Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Latincede “hiç” anlamına gelen “nihil” sözcüğünden türetilen nihilizm en salt haliyle, hiççilik, yokçuluk anlamları taşır. Nihilizme hiççilik derken basit bir yokluktan bahsetmiyoruz elbette, nihilistler her şeyin anlamdan ve değerden yoksunluğunu savunurlar. Tanrının varlığından ahlaka, irade ya da düşünce özgürlüğünden doğrunun imkanına her şeyin varlığını reddederler. Böylesine güçlü ve bir bakıma köktenci bir akım felsefe ve edebiyatta peşinden kitleleri sürüklediği gibi sinemada da hatırı sayılır ölçüde yapımı etkisi altına almıştır. Bu bağlamda konusu ya da karakterleri aracılığıyla hiçliğin derinliğine inen 10 nihilist filmi sizler için derledik.

İzleyeni Hiçliğin Derinliklerine Sürükleyen 10 Nihilist Film!

Dancer in the Dark (2000)

dancer-in-the-dark-filmloverss

Björk’ün bir hastalık sebebiyle görme yetisini gitgide kaybeden Selma karakterini canlandırdığı Dancer in the Dark, Lars von Trier’in müzikal özelliklere sahip bir filmi. İnsanın kötülüğünün yanında Selma’nın saflığı onun Amerikan olmayışına, komünist bir ülkeden gelişine yani dolayısıyla kapitalizmin insan üzerindeki etkilerine bağlanabilir. Sistemin içerisinde gitgide körleşen ve ölüme doğru giden Selma, hayalini kurduğu dans ve söylediği şarkılarla varlığını ayakta tutar. Björk’ün başarılı bir oyunculuk sergilediği filmle seslendirdiği şarkılar ise filmin yoğun duygu durumunu izleyicisine en kısa yoldan aktarabilme özelliğine sahip.

No Country for Old Men (2007)

no-country-for-old-men-filmloverss

Coen kardeşlerin sinemasında nihilizm ögelerini sık sık görmek mümkün. Ancak No Country for Old Men filminde bundan daha üst boyutta bir nihilist vurgu var çünkü filmin uyarlandığı romanın yazarı Cormac McCarthy de nihilist bir yazar olarak karşımıza çıkıyor. Filmin karakterlerinin tam anlamıyla nihilist bir bakış açısıyla kurgulandığı söylenebilir. Özellikle Javier Bardem’i muhteşem performansıyla izlediğimiz Anton Chigurh karakteri hiçliğin içinde kaybolmuş yapısıyla izleyiciyle buluşuyor.

Happiness (1998)

happiness-filmloverss

Tod Solondz’un 1998 yılında yönettiği, Philip Seymour Hoffman’ın henüz genç bir oyuncuyken yer aldığı ve saplantılı bir karakteri başarıyla canlandırdığı Happiness, adında vurguladığı mutluluğun dışında her şeyi konu ediyor aslında. Ancak ortada alıştığımız bir mutluluğun bulunmaması da filmin ikircikli yanlarından biri. Bu sebeple bir noktada filmin alışıldık mutluluk kalıplarının imkansızlığını gözler önüne sererek nihilist bir tavır takındığını söyleyebiliriz.

Shame (2011)

shame-image-michael-fassbender-filmloverss

Başrolünde Michael Fassbender’ın rol aldığı Shame filminin yönetmen koltuğunda Steve McQueen oturuyor. İşinde başarılı, hayat şartları yerinde ve kadınlar tarafından oldukça çekici bulunan yakışıklı ve başarılı bir erkeğin varoluşsal krizinin konu edildiği bir film olan Shame, insanın özüne, isteklerine ve tatminsizliklerine yönelik oldukça yerinde tespitlerde bulunuyor. Bireyin kendisine yabancılaşması ve utanç duygusuyla iç içe geçmiş bir bulantının resmedildiği Shame’de insanın özü yine verdiği kararlara dayanıyor. Nitekim son sahnedeki belirsizlik de karakterin kararının yönetmen tarafından izleyiciye sunulmaması sebebiyle oluşuyor.

La Grande Bouffe (1973)

the-big-feast-filmloverss

La Grande Bouff, grotesk ve nihilist yapısıyla Marco Ferreri’nin en iyi filmlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Konusu itibariyle dört burjuva karakterin bir araya gelip büyük bir ziyafet gerçekleştirdiği ve bu ziyafetin amacının ölüm olduğu bir kurguya sahip. Hayatın hiçliğinin en üst boyutlarda yaşandığı film, aşırı zenginliğin getirdiği karmaşık duygu durumlarını ekrana taşıyor.

 

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi