Uzak Doğu Sineması denildiğinde akla gelen ilk isimler adını birçok filmiyle duyurmuş bağımsız sinemacılar olabilir. Ana akımdan olabildiğince farklı ve cesur işler ortaya koyan bu isimler Uzak Doğu Sineması’nın itibarını da şekillendiriyorlar diyebiliriz hatta. Ancak bir de işin diğer boyutu var. Gişe odaklı ve ticari kaygı güden yüksek bütçeli filmler de özellikle Çin pazarında fazlasıyla etkin. Sony’nin yapımcılığını üstlendiği The Raid serisi en meşhur örneklerden bir tanesi. Yüksek bütçeli yapımlar da, bağımsız yapımlar gibi kendi doğrultularında günden güne gelişim gösteriyorlar. Özellikle teknik ve görsel açıdan gittikçe zenginleşen bu filmler elbette devam filmleriyle tekrar ve tekrar beyazperdede boy gösteriyorlar. Mike Tyson’ın konuk oyuncu olarak yer aldığı Ip Man 3 de bu örneklerin sonuncularından bir tanesi.

Ailesiyle birlikte sıradan hayatını sürdüren Wing Chun ustası Ip Man (Donnie Yen), oğlunu okuldan almaya gittiği bir gün Sang (Patrick Tam) isimli bir çete liderinin önderliğinde okula yapılan baskına şahit olur. Okulu korumaya başlayan Ip Man ve öğrencileri kendilerini aslında Frank (Mike Tyson) adında bir gangster tarafından yönetilen çeteyle karşı karşıya bulurlar.

Dördüncü ve final filmiyle tekrar beyazperdede boy gösteren Ip Man 3, yazının başında belirttiğim gibi Uzak Doğu Sineması’ndan çıkan yüksek bütçeli yapımlardan bir tanesi. Basit hikayesini bağlılık ve aidiyet gibi değerlerle destekleyen bir yapısı var. Filmin ana konusu milliyetçi bir eksen etrafında şekillense de, aslında iki farklı hikaye anlatılıyor. Filmi ikiye bölen bu hikayelerin birbirleriyle pek bir bağlantıları yok. Birinin sonlanmasının ardından, diğeri başlıyor. Tek ortak noktaları temele aldıkları ahlaki erdemler.

Senaristler Lai-yin Leung ve Chan Tai-Li, filmde karmaşık bir olay örgüsü kurmayı tercih etmiyorlar. Yolsuzluk ve yozlaşma konularına parmak basarken milliyetçi bir tavır sergilemeleri de kendilerini daha anlaşılır kılmak için tercih ettikleri bir yöntem olabilir. Dövüş sanatlarına odaklı pek çok film gibi doğru ve yanlış ayrımını değişmez ahlaki erdemler üzerinden yapan ve basit bir matematikle ilerleyen senaryoda sürpriz sahneler bulunmuyor. Umduğunu bulmayı seven seyircilerin yüzünü güldürecek olsa da, son zamanlarda hikayesel açıdan zenginleşen ve hali hazırda gelişmiş aksiyon tekniklerinden de geri kalmayan örneklerle kıyaslanınca çok zayıf kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Son yılların başarılı örneklerinden Hoon-jung Park’ın yönettiği Sin-se-gae (Yeni Dünya) gibi derin hikayelerden veya son dönem Jet Li filmlerinden farklı olarak, hikaye anlatımını minimum düzeyde tutan yönetmen Wilson Yip ortaya akılda kalıcı bir iş koyamıyor. Bütün seriyi yöneten yönetmenin bu tercihi izleyiciye direkt geçtiğinden seyir zevkini de düşürüyor, aksiyon sahneleri yetmiyor.

Quentin Tarantino’nun yapımcılığını üstlendiği 2002 yapımı Yimou Zang filmi Ying xiong (Kahraman) filmi ve bahsettiğim Yeni Dünya gibi filmlerin tarzları birbirlerinden çok farklı da olsa, önemli bir ortak noktaları vardı. Derin ve özenle hazırlanmış hikayeleri ile karakterleri, bu ve bunlar gibi birçok filmi özel bir yere koyuyordu. Wilson Yip’in son filmi Ip Man 3 ise bunları hiç önemsemeden, iyi kurgulanmış iki sahne ile izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Sinema severlere aradıklarını vadetmeyen ve özellikle aksiyon severleri tatmin etmekten uzak yapısıyla Ip Man 3, sıradan bir Kung fu filmi olmaktan fazlası değil.

Uzak Doğu Sineması denildiğinde akla gelen ilk isimler adını birçok filmiyle duyurmuş bağımsız sinemacılar olabilir. Ana akımdan olabildiğince farklı ve cesur işler ortaya koyan bu isimler Uzak Doğu Sineması’nın itibarını da şekillendiriyorlar diyebiliriz hatta. Ancak bir de işin diğer boyutu var. Gişe odaklı ve ticari kaygı güden yüksek bütçeli filmler de özellikle Çin pazarında fazlasıyla etkin. Sony’nin yapımcılığını üstlendiği The Raid serisi en meşhur örneklerden bir tanesi. Yüksek bütçeli yapımlar da, bağımsız yapımlar gibi kendi doğrultularında günden güne gelişim gösteriyorlar. Özellikle teknik ve görsel açıdan gittikçe zenginleşen bu filmler elbette devam filmleriyle tekrar ve tekrar beyazperdede boy gösteriyorlar. Mike Tyson’ın konuk oyuncu olarak yer aldığı Ip Man 3 de bu örneklerin sonuncularından bir tanesi. Ailesiyle birlikte sıradan hayatını sürdüren Wing Chun ustası Ip Man (Donnie Yen), oğlunu okuldan almaya gittiği bir gün Sang (Patrick Tam) isimli bir çete liderinin önderliğinde okula yapılan baskına şahit olur. Okulu korumaya başlayan Ip Man ve öğrencileri kendilerini aslında Frank (Mike Tyson) adında bir gangster tarafından yönetilen çeteyle karşı karşıya bulurlar. Dördüncü ve final filmiyle tekrar beyazperdede boy gösteren Ip Man 3, yazının başında belirttiğim gibi Uzak Doğu Sineması’ndan çıkan yüksek bütçeli yapımlardan bir tanesi. Basit hikayesini bağlılık ve aidiyet gibi değerlerle destekleyen bir yapısı var. Filmin ana konusu milliyetçi bir eksen etrafında şekillense de, aslında iki farklı hikaye anlatılıyor. Filmi ikiye bölen bu hikayelerin birbirleriyle pek bir bağlantıları yok. Birinin sonlanmasının ardından, diğeri başlıyor. Tek ortak noktaları temele aldıkları ahlaki erdemler. Senaristler Lai-yin Leung ve Chan Tai-Li, filmde karmaşık bir olay örgüsü kurmayı tercih etmiyorlar. Yolsuzluk ve yozlaşma konularına parmak basarken milliyetçi bir tavır sergilemeleri de kendilerini daha anlaşılır kılmak için tercih ettikleri bir yöntem olabilir. Dövüş sanatlarına odaklı pek çok film gibi doğru ve yanlış ayrımını değişmez ahlaki erdemler üzerinden yapan ve basit bir matematikle ilerleyen senaryoda sürpriz sahneler bulunmuyor. Umduğunu bulmayı seven seyircilerin yüzünü güldürecek olsa da, son zamanlarda hikayesel açıdan zenginleşen ve hali hazırda gelişmiş aksiyon tekniklerinden de geri kalmayan örneklerle kıyaslanınca çok zayıf kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Son yılların başarılı örneklerinden Hoon-jung Park’ın yönettiği Sin-se-gae (Yeni Dünya) gibi derin hikayelerden veya son dönem Jet Li filmlerinden farklı olarak, hikaye anlatımını minimum düzeyde tutan yönetmen Wilson Yip ortaya akılda kalıcı bir iş koyamıyor. Bütün seriyi yöneten yönetmenin bu tercihi izleyiciye direkt geçtiğinden seyir zevkini de düşürüyor, aksiyon sahneleri yetmiyor. Quentin Tarantino’nun yapımcılığını üstlendiği 2002 yapımı Yimou Zang filmi Ying xiong (Kahraman) filmi ve bahsettiğim Yeni Dünya gibi filmlerin tarzları birbirlerinden çok farklı da olsa, önemli bir ortak noktaları vardı. Derin ve özenle hazırlanmış hikayeleri ile karakterleri, bu ve bunlar gibi birçok filmi özel bir yere koyuyordu. Wilson Yip’in son filmi Ip Man 3 ise bunları hiç önemsemeden, iyi kurgulanmış iki sahne ile izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Sinema severlere aradıklarını vadetmeyen ve özellikle aksiyon severleri tatmin etmekten uzak yapısıyla Ip Man 3, sıradan bir Kung fu filmi olmaktan fazlası değil.

Yazar Puanı

Puan - 49%

49%

Sinema severlere aradıklarını vadetmeyen ve özellikle aksiyon severleri tatmin etmekten uzak yapısıyla Ip Man 3, sıradan bir Kung fu filmi olmaktan fazlası değil.

Kullanıcı Puanları: 4.65 ( 1 votes)
49
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi