İstanbul Film Festivali’nin üçüncü gününe geldik. Zaman çok hızlı geçiyor. Birbirinden güzel filmler ve etkinliklerle dolu bir hafta sonunun ardından yeni haftanın ilk gününde de festival dikkat çeken filmlerle devam ediyor.

1 Nisan Pazartesi günü festivalde neler yapılabilir?

Hannah Arendt’in yaşamının bir bölümünü konu alan “Hannah Arendt Berlin’den sonra İstanbul Film Festivali’nde gösteriliyor. Yeni Alman Sineması’nın öncülerinden feminist yönetmen Margarethe von Trotta’nın bu son filminin bugün Atlas Sineması’ndaki gösterimine, başrol oyuncusu Barbara Sukowa katılıyor. Gösterimin ardından başarılı oyuncuya soru sorma şansına da sahipsiniz. 

Goran Paskaljevic’in Oscar adayı filmi Gün Doğarken’in dünkü gösterimine filmin başarılı oyuncusu Mustafa Nadarevic katılmıştı. Kaçıranlar için hatırlatmakta fayda var Mustafa Nadarevic bugün Nişantaşı City’s sinemasında gerçekleşecek gösterime de katılacak.

Bugün gösterimleri yapılacak filmlerden önerilerim ise aşağıdaki şekilde:

11.00_ (Atlas Sineması)

Boşluğu Doldurmak 

2012 Venedik En İyi Kadın Oyuncu (H. Yaron)
2012 İsrail Sinema Akademisi Ödülleri: En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Görüntü, En İyi Makyaj 
2013 Palm Springs Yabancı Dilde En İyi Film

İsrail´in Oscar adayı olan Boşluğu Doldurmak, kapalı, görece tanınmadık bir toplumu alışılmadık bir açıdan mercek altına alıyor: Tel Aviv´in aşırı dindar Hasid cemaatini bir kadın bakış açısıyla anlatıyor. Ailenin küçüğü Şira 18 yaşına gelmiştir ve geleceği parlak, genç bir adamla evlilik planları yapmaktadır. Ablası doğum yaparken ölünce onun evliliği de ertelenir. Daha da beteri, annesi Şira ile yeni dul eniştesini evlendirmeye karar verir. Dini kuralların, gelenek ve aile kararlarının son derece belirleyici olduğu bir dünyada genç kız, yüreğinin arzuları ile ona yüklenen görevler arasında kalmıştır.

13.30_ (Rexx)

Bu Aşk Fazla Sürmez

Borat ve Brüno´nun senaryolarını Sacha Baron Cohen´le birlikte yazan Dan Mazer´in bu hareketli filmi, romantik komedilerin bittiği noktada başlıyor. Josh ve Nat olabilecek en uyumsuz çifttir. Josh topluluk içinde tutukken Nat hırs küpü bir PR uzmanıdır. Adam düşünür, kadın yapar. Evliliklerinin daha ilk yılında, eski kız arkadaşının Josh´a, Amerikalı bir milyarderin de Nat´e daha uygun olduğu ortaya çıkar. Denkleme tuhaf başka karakterler de eklenirken durum iyice karmaşıklaşır. Bu evlilik bir yıl dayanabilecek midir?

16.00_ (Rexx)

İftira Ağı

İnternet çağında en önemsiz davranışlar bile büyük tartışmalara yol açabilir; birbirimize bağlanmamıza aracılık eden teknoloji bizi ayırabilir de… Ayaktaki yaşlı adama yerini vermeyi reddeden genç Ye´nin başına gelen de bu olur. Bu sahnenin videosu internette yayılınca, genç kızı bulup cezasını vermek isteyen halk harekete geçer ve Çin´deki tabiriyle “insan eti avı” başlar. Çin´de altı milyon izleyiciye ulaşan ve ilk uluslararası gösterimini Toronto´da gerçekleştiren Chen Kaige´nin bu en yeni filmi, yönetmenin dönem filmlerinin izinden ayrılarak “çağdaş Çin toplumuna ayna tutuyor.”

19.00_ (Atlas)

Hannah Arendt

Dâhi, düşünür, sert ve ateşli, sigaraları uç uca ekleyen, “kötülüğün sıradanlığı”nı keşfiyle dünyayı sarsan bir kadın… Hannah Arendt, Nazi Adolf Eichmann´ın Kudüs´teki mahkemesine katıldıktan sonra, Holokost´u daha önce kimsenin yapmadığı şekilde yazma cesaretini gösterir. Çalışması, anında bir skandala yol açar, ama rakipleri ve arkadaşları tarafından saldırıya uğrasa da sarsılmaz. “Düşünen bir kadının filmini” yaptığını belirten Alman auteur Margarethe Von Trotta, Arendt´i gözlemci ve yazar olarak, 1961-1964 yıllarında Eichmann hakkındaki çalışmasına verilen tepkilere direnirken resmediyor.

21.30_ (Nişantaşı City’s)

Yasak Aşk

Naomi Watts ve Robin Wright´ın başrollerini paylaştığı Yasak Aşk birbirlerinin oğullarına âşık olan iki dostu konu alıyor. 40´lı yaşlarının sonlarında olan Liz ile Roz yakın arkadaş ve komşudurlar. Birbirlerinin sörfçü ergen oğullarıyla yıllardır ilişki yürütmektedirler. İki anne de ilişkilerinin yanlış ve sakıncalı olduğunun farkındadır ama mutluluk, suçluluk duygusuna ağır basar. Ta ki sırları ortaya çıkana dek… Anne Fontaine´in İngilizce çektiği ilk film olan bu sürükleyici aşk ve şehvet hikâyesi, ocak ayında izleyici karşısına çıktığı Sundance´te “aile değerleri”ne ters düştüğü suçlamasıyla büyük gürültü kopardı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi