Son yılların en başarılı oyuncuları arasında gösterebileceğimiz Jake Gyllenhaal’un önündeki yol en sonunda Akademi’nin kapılarına ulaşacak mı ?

Bir oyuncunun kendi ağzından, rolü Akademi’nin dikkatini çekmek ya da Oscar kazanmak için kabul ettiğini duymanız imkansıza yakındır. Ancak kendisine çizdiği kariyer planı, size bunun ipuçlarını verir.

Leonardo Di Caprio‘yu ele alalım. 2002 yapımı Gangs of New York ve Catch Me If You Can’la birlikte neredeyse her filminde usta bir yönetmenle çalışan ya da dikkatleri üzerine toplayacak bir rolle karşımıza çıkan Di Caprio; The Aviator, Blood Diamond ve The Wolf of Wall Street’le Akademi’den adaylık koparsa da heykelciğine ulaşması için çetin kış şartlarında çalışması ve bir ayıyla güreşmesi gerekti. Tam Di Caprio’nun yüzündeki hayal kırıklığını bir kez daha görmeye mecalimiz kalmamıştı ki oyuncu, nihayet Oscar’a uzandı. O zamandan bu zamana en azından oyuncu olarak henüz bir film setine girmeyen oyuncunun bir sonraki rolünü her zamankinden de fazla ince eleyip sık dokuduğunu görebiliyoruz.

Jake Gyllenhaal ve Önündeki Uzun İnce Oscar Yolu

Leonardo Di Caprio’yu bir kenara bırakırsak özellikle son yıllarda adı sık sık Oscar’la anılan başka bir oyuncu var ki bu isim geçtiğimiz günkü makalesiyle The Guardian‘a konu olan Jake Gyllenhaal’den başkası değil. Adını ilk olarak 2001 yapımı Donnie Darko’yla duyduğumuz Gylenhaal, ilerleyen dönemde inişli çıkışlı bir kariyer grafiği çizerken özellikle 2010 yapımı Prince of Persia: The Sands of Time’la dibe vurmuştu. Geçen dokuz yıllık dönemde David Fincher’ın Zodiac’ında yer alıp Ang Lee’nin Brokeback Mountain’iyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı elde etse de oyuncunun kariyerinin dibe vurduğu 2010 yılıyla birlikte rol tercihlerini titizce seçmeye başladığı aşikar.

Denis Villeneuve’ün 2013 yapımı iki muhteşem filmi Prisoners ve Enemy’de yer alan Jake Gyllenhaal, Oscar için ilk ciddi dikkati 2014’te vizyona giren Dan Gilroy filmi Nightcrawler’la çekmişti. Geçirdiği fiziksel dönüşümle adeta bir deri bir kemik kalan Gyllenhaal’un muazzam şekilde hayat verdiği Louis Bloom karakteri incelikli yazılmış senaryonun de etkisiyle iyiden iyiye şahlanmış ve son yılların en iyi yazılmış/oynanmış kötüsüne dönüşmüştü. Ancak film her ne kadar senaryo dalında Akademi’nin dikkatini çekmiş olsa da Gylenhaal, bırakın Oscar’ı kazanmayı, adaylık dahi alamamış ve belki de en çok hak ettiği yılda Oscar heykelciğine uzanamamıştı.

Bir sonraki filmi Southpaw’da, Nightcrawler’daki sıska karakterini bir kenara bırakarak dev bir boksöre dönüşen ve bir kez daha geçirdiği fiziksel dönüşümle sınırları zorlayan oyuncunun Oscar adaylığı ihtimali yeniden gündeme gelmişti. Ancak ilk bakışta konu itibariyle Raging Bull’u andıran film, vizyona girdiğinde büyük hayal kırıklığı yaratmış ve Jake Gyllenhaal’ün De Nirovari bir rolle Oscar’ı kucaklama ihtimali de böylece yok olmuştu. Sonrasında Jean-Marc Vallée’nin Oscar projesi olarak nitelendirebileceğimiz Demolition’ında parçalanmış bir karakter olan Davis’e hayat veren oyuncu, üst düzey bir performans veremese de yine filmin başarısızlığı altında ezilmişti.

Aradan geçen 2 yılda Nocturnal Animals, Life ve Okja’da başarılı performanslar vermeye devam eden Jake Gyllenhaal, Stronger’daki rolü sayesinde bu yıla Oscar aday adayı olarak başlamıştı. 2013’deki Boston maratonu sırasında patlayan bombalar nedeniyle iki bacağını birden kaybeden Jeff Bauman’a hayat verdiği Stronger’da Gylenhaal, geçirdiği fiziksel dönüşümleri başka bir boyuta taşıyıp bacaklarını feda etmese de halen hayatta olan Bauman’la zaman geçirerek karakterini özümseme konusunda elinden geleni yapmış. Ancak şunu da söylemek gerek ki Stronger, genel manada olumlu yorumlar alsa da film ve Gyllenhaal’un Oscar şansının senenin başındaki kadar yüksek olmadığı aşikar. Bacaklarını feda etse en azından adaylık gelir miydi acaba ?

Önümüzdeki dönemde Dheepan’la Altın Palmiye kazanmış Jacques Audiard’ın ilk İngilizce filmi Sisters Brother’ın yanı sıra Nightcrawler’ın yönetmeni Dan Gilroy’la yeniden bir araya geleceği isimsiz proje, Paul Dano’nun ilk uzun metrajı Wildlife ve bu yıla damgasını vuran Call Me By Your Name”in yönetmeni Luca Guadagnino’nun yeni filmi Rio’yla karşımıza çıkmaya hazırlanan Jake Gyllenhaal’un bir süre daha Akademi’nin kapılarını tıklatmaya devam edeceğini söyleyebiliriz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi