İngiliz edebiyatının ölmeyen kadını, normlara uymama timsali, her cümlesine mizah yeteneği ve zekasının izlerini bırakan Jane Austen; ilk taslağını 22 yaşında yazmayı bitirdiği Pride and Prejudice ile kelimenin tam manasıyla edebiyat tarihine ismini kazıdı. 1813’te okurlara bir hediye gibi gelen Pride and Prejudice, Austen’ın en unutulmaz eseri oldu. Peki Pride and Prejudice’i en değerlilerin arasına koyan, Elizabeth Bennet’ı en sevilen yapan neydi? Peki ya Jane Austen ile Elizabeth Bennet arasında güçlü bir bağ olduğunu düşündürten ne? Austen ve Elizabeth benzerliğine doğru bir yolculuğa hazır mısınız?

1775 yılının İngilteresi’ne gözlerini açan, bir bölge papazının sekiz çocuğundan yedincisi olarak dünyaya gelen Jane Austen, daha 12 yaşındayken yazma tutkusunu keşfetti. Henüz 22 yaşındayken, “sevgili çocuğum” dediği Pride and Prejudice’in ilk taslağını tamamladı. 1817 yılında ölmeden sadece 4 yıl önce okurlarıyla buluşturabildiği Pride and Prejudice,  yayınlandığı ilk günden beri ilgi odağı olmayı başardı. Sevgili çocuğunun ne kadar sevildiğini görme şerefine erişecek kadar yaşamış olan Austen, çocuğunun unutulmazlara aday olduğunu göremeyecek kadar da erken hayata veda etti. Her eserine akıllıca ve bir o kadar da eğlenceli bir şekilde yerleştirdiği duygu, mantık, kararlılık, hayata karşı mizahi bakış ve kendinden eminlik temalarını dönemine göre oldukça cesur ve alaycı bir dille aktaran Austen; sadece kadın okurların değil, Winston Churchill ve Rudyard Kipling gibi tarihin önemli isimlerinin de içinde bulunduğu erkek okurların da dikkatini çekti. Sense and Sensibility, Emma, Mansfield Park, Persuasion, Northanger Abbey ve Pride and Prejudice isimli toplamda 6 tamamlanmış eser bırakan Austen, hepsine yerleştirdiği kadın karakterleriyle dikkat çekti. En çok da Elizabeth Bennet ile… Edebiyatın olduğu kadar sinema ve televizyonun da her zaman ilgi odağında olan Pride and Prejudice, birçok kez filme ve televizyona uyarlandı. 1995 yılında mini dizi halinde izleyiciyle buluşan Pride and Prejudice’in Darcy’si Colin Firth ile 2005 yılında beğeniye sunulan sinema uyarlamasının Elizabeth’i olan Keira Knightly, bu büyük edebi eserin iki önemli karakterine başarıyla hayat veren isimler olarak akıllara kazındı. Kendi hayatı da 2007 yılında Becoming Jane ile sinemada gösterime sunulan ve Anne Hathaway tarafından canlandırılan Austen’ın Elizabeth Bennet ile arasındaki kuvvetli bağ ise hep konuşulan bir konu olarak gündemde yerini korudu.

becoming-jane-filmloverss

Elizabeth Bennet: Pride and Prejudice’in Kahramanı

Elizabeth Bennet; Jane Austen’ın sevgili çocuğunun ana kahramanı ve İngiliz edebiyatının en çok tanınan kadın karakteri. Elizabeth’i bu kadar farklı kılan şeylerin başında şüphesiz, doğallığı ve bununla barışıklığı geliyor. Yeterince güzel olma talihine erişmiş olan ama olmasa da bununla zaten bir derdi olmayacağına emin olan Elizabeth; dramadan uzaklığı ile de döneminin kadınlarından ayrılıyor. Dahiyane espri yeteneği ve anlayışını enerjisi ile birleştirerek ışıltı saçan Elizabeth, dönemin daha çok piyano çalan ve örgü ören hemcinslerinden farklı olarak, okuyor! Bol bol, severek ve coşkuyla… Etrafında olan biteni kavrayabilmesi, aile bireylerini ve arkadaşlarını olduğu gibi kabul edebilmesi, kadınlara karşı olan önyargılarla başı dik bir şekilde başa çıkabilmesi ise, Elizabeth’in güçlü karakterinin en büyük göstergeleridir. Çok iyi bir eğitim almamasına rağmen kültürel açıdan çok da geri kalmayan Elizabeth, tüm küçük görmeleri görmezden gelmeyi ve sakinlikle savuşturmayı bilir. Hayatının temellerini kuvvetlendirmek içinse, zengin bir evlilik yapmak hiçbir zaman başvurmayacağı bir seçenektir. Bu yönüyle ailenin asi kızı ilan edilen Elizabeth, çok belli edilmese de babasının göz bebeğidir. Zira onun, kardeşlerinden ve çevredeki herkesten ayrı olduğunu ilk fark eden ve buna hayranlık besleyen babasıdır. İkincisi ise Mr. Darcy olur ve o da hayatını Elizabeth ile geçirmek ister. Sonunda Elizabeth de, bunu planlamadığı halde, ona maddi refah getirecek bir eş seçmiş olur. Ama sevgi ve şefkat yoksunluğunun boğduğu bir evlilik olmayacaktır bu. Elizabeth’in hatalarına sahip çıkarak, kalbinin sesini dinleyerek, başını dik tutarak aldığı bir kararın meyvesi olacaktır. Hayatı boyunca geçimini garantilemek için sevgisiz bir evliliğe evet demeyecek kadar çok kendisini seven Elizabeth; çevresi tarafından alt sınıftan olduğu düşünülen bir kadınla beraber olmayı istemesinin doğurduğu tepkiye meydan okuyarak aşkını seçecek kadar kendisini seven Darcy  ile hayatını birleştirir. Elizabeth’i hem edebiyatın, hem de sinemanın unutulmazlarından kılan da bu ilham veren cesaretidir.

elizabeth-bennet-filmloverss

Jane Austen İle Elizabeth Bennet Arasındaki Güçlü Bağ

Jane Austen’ın eserleri, yazarın gerçek hayatından bariz izler taşımaktadır. Fakat bu izler hiçbirinde, Pride and Prejudice’te olduğu kadar yoğun değildir. Yazar adeta, kendi hayat hikayesinin hayal ettiği sonunu, Pride and Prejudice ile dünyaya ilan etmiştir. Bu bağlamda da, hikayenin ana karakterine kendinden çok şey vermiştir. Elizabeth Bennet, aynı Austen gibi, çok çocuklu bir ailenin üyesidir ve yaşam standartları benzerdir. Elizabeth’in babası da, Austen’ın babası gibi çiftçilikle uğraşmaktadır ve ailenin geri kalanından uzaktır. Buna rağmen, ikisinin de babası ailede en çok onlarla bağ kurar. Elizabeth’in de Austen gibi, sırlarını ve dertlerini paylaştığı ve çok sevdiği bir kız kardeşi vardır. Daha çok evde kendi kendilerini eğiterek gelişen Elizabeth ve Austen, bu açıdan da benzerlik gösterir. Okumaya düşkünlükleri ise, onları birleştiren en sağlam köprüdür. Kelimeler ve mizah, Elizabeth ve Austen’ın hayatlarının vazgeçilmez parçalarıdır. Elizabeth de Austen gibi, aşksız bir evliliğe evet demektense ömür boyu yalnızlığa razı olmayı seçer. Bir farkla: Elizabeth, hayatının aşkını bulur ve onunla evlenir. Jane ise tek yoğun duygular beslediği ve kız kardeşi Cassandra’ya yazdığı mektuplarda coşkuya bahsettiği adam olan Tom Lefroy ile hiçbir zaman bir araya gelemez. Her ikisinin de varlıklı olmayışı, Tom Lefroy’un ailesi tarafından ilişkinin reddedilmesine yol açar ve sevgililer bir daha birbirlerini görmemek üzere ayrılırlar. Hayatında aldığı tek evlilik teklifini, önce ailesine karşı hissettiği sorumluluktan kabul edip hemen pişman olarak ertesi gün geri çeviren Austen; sevgisiz bir evlilik ile yaşayamayacağını düşündüğünü yazdığı mektuplardan birinde dile getirir. Tüm bunları göz önünde bulundurarak, Elizabeth’in hikayesinin Austen’ın yaşamak istediği mutlu son ile bittiğini düşünmek yanlış olmaz. Dolayısıyla, Jane Austen’ın neredeyse tüm benliğini yansıttığı karakteri olan Elizabeth Bennet’ın da yazarın kendisi kadar çok sevilmesine şaşırmamak gerekir.

jane-austen-filmloverss

Çağımızda bile cesurca ve aykırı olarak algılanabilecek bir duruş sergileyen Austen ve Elizabeth; yalnız kalmama ya da yaşam standartlarını yükseltme kaygısı ile sevgi ve şefkatten ömür boyu yoksun kalmayı umursamayan ya da umursamadığını düşünen günümüz kadınlarına seslenmektedir adeta. Bireysel değerliliğin, yanlarında başkalarının iyi bir eş olarak göreceği biriyle dolaşmaktan beslendiğini düşünenlere de seslenmektedir. Sürekli şikayet edip hayatın sunduklarını göremeyenlere de seslenmektedir. Yaşam enerjisini bir ömür aradığı şey uğruna sarf edip kendinden vazgeçenlere de… Bu iki büyük kadın da çok tartışıldı, çok sevildi, çok araştırıldılar. Ölümsüzlüklerini ise yıllardır aynı tazelikle ilham verebilmelerinden aldılar.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi