Geçtiğimiz günlerde Çakallarla Dans 2: Hastasıyız Dede filminin basın gösterimi sayesinde, en son çocukluğumda uğradığım Feriye Sineması’nda yeniden bir film izleme şansını yakaladım.  İstanbul’da yaşayan çoğu filmseverin bildiği üzere 2008 yılında kapanan sinema salonu 4 yıl boyunca türlü türlü sorunlarla boğuşup böylesine uzun bir süre sonra 2 ay önce yenilenen haliyle tekrardan faaliyete geçebildi.

Bugün Feriye Sineması diye bahsettiğim salon, Beşiktaş’tan Ortaköy’e uzanan, İstanbul’un en güzel noktalarından birinde, ilk olarak Feriye Karakolu olarak 19.yüzyılda inşa edilmiş. Feriye Karakolu zamanında atların eğitim alanı olarak kullanılan şimdilerin büyüleyici sinema salonu, 1930’lu yıllarda Kabataş Erkek Lisesi tarafından spor salonuna dönüştürülmüş; 1995 yılında ise restore edilerek  kültür ve sanat etkinliklerinin düzenlenmesi için “Kabataş Kültür Merkezi” olarak hizmete sunulmuştur. Bugünkü adıyla Feriye Sineması, nihayet en son 1996 yılında sinema salonu olarak hizmete başlamış. Kısacası tarih boyunca birçok faaliyet için kullanılan mekan bugün nice tarihi sinemanın kapanmasının ardından İstanbul’un en özel sinema salonlarından biri konumuna geldi.

Aslına bakacak olursak AVM’lerdeki lüks sinema salonlarına tam anlamıyla karşı değilim. Ancak sinema sanatının bizleri ne kadar mutlu ettiğini atlayıp, sinema salonlarının hayal dünyamızın içinde yaşayabildiğimiz ender yerlerden biri olduğunu, gıcırdıyan koltuklarda patlamış mısır yiyerek kocaman bir perdede kocaman bir salonda film izleme zevkinin ne demek olduğunu bilmeyen insanların türlü bahaneler bularak bizim film izlemeye bayıldığımız sinema salonlarını kapatmasına tahammül edemiyorum.

Bugün İstanbul’da yaşayanlar olarak vizyona yeni giren bir filmi izlemek istediğimizde AVM’lerdeki salonlar dışında çok fazla alternatif salon ne yazık ki bulamıyoruz. Eğer ki uzun zamandır beklediğiniz bir film Feriye Sineması’nda gösteriliyorsa, filmi orada izlemenizi hatta bununla yetinmeyip filmden sonra arkadaşlarınızla Feriye Sineması’nın içinde bulunan kafede birer kahve içip denizi seyrederek film hakkında konuşmanızı tavsiye ediyorum. Ya da izlemeyi istediğiniz veya istemediğiniz hangi film olursa olsun kendinize bir bahane bulun ve gidip bu güzelim sinemada film seyretmenin tadını çıkarın. Burası Türkiye arkadaşlar, belli mi olur yarın öbür gün böylesine güzel, deniz kenarı bir yerde sinema salonu mu olur deyip kentsel dönüşüm falan yapılır, şimdiden kıymetini bilelim.

Son söz; bu yazı aslında Feriye Sineması’na özel bir yazı değil benim için. Yalnızca sizleri kaybolmaya yüz tutan kültürel değerlerimize sahip çıkmaya çağırmak için bir sebep. Gidin görün, neye sahip çıkmalıyız kendi kararınızı kendiniz verin.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi