Önceki Sayfa1 / 5Sonraki Sayfa

Hazırlayanlar: Gubse Tokgöz, Levent Tanıl

Sinema dünyasında isimlerini bir kenara bırakıp karakterleriyle andığımız pek çok film var. Sahip olduğu özelliklerle ana hikayeyi zirve noktalara taşıyarak bambaşka bir boyut kazanmasına yardımcı olan karakterler, bu sayede mevcut filme gizem ile birlikte psikolojik derinlik de yüklemeyi başarıyor. Bazen başrol, çoğu zaman ise yan karakter olarak karşımıza çıkan bu kahramanlar, sahip oldukları potansiyele gizem katarak, hikayenin merak olgusunu zirvelerde tutmayı sağlıyor. 

Sinema tarihinde yer alan isimsiz karakterler aslında ikiye ayrılıyor; bunların birincisini hiçbir hitap şekli bulundurmayan filmler oluştururken, ikincisini ise lakaplarıyla hitap edilen karakterler oluşturuyor. Clint Eastwood’un Dollars Trilogy’deki üç farklı lakabı buna örnek verilebilecekken, Antichrist’ın herhangi bir hitap şekli kullanmaması da bir diğerine örnek verilebilir.

Kimi zaman kafalarda soru işareti yaratmak, kimi zaman ise karakterlerin toplumsal düzen içerisindeki konumuna vurmak yapmak için kullanılan bu tekniğin önde gelen örneklerini derledik. Üzerinde pek de düşünülmeyen bir konu olan “isimsiz karakterlerin” dikkat çekilmeye değer bir konu olduğunu düşünüyor, iyi okumalar diliyoruz.

Dollars Trilogy – Clint Eastwood (1964 – 1966)

Sergio Leone tarafından 1964-66 yılları arasında çekilen ve Spaghetti Western türünün başyapıtı olarak kabul edilen Dolar Üçlemesi, aynı zamanda The Man With No Name Trilogy olarak da biliniyor. Filmin bu şekilde anılmasını sağlayan ise, başrol oyuncusu Clint Eastwood’un canlandırdığı karakterin belli bir isme sahip olmayarak her filmde farklı bir lakap alması. Serinin ilk filmi olan Bir Avuç Dolar’da (1964) Joe olarak hitap edilen Eastwood, ardından gelen Birkaç Dolar İçin filminde ise (1965) Manco lakabını alıyor.  İspanyolca’da “çolak” anlamına gelen Manco kelimesinin burada lakap olarak kullanılması,  karakterin ateş ettiği anlar haricinde her şeyi tek eliyle yapıyor olmasından ileri geliyor. Serinin son filmi olan İyi, Kötü ve Çirkin’e gelindiğinde ise artık Sarışın olarak hitap edilen bu baş karakter, kimilerine göre filmde edindiği yer bakımından “The Good” olarak da adlandırılıyor. Aslında Eastwood’un günümüzde dahi genel olarak  “Sarışın” diye anılmasına karşın, üçlemenin her filminde ayrı bir lakabının olması, serinin farklı bağlamlarla karşımıza çıktığının bir göstergesi oluyor.

The Lost Highway – Robert Blake (1997)

David Lynch sinemasının sürreal imgeler ve bilinçaltı karışıklıklarıyla sarmaş dolaş ettiği filmi Kayıp Otoban; Fred ve Renee çiftinin bir sabah evinin önünde esrarengiz bir video kaset bulmasıyla başlamaktadır. Video kasette eve gizlice girilmiş ve çift uyurken kayda alınmıştır. Sürekli artmakta olan kaset sayısı ve Fred’in eşinin kendisini aldattığı şüpheleriyle tedirgin edici bir konuma ulaşan film, bir gece Fred’in katılmış olduğu partide yanına yaklaşan gizemli bir adamın anlattıklarıyla daha da garip bir hal alır. Gizemli adam aynı anda iki yerde olabileceğini yaptırdığı bir telefon görüşmesiyle Fred’e ispat etmiştir. İşte bu sahneden itibaren ise film pek çok kırılma noktasını da beraberinde getirir. Robert Blake’in canlandırmış olduğu gizemli adam karakteri, Lynch’in Kayıp Otoban’ında adeta ara bulucu görevi üstlenir. Film boyunca gözlerini hiç kırpmayan ve kaşsız olan bu adam, Fred’in yanındayken onun ev telefonunu cevaplayarak filmi bambaşka bir boyuta taşır. İlerleyen sahnelerde birkaç kez daha karşılaşmış olduğumuz bu karakter, sahip olduğu gizem ve korkutucu bakışlar eşliğinde attığı kahkahalarla sinemanın en garip ve kendine özgü isimsiz karakterlerinden biri olarak görülmektedir.

Önceki Sayfa1 / 5Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi