1800’lü yılların sonlarında, Batı’yla olan ekonomik ilişkileri vasıtasıyla tanıştığı modernizmi hızla bünyesinde sindiren Japonya; 20. yüzyıla oldukça büyük bir atılımla girmişti. Bu, sürekli ilerlemeci temelde inşa edilmiş modernist bakış açısı yoluyla ve teknolojik ilerlemelerle oldukça erken tanışan ülkede haliyle sinema da oldukça erken bir dönemde başlamıştı. 1920’lerde oldukça geniş bir sinema salonu ağı ve yapım sektörü olan Japonya, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan yakıma karşın sinemasını ayakta tutmayı başarmıştır. Bu açıdan savaş sonrası dönemde çekilen filmlerin kalitesi ve izleyici sayısı çok kısa bir sürede eski dönemi yakalamış ve onu geçmiştir. Japon Sineması dediğimizde de aslında genel olarak bu, savaş sonrası dönemi kast ederiz sıklıkla.

“Sessiz dönem”in de ardından gelen ve “erken dönem” olarak adlandırdığımız -ki bazıları bu dönemi Japon Sineması’nın altın çağı kabul ettiği için bu ismi kullanmaz- bu dönem; Ozu, Kurosawa, Mizoguchi ve Naruse gibi ustalar sayesinde Japon Sineması’nı oldukça değerli bir noktaya taşımıştı. Ardından gelen ufak bir geçiş dönemi sonrasında Nuberi Bagu’yla bambaşka bir yapıya bürünen bu sinema, aslında sinema tarihine geçen işlere imza atılmasına karşın birçok açıdan Batı’da göz ardı edilmiştir. Bu yüzden birçok alanda hala, Japon Sineması erken dönem dörtlüsü üzerinden anılmaya devam etmektedir. Oysa, Fransız Yeni Dalgası’nın bir tür taklidi olarak görülerek yadsınan Nuberu Bagu, birçok hususta Fransız Yeni Dalgası’nı aşmış; hatta yer yer onun öncülü konumuna erişmiştir. Bu açıdan Japon Sineması adına bir altın dönem aranıyorsa bu hiç kuşkusuz Nuberu Bagu’dur. Biz de listemizde Nuberu Bagu’dan önemli yönetmenleri seçmeye çalışsak da maalesef haksız yere birçoğunu liste dışı bırakmak zorunda kaldık. Çünkü 15 sınırı üzerinden Japon Sineması tarihine dönük bir liste yapmaya çalıştığımız için ağırlıklı olarak tarzsal ve dönemsel olarak bir tarama yaptık.

Ayrıca günümüz Japon Sineması’nda temel eğilim olan auteur yaklaşımdan dolayı da birçok yönetmene yer vermekte zorlandık. Bu açıdan listenin, bilgilendirici bir metinden ziyade merak uyandırıcı bir çalışma olarak ele alınması; liste dışı kalmış yönetmenleri araştırmak için oldukça faydalı olacaktır.

Yasujiro Ozu

600full-yasujiro-ozu

1903’te Tokyo’da doğan ve 1963’te tam da doğduğu günde hayatını kaybeden, Japon Sineması’nın; kendi kültürünü sinemaya yansıtabilmesiyle kurucusu olarak görülen Ozu, minimalist yaklaşımın ustalarından kabul edilir. Yönetmen; Uzak Doğu felsefelerinde, Batı’nın tersine dolaylı eylem kavramıyla durağanlığa vurgu yapılmasının bir sonucu olan minimalist düşünme pratiğini; özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası büyük bir krizde olan ülkesi üzerinden yorumlamasıyla tamamen kendine has bir sinema dili oluşturmuştur. Öyle ki Ozu sineması hiçbir zaman epik ya da geniş çaplı olaylara yer vermez. Onun filmlerindeki temel odak gündelik yaşam ve bu sessiz akış içindeki aslında duymadığımız büyük çığlıklardır.

Önerilen Filmi: Banshun (1949)

Kenji Mizoguchi

sjff_02_img0778

1898 Tokyo doğumlu olan ve yüzden fazla filmiyle Japon Sineması’nın en üretken yönetmenlerinden olan Mizoguchi, aynı zamanda Batı’ya ülkesinin sinemasını ilk olarak tanıtan kişidir. Gelenek ve modernizm arasındaki çatışmada özellikle kadına yönelik bakış açısı ve onun üzerinden geliştirdiği söylemle sinema tarihinde derin bir etki bırakan yönetmenin sinemasındaki dikkat çeken bir diğer unsur da görsel kullanımıdır. Derinlikli hikaye anlatıcılığını bir adım daha öteye taşıyan görsel yaklaşımıyla Mizoguchi, sinemada hikaye anlatıcılığını kırmaya çalışmış ilk yönetmenlerdendir. Bu açıdan etkileyici bir sinematografiye ağırlık veren yönetmen, daha sonraki neslin sinemayı fotoğrafla harmanlamasına ön ayak olmuştur.

Önerilen Filmi: Ugetsu monogatari (1953)

https://www.youtube.com/watch?v=QWbcK42iplc

Akira Kurosawa

ejiNPRV

Japon Sineması dendiğinde ilk akla gelen yönetmenlerden olan 1910 doğumlu Akira Kurosawa, hem Samuray filmleri türünün gelişmesinde hem de mizansen kullanımı konusunda getirdiği stilistik bakış açısıyla sinema tarihinde birçok yönetmenin hayranlığını kazanmış efsane yönetmenlerden biridir. Görsel kompozisyon, müzik kullanımı, karakter yaratımı gibi konularda ortaya koyduğu yaklaşımlarla epik sinemayı bütüncül bir temele oturtan Kurosawa’nın, dev bütçeli ve bir çoğu üç saate yakın ya da  daha uzun olan filmleri; bu görkemli anlatılarıyla oldukça geniş bir kitleye ulaşmıştır. Her ne kadar mizansen olarak Japon kültüründen beslense de ağırlık olarak Batı klasiklerini uyarlamaya çalışmış olan yönetmenin bu çabası hem eleştirilmiş hem övülmüştür.

Önerilen Filmi: Shichinin no samurai (1954)

Mikio Naruse

220px-Mikio_Naruse_cropped

Ozu, Mizoguchi ve Kurosawa’dan sonra temelleri sessiz döneme dayanan kuşağın dördüncü ve son en önemli yönetmenlerinden olan 1905 doğumlu Naruse, özellikle melodram türündeki filmleriyle kendine has bir anlatı tarzı oluşturmasıyla dikkat çeker. Eisenstein’ın biçimci kuramının bazı örneklerini gösterdiği gibi 60 sonrası filizlenen yeni dalga akımının ilk örnekleri sayılabilecek gerçekçi yaklaşımları da filmlerinde kullanmayı başaran yönetmen, sinemasal anlamdaki yenilikleri Japon melodram geleneğiyle birleştirmiştir. Bu açıdan Naruse’nin önemi erken dönem Japon Sineması ile Nuberu Bagu (Japon Yeni Dalgası) arasında bir geçiş görevini görmüş olmasıdır. En nihayetinden bu geçiş öylesine büyük bir etki yaratmıştır ki devamında birbirinden başarılı yönetmenler bu yeni akım sayesinde sinemaya adım atmayı başarmıştır.

Önerilen Filmi: Onna ga kaidan wo agaru toki (1960)

Masaki Kobayashi

600full-masaki-kobayashi

Kurosawa’nın epik sinemasının izinden giderek, Japonya’nın kültürel ve siyasi tarihinden beslenen filmlere imza atan 1916 doğumlu Kobayashi; özellikle yer yer deneysele kayan eserleriyle, yenilikçi yaklaşımların en büyük savunucularından olmuştur. Savaş, korku, tarihi ve romantik gibi birbirinden oldukça uzak tarzlarda filmler çekerek sinemasal yaklaşımlarını bu tarzlara uyarlamaya çalışan yönetmen sinema tarihine geçen bir çok işe de imza atmayı başarmıştır. Özellikle korku sinemasında ses ve müzik kullanımının önemini fark ederek, o dönemde Batı’da ve Amerika’da çekilen filmlerin çok ötesinden bir yaratıcılık ve derinlikli bakış açısı gösteren yönetmenin bu filmlerinin değer ancak yıllar sonra anlaşılabilmiştir.

Önerilen Filmi: Kaidan (1964)

Seijun Suzuki

w240

Nuberi Bagu’nın en şahsına münhasır yönetmenlerinden olan, 1923 Tokyo doğumlu Suzuki; bazı özel insanlar için kullanılan dahilik ile delilik arasında o ince çizginin sınırlarında dolaşan biri. Sahne tasarımı ve mizansen olarak B-Film tarzının aşırı stilistik bir yorumunu ortaya koyan yönetmen, hikaye anlatıcılığı konusundaysa ağrılıklı olarak doğaçlama bir yaklaşım güder. Bu açıdan filmleri birçok sinema izleyicisi için fazlasıyla zorlayıcıdır hatta birçok filmi vasat damgası dahi yemiştir. Özellikle Tarantino ve Jarmusch gibi auteur yönetmenleri oldukça derinden etkilemiş olan Suzuki için hikaye anlatıcılığından ziyade önemli olan filmin genel olarak uyandırdığı hissiyattır. Bu açıdan filmleri sinematografik açıdan çağının çok ötesinden yaratıcı bakış açıları ortaya koyar.

Önerilen Filmi: Nikutai no mon (1964)

https://www.youtube.com/watch?v=_NHgbKL57hc

Hiroshi Teshigahara

Hiroshi_Teshigahara

1927’de doğan ve Nuberu Bagu’nun ilk örneklerini vererek bu akımın bir anlamda genel hatlarını çizen Teshigahara; özellikle erken dönem Japon Sineması’na hakim olan gelenek-modernizm çatışmasından uzaklaşarak odağını tamamen modern insanın çıkmazlarına yöneltmiştir. Bu amaçla filmlerinde genellikle kalabalık şehirlerdeki insanların yaşadıkları yalnızları ve kimlik bunalımlarını işleyen yönetmen devamcısı olan diğer Nuberu Bagu temsilcilerinin de bu alana yönelmesini sağlamıştır. Aynı dönem Batı’da da büyük bir ivme kazanan yeni dalga hareketlerine paralel bir, kamerayı sokağa çıkararak “görme” mefhumuna ağırlık veren yönetmenin eserlerinin en önemli özelliğiyle bu yenilikçi yaklaşıma ek olarak içerdikleri felsefi derinlikli yaklaşımdır.

Önerilen Filmi: Tanin no kao (1966)

Susumu Hani

1104597

Erken dönem Japon Sineması’na yön veren Ozu, Mizoguchi, Kurosawa ve Naruse dörtlüsüne benzer şekilde Hani de, Nuberu Bagu’ya yön veren bir dörtlü grubun ilk üyelerindendir. Her birinin kendine has tarzı olmasına karşın genel olarak ortaya koydukları yenilikçi yaklaşımla belli bir akım oluşturan bu yöentmenler, birçok filmlerinden yer yer avangarda kayan bakış açıları geliştirmişlerdir. Hani de, özellikle toplumsal tabular olan ensest ve cinsellik gibi temaları “görme” mefhumuyla birlikte işlemesiyle ön plana çıkmıştır. Ayrıca daha sonra 68 kuşağı olarak adlandıracağımız kuşağın doğmasını sağlayan muhalif yönelimler de filmlerinde kendine yer bulur.

Önerilen Filmi: Hatsukoi: Jigoku-hen (1968)

https://www.youtube.com/watch?v=WS9Q9fd_B2o

Toshio Matsumoto

w240 (1)

Nuberu Bagu dörtlüsü içerisinde özellikle Terayama ile birlikte daha çok avangart ve deneysel filmlere yönelen Matsumoto, ortaya koyduğu eserleriyle günümüze değin uzanan bir söylem geliştirmeyi başarmıştır. Ağırlıklı olarak kısa film ve videoart çalışmaları olan yönetmenin sinemayla olan ilişkisi de daha çok çağdaş sanatı ve onun hakikat bağlamında oluşmuştur. Toplamda sadece dört tane uzun metrajlı filmi olmasına karşın Matsumoto, Japon Sineması’nda tamamen kendine has bir yer edinmeyi başarmıştır. Videoartlarındaki deneysel ve avangart yaklaşımları uzun metrajlı filmlerinde de sürdüren yönetmen, Nuberu Bagu’ya has yaklaşımlardan olan bastırılmış duyguları açığa çıkarmayı aynen uygularken bir de buna 68 kuşağının varoluşçu arayışını eklemiştir.

Önerilen Filmi: Bara no soretsu (1969)

https://www.youtube.com/watch?v=ZucjIDhEwA4

Yoshishige Yoshida

600full-yoshishige-yoshida

Nuberu Bagu içerisinden, Batı’ya dönük yaklaşımı bizzat Avrupa’da film çekerek bir adım daha ileriye taşımayı başarmış bir yönetmen olan Yoshida; deneysel ile kurgusal arasında belli bir denge tutturmaya çalıştığı sinemasıyla, Japon Sinema tarihinin en yüksek zirvelerinden birine ulaşmıştır. 68 kuşağı varoluşçuluğu ve gelenek karşıtı tutumuyla kendine has bir anlatı oluşturmayı başaran yönetmenin, özellikle anti-sinemaya kayan yenilikçi yaklaşımlarıyla çektiği filmler döneminde pek fazla anlaşılmasa da yıllar sonra hak ettiği değere kavuşmuştur. Özellikle yerelde Japon tarihini, insanlığın evrensel tarihiyle birlikte işleyen filmleriyle oldukça sert politik göndermelerin yanında yer yer nihilizme kayan feminist yaklaşımları bir arada işleyen yönetmen, Nuberu Bagu’nun bir anlamda kuramsal çatısı olmuştur.

Önerilen Filmi: Erosu purasu Gyakusatsu (1969)

Shuji Terayama

064terayama

Hani, Matsumoto ve Yoshida ile birlikte Nuberu Bagu’nun en etkili dördüncü ve son yönetmeni olan Terayama, özellikle yönetmenlik dışındaki kariyeriyle dikkat çekmektedir. Oldukça ünlü bir fotoğrafçı, oyun yazarı ve şair olan Terayama, tıpkı Matsumoto gibi çok fazla uzun metraj film çekmemiştir. Ama buna karşın ortaya koyduğu avangart eserleriyle hem videoart alanında derin izler bırakmış hem de sinemaya yeni bakış açıları getirmiştir. Özellikle toplumun lümpen kesimine yönelttiği odağı ile sistem eleştirisi temeli inşa eden yönetmenin, yer yer Jodorowsky’ye kayan saykodelik atmosferi; filmlerinin genel izleyici kitlesi tarafından fazlasıyla saldırgan ve tehditkar bulunmasına yol açmış ama günümüzde bu algı yerini derinlemesine analizlere bırakmıştır.

Önerilen Filmi: Sho o suteyo machi e deyou (1971)

Nagasi Oshima

220px-Nagisa_Oshima_at_Cannes_in_2000

Nuberu Bagu’ya dayanan köklerine karşın daha çok auteur eğilim içinde olan bir dönemin başlangıcı olan Oshima, aslında ağırlıklı olarak Japon Sineması’na getirdiği erotik film açılımıyla tanınmaktadır. Nuberu Bagu akımı içinde de temel meselelerden biri olan toplumsal baskılar ve ensest yönelimli cinsellik gibi temaları kendine temel seçen yönetmenin sineması bu açıdan, pornografik kültürü belli bir sinemasal anlatıyla birleştirmeyi başarır. Bu açıdan Oshima’nın filmleri ne yüzeysel erotik filmlerin yüzeyselliğindedir ne de ana akımın genel tabularına uyar. Herhangi bir sansür sınırlaması koymadan erotizmi sinemasında kullanan yönetmen, aslında burada gerçekçi bir bakış açısı koyar ortaya. İnsanoğlunun derinliklerinde yatan cinselliği anlamak için onu estetize etmeden olduğu gibi kullanır filmlerinde.

Önerilen Filmi: Ai no korida (1976)

https://www.youtube.com/watch?v=FP46wzCt-DA

Shohei Imamura

Imamura-Shohei

Adını daha ziyade Batı’daki festivallerden aldığı ödüllerle duyurmasına karşın, Japon Sineması kültürü içinde çok önemli bir yeri olan yönetmenlerden biri Imamura. Sinemasında Kurosawa’dan Ozu’ya, Yoshida’dan Oshima’ya kadar birçok yönetmenin yaklaşımları tek potada eriten yönetmenin filmleri bu açıdan Japon Sineması’nın bir özetini sunar gibidir. Özellikle gerçekçi yaklaşımı yadsıyan ilk dönem sinemayla, geleneksel yaklaşımda tümden uzaklaşarak yüzünü tamamen Batı’ya dönmüş Nuberu Bagu’yu birleştirmeye çalışır filmlerinden Imamura. Bu, farklı yaklaşımı ve oldukça güçlü bir analiz yeteneğine sahip olması haliyle yönetmenin sinemasının tam bir auteur olmasını sağlamıştır.

Önerilen Filmi: Narayama bushiko (1983)

Takeshi Kitano

Beattakeshi

Günümüz Japon Sineması’ndaki hiç kuşkusuz en tanıdık simalardan biri Kitano’dur. Elbette burada yönetmenin kariyerine aslında oyuncu olarak başlamasının da katkısı oldukça büyük. 1975 sonrası Japon Sineması’na hakim olan auteur yönelimin en keskin örneklerinden biri olan Kitano, ayrıca oldukça da üretken biri. Ağırlıklı olarak komedi ve polisiye-suç türlerine getirdiği farklı yaklaşımla öne çıkan yönetmenin, neredeyse tamamen kendinse has bir izleyici kitlesinin olduğunu söylemek yanlış olmaz hatta. Özellikle TV geleneğinden geliyor olmasıyla diğer öncülü yönetmenlerden belirgin şekilde ayrılan Kitano’nun sineması da bu TV geleneğini birçok açıdan yansıtır.

Önerilen Filmi: Hana-bi (1997)

Hirokazu Koreeda

koreeda

Son dönem auteur yönelimler içinde özellikle Japon Sineması’nın köklerine dönük bir yeniden yorumlama arayışına girmesiyle dikkat çeken Koreeda; yeni-minimalizm diyebileceğimiz yaklaşımla, ilk dönem Japon Sineması’nı Nuberu Bagu üzerinden yeniden ele alır. Bu açıdan Ozu ve Naruse’ye oldukça yakın bir çizgide, durağan ve dingin bir anlatı seçen yönetmen; buna karşın bu yönetmenlerin salt biçimci anlayışlarının karşısına Nuberu Bagu’nun gerçekçi yaklaşımını koyar. Haliyle yönetmenin sineması gerçekçi yaklaşımın sert politik çizgisinden uzaklaşarak varoluşçu bakış açısını zamansallık mefhumu üzerine kurarak minimalizmi yeniden ele alır.

Önerilen Filmi: Aruitemo aruitemo (2008)

https://www.youtube.com/watch?v=Ve29ftjQTRg

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi