Bu yılki Altın Lale Uluslararası Yarışma’nın jüri başkanlığını üstlenen Avustralya Yeni Dalgası’nın öncü yönetmeni Peter Weir festival kapsamında Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nda saat 16.00’da bir sinema dersi verecek. Bu sinema dersinde, ünlü yönetmen sinema anlayışı, atmosfer yaratımı, Avustralya sinemasının yeniden doğuşu ve Hollywood kariyeri hakkında deneyimlerini paylaşacak.

Yer kapasitesi sınırlı olacağından katılım için [email protected] adresine e-posta göndererek kayıt yaptırmanızı tavsiye ederiz.

Amerikan yazar Joyce Carol Oates’in Türkçeye de aynı adla adıyla kazandırılan romanından uyarlanan Can Ateşi, Uluslararası Yarışma’da yer alıyor. Film, yönetmen Laurent Cantet’nin katılımıyla Feriye Sineması’nda saat 16.00’da gösterilecek.

Komünizm sonrası “korsan-kapitalist” Kazakistan toplumunun acımasız politik bir eleştirisini yapan Öğrenci, yönetmen Darezhan Omirbayev’in katılımıyla Atlas Sineması saat 11.00’de gösterilecek. Yönetmenle yapılan söyleşiye buradan ulaşabilirsiniz: http://film.iksv.org/tr/festivalgunlugu/670

Karlovy Vary, Batum ve Tallinn’de ödüller kazanan ve şimdi de Altın Lale Uluslararası Yarışma’da yer alan Kuleli Ev, filmin yönetmeni Eva Neymann’ın katılımıyla Feriye Sineması’nda saat 19.00’da izlenebilir. Yönetmenle yapılan söyleşiye buradan ulaşabilirsiniz: http://film.iksv.org/tr/festivalgunlugu/662

“Sinemada İnsan Hakları” bölümünde gösterilecek ve FACE Ödülü için yarışacak filmlerden Bir Gece’nin Beyoğlu Sineması’nda saat 21.30’daki gösteriminde yönetmen Lucy Mulloy filmiyle ilgili soruları cevaplayacak. Yönetmenle yapılan röportaja da buradan ulaşabilirsiniz: http://film.iksv.org/tr/festivalgunlugu/680

Deneyimli sinemacı Derviş Zaim Ulusal Yarışma’daki filmi Devir’de Hasanpaşa köyündeki çoban yarışını anlatıyor. Filmin Atlas Sineması saat 16.00’da gösterimine katılan yönetmen filmiyle ilgili soruları cevaplayacak.

Olağanüstü becerileri olan kasabalıların olağan sıkıntılarını, endişelerini ve dertlerini anlatan Sen Aydınlatırsın Geceyi Altın Lale Ulusal Yarışma filmlerinden. Onur Ünlü’nün bu son filminin Atlas Sineması’nda saat 21.30’daki gösterimine film ekibi de katılıyor.

“Dünya Festivallerinden” bölümünde Malgoska Szumowska’nın yönetmenliğindeki …Adına filminin Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda saat 11.00’deki gösterimine filmin oyuncusu Mateusz Kosciukiewicz katılıyor. Yönetmen Szumowska Uluslararası Yarışma jürisinde yer alıyor.

Pera Müzesi Salonu’nda festival izleyicisiyle buluşacak birbirinden çarpıcı konulara değinen “Türkiye Belgeselleri”nden ilki saat 16.00’da Cenk Örtülü ve Zeynel Koç’un İşkenceyi Gördük filmi olacak. Yönetmenlerin katılımıyla gerçekleşecek diğer gösterimlerden, yönetmenliğini Hatice Kamer’in yaptığı Annemin Pusulası filmi saat 19.00’da, Andrea Luka Zimmerman’ın Taşkafa, Bir Sokak Hikâyesi filmi ise saat 21.30’da izlenebilir.

Çektiği kısa filmlerle çeşitli festivallerde ödüller kazanan Serhat Furtuna’nın ilk uzun metraj çalışması olan Oyuncu, Beyoğlu Sineması’nda saat 19.00’da yönetmenin katılımıyla izleyiciyle buluşuyor.

Enrique Rivero’nun ikinci filmi Ölme yalnızlık, aile ve zamanın akışına dair ince ve gerçekçi bir film. Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda saat 19.00’da yapılacak gösterimin ardından yönetmen izleyicilerin sorularını cevaplayacak.

Şubat ayında Berlin Film Festivali´nde prömiyerini yapan Küçük Şeyler yönetmeni Nicolas Wackerbarth’ın ilk uzun metrajlı filmi. Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda saat 19.00’da yönetmene sorularını yöneltmek isteyenler bu seansı kaçırmasın.

Geçen yıl Selanik Film Festivali’nde En İyi Senaryo, İzleyici ve Jüri Özel Ödülleri’ni alan Son, festivalin “Yeni Bir Bakış” bölümünde izleyicilerle buluşuyor. Feriye Sineması saat 21.30’daki gösterime katılacak filmin yönetmeni Amir Manor’la tanışma fırsatını kaçırmayın.

Günün film önerileri:

11.00_

Karanlıktan Aydınlığa (Feriye Sineması)

2012 Cannes En İyi Yönetmen

Dünya sinemasının en yenilikçi görsel ustasının bu son filmi doğa ile insanlık, geçmiş ile gelecek arasında kalan bir ailenin karmaşık öyküsünü anlatıyor. Juan ve kentli ailesi, Meksika´nın yemyeşil taşrasında bir ev kurarak her şeyden uzakta hayatın keyfini ve çilesini yaşamaya başlar. Kimse bu iki farklı dünyanın birbirini tamamladığından mı yoksa birbirini yok etmeye mi çalıştığından emin değildir. İzleyiciyi ve eleştirmenleri ikiye bölen bu zorlayıcı ve iddialı film her izleyenin farklı yorumlayacağı “dışavurumcu bir tablo” gibi kurgulanarak çekilmiş.

13.30_

Jiseul (Rexx Sineması)

2013 Sundance Jüri Büyük Ödülü (En İyi Kurmaca Film – Dünya Sineması)
2012 Busan Netpac Ödülü, Yönetmenler Birliği Ödülü, İzleyici Ödülü 

Çoktan unutulmuş bu dayanıklılık ve umut hikâyesi, savaşın saçmalığına bir ağıt gibi… 1948 yılında Kore hükümeti komünistlerin Jeju Adası´na tahliyesine karar verir ve askerler sakin ve barışçıl bir kasabayı işgal eder. Ateş ettiğini öldürmeye niyetli gözü dönmüş askerlerden kaçan kasaba halkı bir mağaraya sığınır. Hayatta kalabilmek için askerlerden saklanmaya çalışırlar, ama karanlık mağarada ne ışık ne de umut vardır. Zaman geçtikçe soğuk, açlık ve korku artmaktaysa da hayata ve umuda tutunmaya çalışırlar. Filmin esinlendiği Jeju 4.3 çatışmaları, 3 Nisan 1948´de Kore Yarımadası açıklarındaki Jeju Adası´nda siviller ile silahlı hükümet birlikleri arasında yaşandı ve en az 25.000 kişinin ölümüne yol açtı. Amerika işgal güçlerinin kışkırttığı ayaklanma 1954 yılına kadar sürdü. “Karanlık ve soğuk bir mağarada hayatta kalmaya çalışan Jejuluları anlatırken bugün hâlâ içimizde yaşattığımız acıyı hafifletmek ve ölenlerin ruhlarını rahatlatmak istedim. Ayrıca, bu olayı anlatmanın bireysel değil toplumsal bir ödev olduğunu göstermeyi düşündüm.” – Muel O

16.00_

Can Ateşi (Feriye Sineması)

2012 San Sebastian En İyi Kadın Oyuncu (K. Coseni)

Kızların canına tak ettiğinde erkeklerin başına bin bir türlü bela gelebilir, üstelik o bela herkesi yakabilir. New York´un kuzeyindeyiz, yıl 1953. Küçük bir kasabada bir işçi mahallesi. Dar kafalıların, kaba erkekliğin hüküm sürdüğü savaş sonrası yıllarda kendi bildiğini okuyan bir kızlar grubu beraberlik için yemin eder ve “Can Ateşi” çetesini kurar. Legs, Maddy, Lana, Rita ve Goldie, önce kendi kurallarını ortaya koyar, sonra da intikam için planlarını uygular. Ancak her şeyin bir bedeli vardır. Fransız auteur Laurent Cantet, Altın Palmiye kazandığıSınıf´tan beş yıl sonra çektiği bu ikinci İngilizce filmle sinemaya bu kez Joyce Carol Oates´un Türkçeye Can Ateşi adıyla aktarılan ödüllü romanını sinemaya uyarlayarak dönüyor. “Geleceğin pırıl pırıl, her şeyin olanaklı olduğunu iddia eden ‘Amerikan rüyası´ dedikleri şeyi karşıma almak istedim. Benim ilgilendiğim Amerika daha çok Amerika Birleşik Devletleri Halklarının Tarihi adlı kitabında Howard Zinn´in tarif ettiğine, sınıf mücadelesi, medeni haklar hareketi, grevler, barışseverlik ve itaatsizlikle biçimlenen bir tarihe yakın.” – Laurent Cantet

19.00_

Ölme (City’s Sinemaları)

2012 Roma En İyi Teknik 
2012 Huelva Jüri Özel Ödülü

Kendinden emin ve imanı sağlam Chayo, babasının ölümünün ardından ölmeye yatan yaşlı annesiyle birlikte olmak için doğduğu kasabaya döner. Eskilerin bilgeliğine sahip görünen ana-kız, geçirdikleri zorlu günleri yaşamın bir parçası olarak kabullenmişlerdir. Ahşap kulübelerinde sevgi ve güzelliğin en yüce haliyle çevriliyken, Chayo bir kadın ve bir anne için vazgeçilemez bazı şeyleri feda etmek zorunda kalacaktır. Özgürlüğünün bedeli bu olacaktır. Parque vía´nın yönetmeni Enrique Rivero´nun harikulade görüntülerle bezeli bu ikinci filmi, yalnızlık, aile ve zamanın akışına dair incelikli ve gerçekçi bir düşünsel egzersiz.

21.30_

Sen Aydınlatırsın Geceyi (Atlas Sineması)

Sen Aydınlatırsın Geceyi birtakım olağanüstü özellikleri olan kasabalıların olağan sıkıntıları, endişeleri ve dertlerini anlatır. Küçük bir Anadolu kasabasında hayat kendi halinde akmaktadır; yan hakemlik yapan Cemal maçları yönetmekte, Yasemin yumurta fabrikasında çalışmakta, Defne kasabadaki tezgâhında kitap satmakta, Doktor İrfan hastalarıyla uğraşmaktadır. Göğünde iki güneşi, üç dolunayı olan bu kasabada duvarların arkasını görebilen Cemal´in hayattan bir beklentisi kalmamıştır. Üstüne çöken sıkıntıyla baş etmeye çalışırken nesneleri parmağıyla oynatabilen Yasemin de kendine bir çıkış yolu arar. Fakat zamanı durdurabilen Defne bir süre sonra işlerin karışmasına sebep olacak, Yasemin´in ölümsüz patronu da Cemal´in endişelerini gidermeye çalışan görünmez ilkokul öğretmeninin tavsiyelerini boşa çıkartacak şeyler yapacaktır. “Film, karakterlerin özelliklerini ‘süper güç´, karakterleri de ‘süper kahraman´ olarak tanımlamıyor, dünya böyle olsa dahi insanın özünün aynı kalacağını iddia ediyor; dertlerin, sıkıntıların, endişelerin değişmeyeceğini. Bu yüzden de Euripides´in ‘İnsan endişeden yaratılmıştır´ sözüyle açılıyor.” – Onur Ünlü

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi