Lethal Weapon filminin senaryosunu yazarak bir anda sinema evreninin içerisine bilinmezliklerden giren senarist ve yönetmen Shane Black, unutulmaz bir film serisinin ve bununla beraber komedi unsurları içeren suç ve gerilim filmlerinin arkasındaki zihindir. Bir kuklacının kurnazlığı edasında ve bir tetikçinin soğukkanlılığıyla suç unsurlarıyla oynayabilen Black filmlerinde bu suç unsurlarını zeki bir şekilde kara komedi ile alt üst ederek sinema geçmişinde Iron Man 3’ü de dahil edersek suç ve gerilimi yeni bir yerde konumlandırmıştır. İyi Adamlar – The Nice Guys ise Black’in dördüncü yönetmenlik deneyimi ve yazdığı sayısız senaryolardan bir tanesi. Alışılmadık bir dedektif filmi olan The Nice Guys’ın başrollerinde Russel Crowe ve Ryan Gosling yer alıyor. Filmin konusunu herhangi keyif kaçırıcı bir bilgi vermeden özetleyecek olursam, film bir porno yıldızının ölümüyle başlıyor. Fakat bu ölüm tek bir kazadan veya ölümden ibaret olarak kalmıyor aslında zincirleme bir reaksiyonun başlangıcı oluyor ve diğer ölümlerle beraber iki dedektif arka plandaki büyük gerilimi çözmeye çabalıyorlar. Bu zincirleme reaksiyon içerisinde büyük bir arkadaşlığa dönüşen iki erkek hikayesini izlerken eriyen karakterlerden ziyade izleyicinin gözleri oluyor!

Amerika’da 1970’li yıllarda geçen; hava kirliliği ve canlı hayatının tehlikeye girmesiyle beraber porno sektöründeki seri cinayetleri anlatan film git gelleri olan bir koşuşturmacadan ziyade durağan polisiye hikayesi sunuyor izleyiciye. Crowe ve Gosling tarafından canlandırılan iki dedektif ise yobazlaşmış bir düzenek içerisinde tartışılmaya açılan iki adamı canlandırıyorlar. Tartışılmaya açılması gereken ise karakterlerin oluşturdukları tesir alanıyla beraber yaptıkları işlerle beraber etiğin – ahlakın – erkekliğin – saflığın ve klişe düzenin yobazlık oyunlarının filmde bolca yer kaplıyor olması. Film belki de içinden çıkmış olduğu Hollywood için bir nebze farklı bir nefes olsa da aslında Türkiye Sineması içerisinde çok da farklı olmayan örneklerinin olduğu bir komedi filmi. İzleyicinin salonda kendini kaybedecek şekilde gülüyor olması ise aslında belki de bu yakınlık ve tanıyor olmalık alanı içerisinden gelen bir tını. Bu tanıdık melodiler ile beraber The Nice Guys kesinlikle bir noktaya ulaşmayan, bir dalga gibi her an gelip tekrar geri giden bir film. Filmin her an böyle yakınlaşıyor ve uzaklaşıyor oluşu filmi izleyen izleyicinin gözleri için çok zorlayıcı oluyor çünkü bir sekans önce, çok zekice olan bir noktaya gülen izleyici hemen ardından gelen sahnede donuk bir ifadeyle beyazperdeye bakarken kendini buluyor; bu geçiş saniyelik cam duvara çarpışma yaratıyor ve bu anda izleyiciye parlak bir ışıkla beraber Crowe’un karakterinin klasik ‘erkek erkekliği’ daha da itici gelirken, Gosling’in klişe ‘ıssız adamlığı’ iyice can sıkıyor. Bununla beraber örneğin klasik bir şekilde Türkiye Sineması’nda tanıdık olduğumuz, bir komedi unsurunu uzatarak ve daha da uzatarak daha komik yaptığını düşünen zihniyetine karşı izleyici film süresi boyunca buna tahammül etmeye çabalıyor ve iyi oyuncuların, iyi bir senaryonun nasıl çürütüldüğünü görüyor. Fakat oyunculukların en azından klişeler göbeğindeki ‘gerçekçi’ iyiliği ve yemek masasına düşen aristokratın ölü bedeni filmi katlanılabilir hatta gülünebilir bir hale sokuyor. The Nice Guys, eski ve aynı olan her şeyin bir ölüm etrafında toplanarak ortaya komedi türünde bir suç hikayesi ortaya çıkardığı; tekrarlarla beraber uzatılan klişe çiğliklerinin tartışılması gereken birçok nokta yarattığı bir film.

Komedinin ve Suçun Oransızlığında Kaybolan Film: İyi Adamlar

Shane Black’in senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği filmde gerçeği yansıtma çabası bir noktada düğümlenmiş bir yapboza dönüşüyor çünkü radikal bir karakter analizi yapmaya gerek duyulmamasını isteyen yönetmen iyinin ve kötünün çizgilerini çok net çiziyor ama bu çizimle beraber karakterlerin herbirini klişeler okyanusunda boğup, sahte ve alışagelmiş sıkıcılık çölünde susuz bırakıyor. Bazı yönler karakterlerde çok fazla olduğu gibi bazı yönler ve bazı temeller hiç yok. Bu zıtlık yüzünden de her karakter sıkıcı bir tekrardan ibaret haline dönüşüyor. Özellikle Ryan Gosling tarafından canlandırılan dedektifin işe yaramazlığı – sarhoşluğu – bencilliği ve çıkarcılığı film boyunca sizi sinir ediyor. Fakat bu sinir ediş bir anti-kahraman kaynaklı yolculuktan ötürü olmuyor karakterin altı tamamen boşken üst yüzeyde sadece komedi unsurları ve ‘erkek’ – ‘baba’ – ‘iyi’ sıfatlarının davranışları yer alıyor. Böyle bir karakteri izlerken de insan çığlık atmak (korkak erkeğin attığı tiz sesteki cinsiyetçi bir çığlık değil!) ve beyazperdeyi yırtıp filme bir anlam kazandırmak istiyor. Filmde aslında temelde bir eleştiri havasını alıyor izleyici. Bir hava kirliliği protesto sahnesinin dedektifler ile bölünüyor olması büyün bir ikilemin habercisi oluyor o yüzden de filme bir anda bakışımızın doğrultusu değişebiliyor.

Filmin 70’lerde geçiyor olmasının en önemli iki sebebinden bir olan o dönemki hava kirliliği karşıtı protestolar ve hava kirliliği tartışmaları filmde ilk başta sezinlenmese de sonra ortaya çıkıyor ki büyük bir yer kaplıyor. Fakat bu ekolojik sorunsal dedektifler için önce pek umursanmıyor o yüzden de filmdeki karakterlerin içsel boşlukları tasdiklenmiş oluyor. Fakat bun sorunsalı filmin merkezine alan Black ana karakterlerini böylesine boş yaratmış olamaz düşüncesi izleyicinin filmi izlemeyip okuyan zihninde yer edince belki de tüm her şey bir kinaye mi sorusu oluşuyor. Fakat bu kinaye var olsa filmin tüm yolculuğunda aynı kinaye ilerler ve klasik bir komedi filmi olurdu (ki bu kötü bir şey değil sadece artık demode) The Nice Guys. Lakin filmin sonunda iyi adam olmak gibi bir gaye geliyor karakterlere ve film ikisinin birer kahraman – antikahraman – baba – iyi olarak hayatlarına dönmeleriyle son buluyor. Böylelikle erkeğin yeniden kutsallaştırıldığı ve kahraman ilan edildiği dünyada ve film sonunda kinaye var mı yok mu bu sebeple de film başarılı bir eleştirel deneme mi yoksa denizdeki milyonlarca küçük balıklardan bir tanesi mi her izleyicinin öznel karar vermesi gereken bir olgu oluyor.

Lethal Weapon filminin senaryosunu yazarak bir anda sinema evreninin içerisine bilinmezliklerden giren senarist ve yönetmen Shane Black, unutulmaz bir film serisinin ve bununla beraber komedi unsurları içeren suç ve gerilim filmlerinin arkasındaki zihindir. Bir kuklacının kurnazlığı edasında ve bir tetikçinin soğukkanlılığıyla suç unsurlarıyla oynayabilen Black filmlerinde bu suç unsurlarını zeki bir şekilde kara komedi ile alt üst ederek sinema geçmişinde Iron Man 3'ü de dahil edersek suç ve gerilimi yeni bir yerde konumlandırmıştır. İyi Adamlar - The Nice Guys ise Black'in dördüncü yönetmenlik deneyimi ve yazdığı sayısız senaryolardan bir tanesi. Alışılmadık bir dedektif filmi olan The Nice Guys'ın başrollerinde Russel Crowe ve Ryan Gosling yer alıyor. Filmin konusunu herhangi keyif kaçırıcı bir bilgi vermeden özetleyecek olursam, film bir porno yıldızının ölümüyle başlıyor. Fakat bu ölüm tek bir kazadan veya ölümden ibaret olarak kalmıyor aslında zincirleme bir reaksiyonun başlangıcı oluyor ve diğer ölümlerle beraber iki dedektif arka plandaki büyük gerilimi çözmeye çabalıyorlar. Bu zincirleme reaksiyon içerisinde büyük bir arkadaşlığa dönüşen iki erkek hikayesini izlerken eriyen karakterlerden ziyade izleyicinin gözleri oluyor! Amerika'da 1970'li yıllarda geçen; hava kirliliği ve canlı hayatının tehlikeye girmesiyle beraber porno sektöründeki seri cinayetleri anlatan film git gelleri olan bir koşuşturmacadan ziyade durağan polisiye hikayesi sunuyor izleyiciye. Crowe ve Gosling tarafından canlandırılan iki dedektif ise yobazlaşmış bir düzenek içerisinde tartışılmaya açılan iki adamı canlandırıyorlar. Tartışılmaya açılması gereken ise karakterlerin oluşturdukları tesir alanıyla beraber yaptıkları işlerle beraber etiğin - ahlakın - erkekliğin - saflığın ve klişe düzenin yobazlık oyunlarının filmde bolca yer kaplıyor olması. Film belki de içinden çıkmış olduğu Hollywood için bir nebze farklı bir nefes olsa da aslında Türkiye Sineması içerisinde çok da farklı olmayan örneklerinin olduğu bir komedi filmi. İzleyicinin salonda kendini kaybedecek şekilde gülüyor olması ise aslında belki de bu yakınlık ve tanıyor olmalık alanı içerisinden gelen bir tını. Bu tanıdık melodiler ile beraber The Nice Guys kesinlikle bir noktaya ulaşmayan, bir dalga gibi her an gelip tekrar geri giden bir film. Filmin her an böyle yakınlaşıyor ve uzaklaşıyor oluşu filmi izleyen izleyicinin gözleri için çok zorlayıcı oluyor çünkü bir sekans önce, çok zekice olan bir noktaya gülen izleyici hemen ardından gelen sahnede donuk bir ifadeyle beyazperdeye bakarken kendini buluyor; bu geçiş saniyelik cam duvara çarpışma yaratıyor ve bu anda izleyiciye parlak bir ışıkla beraber Crowe'un karakterinin klasik 'erkek erkekliği' daha da itici gelirken, Gosling'in klişe 'ıssız adamlığı' iyice can sıkıyor. Bununla beraber örneğin klasik bir şekilde Türkiye Sineması'nda tanıdık olduğumuz, bir komedi unsurunu uzatarak ve daha da uzatarak daha komik yaptığını düşünen zihniyetine karşı izleyici film süresi boyunca buna tahammül etmeye çabalıyor ve iyi oyuncuların, iyi bir senaryonun nasıl çürütüldüğünü görüyor. Fakat oyunculukların en azından klişeler göbeğindeki 'gerçekçi' iyiliği ve yemek masasına düşen aristokratın ölü bedeni filmi katlanılabilir hatta gülünebilir bir hale sokuyor. The Nice Guys, eski ve aynı olan her şeyin bir ölüm etrafında toplanarak ortaya komedi türünde bir suç hikayesi ortaya çıkardığı; tekrarlarla beraber uzatılan klişe çiğliklerinin tartışılması gereken birçok nokta yarattığı bir film. Komedinin ve Suçun Oransızlığında Kaybolan Film: İyi Adamlar Shane Black'in senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği filmde gerçeği yansıtma çabası bir noktada düğümlenmiş bir yapboza dönüşüyor çünkü radikal bir…

Yazar Puanı

Puan - 57%

57%

57

The Nice Guys, eski ve aynı olan her şeyin bir ölüm etrafında toplanarak ortaya komedi türünde bir suç hikayesi ortaya çıkardığı; tekrarlarla beraber uzatılan klişe çiğliklerinin tartışılması gereken birçok nokta yarattığı bir film.

Kullanıcı Puanları: 4.72 ( 3 votes)
57
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi