramanın gözünden ya da iç dünyasından izlemiyor oluşumuz filmin güzelliklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Four Seasons’ın hit parçaları olan Sherry, Big Girsl Don’t Cry gibi şarkıların oluşum aşamalarına dahil olup, bir de üzerine oyuncuların kendi seslerini kullandıkları versiyonlarıyla müzik ziyafeti çekip 1960’ların Amerika’sına bir yolculuğa çıkıyoruz. Jersey Boys, 1950 ve 60’lara gidip gelmeye alışkın olan diğer Hollywood dönem filmleriyle eşdeğer olarak kostüm ve mekan kullanımında dönemi yansıtmasıyla başarılı bir film. Ancak makyaj konusunda John Lloyd Young’ın çizgilere rağmen, bir türlü yaşlanamaması, yüzündeki  o genç ifadenin kaybolmaması zaman zaman karakterle özdeşim kurmamı engelledi diyebilirim. Sonuç olarak Clint Eastwood izleyicisine, beklentinin biraz altında kalsa da keyifli bir seyir vaat ediyor. Sevdiğiniz ya da en azından aşina olduğunuz şarkıların nasıl oluşturulduğunu, grubun eğlenceli tavrının altında hangi duygusal dalgalanmalar barındırdığını anlamak ve “Jersey kanunlarına” tanıklık etmek adına izlenebilecek keyifli bir müzikal biyografi. Not : Filmden çıktığınızda “Sheerry…” diye mırıldanmanız normaldir.

Yazar Puanı

Puan - 63%

63%

Sevdiğiniz ya da en azından aşina olduğunuz şarkıların nasıl oluşturulduğunu, grubun eğlenceli tavrının altında hangi duygusal dalgalanmalar barındırdığını anlamak ve “Jersey kanunlarına” tanıklık etmek adına izlenebilecek keyifli bir müzikal biyografi.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
63
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi