Sinemaya olan tutkumun başladığı ilk yıllarda birçok başarısız Fransız filmiyle karşılaşmış olmam, Avrupa’nın önemli sinema ülkelerinden biri olan, Fransız sinemasına karşı önyargı beslememe yol açtı. Senelerce bu önyargımı yıkamadığım için başarılı filmleri dahi es geçtim. Taa ki bir gün Film Ekimi’nde Kelebek ve Dalgıç (Le Scaphandre et le papillon)’la karşılaşıncaya kadar. Film, o zamana kadar izlediğim en iyi “Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlama” olmasının yanı sıra, yönetmeninin ilginç anlatım tarzıyla da beni derinden etkilemeyi başarmıştı. İşte o gün yeniden ilgi duymaya başladığım Fransız sineması bugün Intouchables (Can Dostum) ile beni yeniden mest etmeyi başardı.

“Kelebek ve Dalgıç”a benzer şekilde felç geçiren bir adamın gerçek hikayesinden yola çıkan film, bambaşka bir yol izleyerek bu dramatik duruma gülümseyerek bakmamızı hedefliyor. Sınıfsal farklılıkları ve bu farklılıkların oluşturduğu ilgi alanlarını mizahi bir biçimde eleştiren Can Dostum, politikaya çok fazla girmeyen ancak dokundurmadan da geçemeyen bir komedi filmi.

Her halinden ülkenin sayılı entelektüellerinden ve zenginlerinden biri olduğunu hissettiren Philippe, (François Cluzet) yamaç paraşütü yaparken yaşadığı trajik kaza sonucu felç geçirir. Philippe’in, ona her konuda yardımcı olacak bir bakıcıya, hapisten yeni çıkan Driss (Omar Sy)’e ise para kazandıracak bir iş lazımdır. Peki, normal şartlarda asla arkadaş dahi olamayacak siyahi Driss ile zengin Philippe, “can dostu” olacak kadar yakın mı olacak yoksa Driss’e güvenmeyenler haklı mı çıkacak, işte onu filmi izleyerek öğrenmenizi tavsiye ederim.



Fransız sinemasının en çok izlenen filmi olma ünvanını taşıyan Can Dostum, yönetmenleri Olivier Nakache ve Eric Toledano’a getirdikleri haklı ünün yanı sıra -adını birçok sinemaseverin ilk defa duyduğu- Omar Sy’nin muhteşem oyunculuğunu izleme şansı sunuyor. Omar’a “En iyi Erkek Oyuncu” dalında Cesar Ödülü kazandıran film, oyuncunun başarısının hakkını aldığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Omar, Driss rolünü öyle güzel canlandırıyor ki birçok sahnede inanın kahkaha attırmasının yanı sıra, izleyenlerin koltuklarını titretmesine sebep olacak kadar güldürüyor.

En başta bahsettiğim gibi film sınıf farklılıklarını dile getirmeyi kendine ilke edinmiş olsa da bunu sadece ince göndermelerle yapıyor. Yönetmenlerin öne çıkarmak istediği nokta ise felçli bir insanın hayata nasıl tutunması gerektiği dersek hata etmiş olmayız. Philippe’in cinsel hayatını kulakları üzerinden sürdürdüğünü anlatmaya çalışırken söylediği; “Kulaklar, tahmin edemeyeceğin kadar hassas ve erotik organlardır.” sözü, film boyunca engeli olmayan insanlar tarafından tasdik edilircesine gösteriliyor. (İster istemez kulaklarınız hakkındaki düşüncelerinizi gözden geçireceksiniz.)


Hayata sarılmanızı sağlayacak, sıcacık bir film istiyorsanız Can Dostum bu zamana kadar izlediğiniz “en iyi filmler listenize” mutlaka girecek bir yapım. Can Dostum, izlendikten sonra herhangi bir göndermeye takılmadan, üzerine uzun uzun düşünmeden, “vay be, ne kadar güzel bir filmdi.” diyebileceğiniz ender filmlerden. Mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.
İyi Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi