Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Uzay hakkında çoğu şeyi öğrenmemizi sağlayan kurum olan NASA, bugüne kadar ortaya çıkan bilimkurgu filmlerinin büyük bir ilham kaynağı olarak kendini sinemada da tanıtıyor. Bilimkurgu veya uzay temalı filmlerin  senaryosunun oluşturulma sürecinde NASA çalışanlarının büyük bir katkısı olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Sadece sinema ya da uzay konularında değil dünyanın en önemli sorunlarından biri olan kuraklık gibi bir konuda da çalışmalar yapan NASA ülkelerin gelecek yıllarda nasıl bir yaşamın onları beklediğini gözler önüne seriyor.  Yapılan son araştırmada Türkiye’nin de kuraklık tehlikesi yaşadığına dikkat çeken NASA ile ilgili bugün Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun yaptığı “NASA da kim? Biz onlardan iyiyiz!” açıklaması sonrası biz de en azından NASA’nın kim olduğunu anlatmaya yardımcı olan, insanlığın uzayı keşfettiği 10 başarılı filmi sizler için derledik.

                                                                          Hazırlayanlar: Sıla Şahinöz, Elif Barış

İnsanlığın Uzayı Keşfettiği 10 Başarılı Film!

Forbidden Planet (1956)

forbidden-planet-filmloverss

“En İyi Görsel Efekt” dalında Oscar’a aday gösterilen Fred M. Wilcox yönetmenliğindeki 1956 yapımı Forbidden Planet, kült film statüsüne ulaşmış ve türün diğer filmleri arasında kendi özgü tarzıyla rahatça sıyrılabilmiş bir film. Forbidden Planet, Star  Wars ve Star Trek gibi bilim kurgu sinemasının önemli yapımlarına ilham veren aynı zamanda çekildiği zamana göre özel efektler konusunda bir devrim etkisi yaratan bir filmdi. 20 yıldır haber alınamayan bir koloniden kumandan John J. Adams yönetiminde bir uzay gemisinin yaptığı keşif sonucunda yaşanan olayların anlatıldığı filme görünmez bir canavarın saldırısı sonrasında hayatta kalmış tek insanlar olan dahi bilim adamı Dr. Morbius ve güzel kızı Altaira’nın eklenmesi ile bilim kurgu, romantizm, korku ve mizahi ögelerin birleşiminden oluşan bir film olarak profilini oluşturuyor. İnsanlığın keşfetme sevdası sonucunda başına gelebilecek felaketlere karşı iç karartıcı durumu bizlere yansıtan film; bunu yaparken insan psikolojisinin derinlerine inip Sigmund Freud’un insan zihninin katmanları olarak  tanımladığı id, ego ve süperego kavramlarından yararlanıyor. Aynı zamanda gezegendeki kötü kahramanı Robby The Robot karakterinin yarattığı belaya karşı gelinmesi bakımından sistemin zorla yaptırımlarını yok sayarak meseleye mizahi de olsa politik açıdan yaklaşabiliyor.

2001: A Space Odyssey (1968)

2001 - space - odyssey - filmloverss

Bilim kurgu yazarı Arthur C. Clarke’ın kısa öyküsünden esinlenilen senaryosu, Clarke ve Stanley Kubrick tarafından yazılan 2001: A Space Odyssey (2001: Bir Uzay Destanı) filminin yönetmenliğini de Kubrick üstlenir. Dört dalda Oscar’a aday olan ve en iyi görsel efekt alanında Oscar’a layık görülen film, 1991 yılında ‘kültürel, tarihi ve estetik’ olarak önemli olduğu düşünülerek Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Film Arşivi’ne alındı. Gösterime girdiği yılda çok fazla eleştirilmesine rağmen, öncü görsel efektleri, bilimsel öngörüleri ve alışagelmiş anlatım tekniklerinin yerine sessizlik ve minimum düzeyde tuttuğu diyaloglarıyla kendi kategorisinin kuşkusuz en önemli filmlerinden biridir.  2001: A Space Odyssey, aslında bir insanlık tarihi hikayesi. Filmin çekildiği Soğuk Savaş dönemi de göz önüne alınırsa, Kubrick bu filmde ABD ile SSCB arasındaki rekabete, insanın özünde olduğunu düşündüğü ‘rekabetçi içgüdü’den bağımlı bir şekilde değinir. Kubrick, filmi 4 ana bölümde anlatır; İnsanlığın Şafağı, TMA1, Jüpiter Görevi, Sonsuzluğun Ötesi. Zamansal atlama kurgusuyla anlatılan hikaye; insanın bilincinin gelişimini, kendi gücünü tanımasını ve rekabet bilincinin işlenmesini, bilmeye duyulan isteği evrim teorisinin öğretilerine göndermeler yapılarak işler. Henüz Dünya’nın uzaydan nasıl göründüğü bilinmiyorken bile Kubrick’in daha sonrasında gerçekleşecek olan öngörüleri ve insanlık tarihi hakkındaki çıkarımları, 2001: A Space Odyssey ‘i diğer bilim kurgu filmlerden ayırıp başka bir yere koymamıza yeter.

 Marooned (1969)

marooned -filmloverss

Martin Caidin’in aynı adlı romanından uyarlanan Marooned (Fezada Kaybolanlar)’in senaristliğini Mayo Simon, yönetmenliğini de John Sturges üstleniyor. Gregory Perk, Richard Crenna, David Janssen, James Franciscus ve Gene Hackman’in rol aldığı film uzay boşluğunda sıkışan üç astronotu anlatıyor. Mercury Porjesi için giden bir pilot üzerine olan orijinal hikaye, filmde üç astronot üzerinden tasvir edilir. Ay üzerine yapılan ilk insanlı uçuş olan Apollo 11’in Ay’a inişinden yaklaşık 4 ay sonra vizyona giren Marooned, zamanlamasının verdiği olumlu havanın da etkisiyle, 1969 yılında ilgiyle izlendi ve beğenilip Akademi tarafından ‘En İyi Görsel Efekt Oscarı’na layık görüldü. Dönemine göre teknik açıdan göz alıcı olan Marooned, astronotların aileleriyle ‘hayatta kalmak’ üzerine yaptıkları diyaloglarla dikkatleri çeker.

 Capricorn One (1978)

capricorn-one-filmloverss

Adını Mars’a gidecek bir uzay aracının isminden alan Capricorn One (Hükmedenler), Amerika’da 1970’lerde moda olan ‘hükümet kaynaklı komplo teorileri’ türünde, bilim kurgu gerilim filmi. Peter Hyams’ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda, Elliot Gould, James Brolin, Brenda Vaccaro, Karen Black gibi isimlerle karşılaşırız. 1970’li yıllarda Amerika’da ekonomik sıkıntılardan dolayı oluşan toplumsal huzursuzluk, ırkçılık hareketleri gibi çözüme ulaşmamış birçok sorun vardı. Vietnam Savaşı’nın da halen devam ediyor olması Amerikan halkının hükümete karşı kuşku duymasına neden olmuştu. O dönemde bu durum sinemaya da yansıdı. Bu yansımanın en güzel örneği de politik bir gerilim filmi olarak da bahsedebileceğimiz Capricorn One’dır. Filmde Mars’a yapılacak ilk insanlı uçuşun başarılı olmayacağını anlayan NASA yetkilerinin, planı iptal etmek yerine uzaya gönderdikleri boş kapsüllerin ardından astronotları da çölde gizlice kurduğu, Mars dekoru verdiği televizyon stüdyosuna gönderilmesi anlatılır. Özgün bir senaryoya sahip Capricorn One, gördüğü ilgi üzerine İngiliz yazar Kon Follett ile Ron Goulart tarafından kitaplaştırıldı

The Black Hole (1979)

the-black-hole-filmloverss

1979 yapımı The Black Hole, genel anlamda izleyiciden ve eleştirmenlerden iyi yorumlar  alamamasına rağmen ilginç hikayesi ve özel efektleri ile dikkat çeken bir yapımdı. Bu dikkati en iyi görsel efekt ve sinematografi dalında 2 dalda Oscar adaylığı ile taçlandıran film,  “Uzayda yaşam var mı?” sorusunu bizlere soruyor. Bunu yaparken Dr. Reinhardt önderliğinde 20 sene önce kayıplara karışan bir uzay gemisini aramaya çıkan USS Palomino isimli bir uzay gemisi üzerinden hikayesini ilerleten yapım , “kara delik” kavramını  filme dahil etmesiyle daha farklı bir boyut alıyor. Kara deliğin çekim alanına giren geminin kurtarılmasından  sonra işlerin karmaşıklaştığı film, bir insanın uzun süredir yaşadığı bir olay ya da durumun etkisi altına girmesiyle kendini dış dünyadan nasıl soyutladığının bir alegorisini sunuyor aynı zamanda. Kara delik kavramını aklımıza getirdiğimizde zamanın yavaş aktığı veya akmadığı bir olgu olarak düşünebiliriz. Bu noktadan ilhamını alan filmde karakterler bir süre sonra zaman dediğimiz kavramın  varlığını unutmalarından dolayı birbirlerine değişik yaptırımlar uygulayabiliyorlar. Özellikle Maximilian Schell’in canlandırdığı Doktor karakterini uzun yıllardır kara deliğin yakınında yaşamış olmasının vermiş olduğu psikoloji sayesinde robotlardan oluşturduğu orduyu komuta ederek sistem içerisinde tek başına iktidar olmasını istiyor. Baştan uygulayacağı politikayı belli eden film Doktor’un kurtarma ekibi ile yaşadığı mücadelede film içerisinde kendine yer buluyor. Bu özelliklere rağmen senaryo konusunda anlatmak istediğini tam olarak ekrana yansıtamayan film her şeye rağmen izlenilebilir bir yapım olarak  anılıyor.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi