Bu yıl 34.sü düzenlenecek olan İstanbul Film Festivali her yıl olduğu gibi yine birbirinden başarılı filmleri izleyiciyle buluşturmak için gün sayıyor. Sinefillerin heyecanını bir kat daha arttıransa bu yıl gösterilecek olan İstanbul Film Festivali Belgeselleri.

Daha önceki festival programlarından farklı olaraksa bu sene özellikle belgesel alanında çok büyük bir değişiklik var. Bugüne kadar belgesel filmlerini ayrı bir bölümde toplayan IKSV, bu yıl NTV Belgesel Kuşağı olarak belgeselleri yine bir araya getirmeye devam etmesinin yanında, bir de Ulusal Belgesel Kategorisi açtı. Türkiye’den belgesellerin katıldığı bu bölümde yapılacak gösterimlere ek olarak filmlere ödül de verilecek.

Yeni açtığı bölümle birlikte bu yıl belgesel alanında eşine az rastlanır bir seçki hazırlayan festivalde, gösterilecek belgesel filmlerden özellikle bazıları, sinefillerin uzun süredir merakla beklediği yapımlar. Wim Wenders‘in oldukça ses getiren son belgeseli The Salth Of Earth, geçtiğimiz sene uluslararası habercilikte büyük yankı uyandıran Edward Snowden‘la röportaj içeren Citizenfour, Rüdiger Suchsland‘ın daha önceki serisine devamı niteliğinde olan ve hem sinema tarihi hem de genel tarih açısında oldukça değerli bir çalışma olan Caligari’den Hitler’e gibi birbirinden güzel belgeseller bu yıl bizleri bekliyor. Biz de böylesine güzel bir seçkinin hakkını vermek adına özellikle dikkatimiz çeken bazı belgesellere bir göz attık.

 57_2

KOMŞU KOMŞU! HUUU!

Yönetmen: Bingöl Elmas

Tek katlı eski bir ev ile, bir rezidansın komşuluğu… Türkiye’de son birkaç yıldır adına kentsel dönüşüm denen bir canavar ortaya çıktı. Mahallelere dadanan bu canavar, eskiye ait ne varsa yıkıp döküyor, her yere cam kuleler dikiyor, kalan üç beş ağacı da yutuyor. Canavar işini yapadururken de eskiyle yeni, zenginle yoksul komşu haline geliveriyor. İstanbul’un göbeğindeki Kurtuluş’ta yükselen dev bir residans ve onun gölgesinde nefes almaya çalışan eski bir yerleşim yeri Paşa Mahallesi. Film, bu mahalledeki gecekondu ile rezidansın komşuluğu hakkında. Olan biteni bize pembe bir ev anlatıyor.

YOLLARA DÜŞTÜK

Yönetmen: Deniz Yeşil

Sinema emekçileri 1977’de yeni sansür tüzüğü ve sosyal hakları nedeniyle yürüyüş kararı aldı. Sinemanın 60 yılı aşan suskunluğuna da bir son verilecekti. Oyunculardan set işçileri ve yönetmenlere 400’ü aşkın sinemacı 5 Kasım günü Ankara’ya kadar üç gün sürecek bir yürüyüş başlattı. Halkın şaşkın bakışları ve desteği altında yürüdüler. Yollara Düştük, 100 yılı aşan sinemamızın unutulan fakat en onurlu dönemlerinden biri olan bu yürüyüşün hikâyesini anlatıyor.

MESSI

Yönetmen: Álex De La İglesia

Arjantin’in en büyük teknik direktörlerinden biri olan César Luis Menotti, Messi’yi şöyle anlatıyor: “Derin oynuyor, geniş oynuyor, nasıl isterse öyle oynuyor; çünkü tanrılar gibi oynuyor.” Peki Messi’yi bir futbol tanrısı yapan ne? İspanya’nın yaşayan en önemli yönetmenlerinden Alex de la Iglesia, Barcelona’da oynayan Messi’nin peşine bu soruyu sorarak düşüyor ve dünya futbol tarihine iz bırakacak bu efsane ismi aktif olarak futbol oynadığı bir dönemde belgeleme şansına erişiyor.

B FİLMİ: BATI BERLİN´DE ŞEHVET VE MÜZİK

Yönetmen: Jörg A. Hoppe, Klaus Maeck, Heiko Lange

1980’lerde Batı Berlin… Şehrin bir B filmi gibi olduğu yıllar: Renkli ve ucuz, tedirgin ve hevesli, ezik ve dayak yemiş gibi, sarhoş, uçmuş ve son derece özel… B Filmi, her şeyin mümkün gibi göründüğü, Avrupa’da bir eşi benzeri bulunmayan bir “ara bölge”de, bu bölünmüş şehirde hayatın nasıl geçtiğini anlatıyor bize. Çılgın olduğu kadar yaratıcı; punk’la başlayıp Aşk Geçidi’yle sonlanan bu on yıldan görüntüleri bir araya getiren bir belgesel; müzik, sanat, kaos, alt kültür ve pop kültür, cahil dâhiler, meşhurlar, sanatçılar, komüncüler, işgalciler ve hedonistlerle ilgili tempolu bir film…

CITIZENFOUR

Yönetmen: Laura Poitras

Citizenfour bir belgeselden ziyade gerçek hayattan fırlayan bir gerilim filmi. Belgeselci ve gazeteci Laura Poitras ve gazeteci Glenn Greenwald, “Citizenfour” takma adını kullanan Edward Snowden’la Hong Kong’da buluşuyor. Üst düzey CIA analizcisi Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın özel hayatın gizliliğini hukuk dışı yollarla ihlal ettiğini kanıtlayan gizli belgeleri kameralar önünde gazetecilere teslim ediyor. Poitras ve Greenwald, Snowden’ın tarihi kararıyla hayatını sonsuza dek değiştirecek bu fedakârca eylemini gözlemliyor. Bu filmi izledikten sonra telefonunuz, e-postanız, kredi kartınızla ilgili düşünceleriniz, hatta dünya görüşünüz bir hayli değişecek.

 141020_r25652-1200

CALİGARİ´DEN HİTLER´E

Yönetmen: Rüdiger Suchsland

Geçen yılki festivale Caligari-Wie der Horror ins Kino kam / Caligari: Korku Sinemaya Geldiğinde adlı belgeseliyle konuk olan sinema yazarı ve yönetmen Rüdiger Suchsland, takip eden ikinci filminde Siegfried Kraucauer’in aynı adlı meşhur kitabından yola çıkarak tekrar Weimar dönemi Alman sinemasını mercek altına alıyor. Dikkatle seçilmiş film kliplerinin Suchsland’ın bizzat seslendirdiği metne eşlik ettiği bu makale-filmde Fatih Akın, Volker Schlöndorff ve Thomas Elsaesser gibi isimlerle yapılmış röportajlar da yer alıyor. İlk gösterimi Venedik Film Festivali’nde gerçekleşen belgesel, III. Reich’a giden süreci sinema üzerinden ele alışıyla tarihsel ve sosyolojik bir araştırma niteliği de taşıyor.

ULUSAL MÜZE

Yönetmen: Frederick Wiseman

Dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Londra’daki National Gallery, usta belgeselci Frederick Wiseman’in yeni belgeselinin merkezinde yer alıyor. Müzenin 2300’den fazla parça içeren koleksiyonunun genişliği filmin süresine de yansıyor. Bu ayrıntılı belgeselde Wiseman, müzeyi gezen ziyaretçilerin ve akademisyenlerin, küratörlerin, eğitimcilerin tablolarla kurduğu ilişkiye eğiliyor. Müzenin farklı odalarındaki birbirinden ünlü ve önemli tablolar aracılığıyla, resim ve hikâye anlatma sanatları arasındaki ilişkiyi ele alıyor.

VIRUNGA

Yönetmen: Orlando Von Einsiedel

Yönetmen Orlando von Einsiedel ve yürütücü yapımcı Leonardo di Caprio, “yürek burkan bir duyarlık ve yürek hoplatan bir gerilimle iç bunaltıcı bir rüşvet, yolsuzluk ve şiddet ağı” anlatıyor. Dünyanın biyoçeşitliliği en yüksek yerlerinden biri olan Kongo Virunga Milli Parkı M23 silahlı isyancıları tarafından tehdit edilince, küçük ve yorgun bir korucu ekibi karşılarına dikilir. Eski bir çocuk asker, yetim gorillerin bakıcısı, bir doğa koruma uzmanı ve film ekibi de iki ateş arasında kalır. Kahramanları, kötü adamları, gorilleriyle bu benzersiz aksiyon-belgesel, daha güzel bir dünya için kendi hayatını hiçe sayanların inanılmaz öyküsünü anlatıyor.

TOPRAĞIN TUZU

Yönetmen: Wim Wenders , Juliano Ribeiro Salgado

Ünlü Brezilyalı fotoğraf sanatçısı Sebastião Salgado hakkındaki bu belgesel, filmleri kadar fotoğraf çalışmalarıyla da tanınan usta yönetmen Wim Wenders ile Salgado’nun oğlu Juliano Ribeiro’nun imzasını taşıyor. Salgado’nun geçtiğimiz 40 yıl boyunca çektiği fotoğraf serilerinin hikâyesini perdeye taşıyan film, aynı zaman zarfında dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanmış sorunları da hatırlatıyor. Oscar adayı Toprağın Tuzu sadece benzersiz fotoğraflardan oluşan bir sergi değil, aynı zamanda bir baba-oğul hikâyesi. Wim Wenders’in Berlin’de prömiyer yapan Her Şey Güzel Olacak filmi de festivalde gösteriliyor.

rdQQylaM0wlMkCtIMLsDK4NpW1V

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi