Her Şey Çok Güzel Olacak, Kabadayı gibi ülke sinemamız içinde kendine yer edinebilmiş özel filmlerin yönetmeni Ömer Vargı’nın filmografisi içindeki en ilginç işin 2003 yapımı İnşaat olduğunu söyleyebiliriz. Kendine has ilk filmden 11 yıl sonra İnşaat’ın devam filmi İnşaat 2 ile seyirci karşısına çıkan Vargı, bu yeni filmde aynı formülleri tekrar edip farklı hiç bir şey yakalamaya çaba göstermemiş. Haliyle bu özensizlik de filmin geneline yayılmış.

İlk filmde bir inşaatta işçilik yapan Ali ile Sudi, inşaat sahibinin kendilerine gömmeleri için getirdikleri bir ceset ile başlayan, muskalarla, dualarla devam eden çılgın bir serüven içinde bulurlar kendilerini. İnşaat 2’de Ali ile Sudi’yi 10 sene hapishanede kaldıktan sonra özgürlüklerine kavuşmuş halde görüyoruz. Küçük bir koydaki boş bir diskotekte güvenlikçilik yaparak yaşayan ikili hiç istemedikleri halde kendilerini yine toprak altına ceset ve bilimum illegal şeyler gömerken buluyorlar. Muska ve dua olayları da aynı şekilde tekrardan ikilinin günlük işlerinden oluyor. Hayat kadınlığı yapan Olga’ya aşık olan Sudi evlilik hayalleri kurarken, Ali de Nazife ile kaldıkları yerden devam etmenin peşindedir. İşler planladıkları gibi gidecek midir, yoksa alınan risklerin sonu yine hapishaneye mi çıkacaktır?

İlk filmde de biraz derinlikli bir değerlendirmeye kalktığınızda sorunlarla karşılaşıyordunuz. Abartılı tekrarlar, senaryo aksaklıkları bulunuyordu ama anlatılan hikayenin ilginçliği, başarılı oyunculuklarla, sıcak samimi bir hava yakalanmasını sağlamış ve film zihinlerimizde iyi bir konum elde edebilmişti. Fakat bu devam filmi için aynı şeyi söylemek oldukça zor. İnşaat 2, en basit tanımlamasıyla ilk filmin, deniz kenarında geçen, oyuncuların yazlık kıyafet giydiği ve saçlarının beyazladığı, aynı hikayelerin, aynı diyalogların bir tekrarı. Senaryo anlamında ciddi hiç bir çalışma yapılmadığı çok ortada. İlk filmdeki karanlık işler yapan müteahhit karakterinin görevi burada insan kaçakçılığı yapan birine yüklenmiş. Adam öldürüp gömdüren mafya aynı, kötü polis aynı. Yine işlere burun sokan huysuz bir yaşlımız var ve diyaloglarımız, hikayeyi destekleyen noktalarımız hep ilk filmden alınma.

Sudi’nin ilk filmden sevgilisi Ayşe’yi araması, onunla konuşması filmde çok gereksizdi. Evlenip yeni bir yol çizdiğini öğrendiğimiz başka bir karakteri, sesini bile duymadan filme eklemek zaman kazanmaktan başka hiç bir anlama gelmiyor. Aynı şekilde Amerikalı, Suriyeli ve Arnavut ajanların da filme sadece meksika çıkmazı sahnesini için yerleştirilmeleri, altlarının minicik bile doldurulmaya çalışılmaması filmin puan kaybettiği başka bir nokta. İkilinin gömdüklerinin gün yüzüne çıkma bölümü ise ilk filmde olduğu gibi yine çok gereksiz bir şekilde aceleyle bağlanıyor.

Bittiğinde bir devamı olması gerektiğini düşündürten ilk filmden sonra gelen bu film, kimseyi pek tatmin etmeyecektir. Şevket Çoruh, Emre Kınay gibi başarılı isimlerin göz dolduran performansları bile tekrarların rahatsız ediciliğinden ötürü filmi kurtarmaya yetmiyor. İlk filmde ince siyasi göndermeler ve topluma dair hicivler bulunurken, bu filmde de şeyh rolüne bürünen Ali, boş inançlardan medet uman kişileri yine istedikleri gibi mutlu ediyor fakat bunu da bir söylem olarak kullanmaktan çok, salt mizah öğesi olarak işliyor yönetmen. İçerik olarak hiç bir şey vermeyen film, ilk filmin aksine görüntü yönetimi anlamında da bir hayli sığ. Tek mekanda geçen ve gayet keyifli bir seyir yaşatan ilk filmin aksine ikinci filmin büyüyen mekanı sizleri sıkılmaktan kurtaramıyor.

Ömer Vargı’nın Anadolu Kartalları ile düşüşe geçen başarı grafiği, bu film ile iyice yerlere inmiş durumda. Çok az sahnede hafif tebessüm etmenizi sağlayan İnşaat 2, ilk filmin gereksiz bir tekrarı niteliğinde. Yapılmasaymış, hem yönetmen, hem de İnşaat akıllarda çok daha güzel yerlerde bulunmaya devam edecekti ama olamadı. Yazık!

 

Her Şey Çok Güzel Olacak, Kabadayı gibi ülke sinemamız içinde kendine yer edinebilmiş özel filmlerin yönetmeni Ömer Vargı’nın filmografisi içindeki en ilginç işin 2003 yapımı İnşaat olduğunu söyleyebiliriz. Kendine has ilk filmden 11 yıl sonra İnşaat’ın devam filmi İnşaat 2 ile seyirci karşısına çıkan Vargı, bu yeni filmde aynı formülleri tekrar edip farklı hiç bir şey yakalamaya çaba göstermemiş. Haliyle bu özensizlik de filmin geneline yayılmış. İlk filmde bir inşaatta işçilik yapan Ali ile Sudi, inşaat sahibinin kendilerine gömmeleri için getirdikleri bir ceset ile başlayan, muskalarla, dualarla devam eden çılgın bir serüven içinde bulurlar kendilerini. İnşaat 2'de Ali ile Sudi’yi 10 sene hapishanede kaldıktan sonra özgürlüklerine kavuşmuş halde görüyoruz. Küçük bir koydaki boş bir diskotekte güvenlikçilik yaparak yaşayan ikili hiç istemedikleri halde kendilerini yine toprak altına ceset ve bilimum illegal şeyler gömerken buluyorlar. Muska ve dua olayları da aynı şekilde tekrardan ikilinin günlük işlerinden oluyor. Hayat kadınlığı yapan Olga’ya aşık olan Sudi evlilik hayalleri kurarken, Ali de Nazife ile kaldıkları yerden devam etmenin peşindedir. İşler planladıkları gibi gidecek midir, yoksa alınan risklerin sonu yine hapishaneye mi çıkacaktır? İlk filmde de biraz derinlikli bir değerlendirmeye kalktığınızda sorunlarla karşılaşıyordunuz. Abartılı tekrarlar, senaryo aksaklıkları bulunuyordu ama anlatılan hikayenin ilginçliği, başarılı oyunculuklarla, sıcak samimi bir hava yakalanmasını sağlamış ve film zihinlerimizde iyi bir konum elde edebilmişti. Fakat bu devam filmi için aynı şeyi söylemek oldukça zor. İnşaat 2, en basit tanımlamasıyla ilk filmin, deniz kenarında geçen, oyuncuların yazlık kıyafet giydiği ve saçlarının beyazladığı, aynı hikayelerin, aynı diyalogların bir tekrarı. Senaryo anlamında ciddi hiç bir çalışma yapılmadığı çok ortada. İlk filmdeki karanlık işler yapan müteahhit karakterinin görevi burada insan kaçakçılığı yapan birine yüklenmiş. Adam öldürüp gömdüren mafya aynı, kötü polis aynı. Yine işlere burun sokan huysuz bir yaşlımız var ve diyaloglarımız, hikayeyi destekleyen noktalarımız hep ilk filmden alınma. Sudi’nin ilk filmden sevgilisi Ayşe’yi araması, onunla konuşması filmde çok gereksizdi. Evlenip yeni bir yol çizdiğini öğrendiğimiz başka bir karakteri, sesini bile duymadan filme eklemek zaman kazanmaktan başka hiç bir anlama gelmiyor. Aynı şekilde Amerikalı, Suriyeli ve Arnavut ajanların da filme sadece meksika çıkmazı sahnesini için yerleştirilmeleri, altlarının minicik bile doldurulmaya çalışılmaması filmin puan kaybettiği başka bir nokta. İkilinin gömdüklerinin gün yüzüne çıkma bölümü ise ilk filmde olduğu gibi yine çok gereksiz bir şekilde aceleyle bağlanıyor. Bittiğinde bir devamı olması gerektiğini düşündürten ilk filmden sonra gelen bu film, kimseyi pek tatmin etmeyecektir. Şevket Çoruh, Emre Kınay gibi başarılı isimlerin göz dolduran performansları bile tekrarların rahatsız ediciliğinden ötürü filmi kurtarmaya yetmiyor. İlk filmde ince siyasi göndermeler ve topluma dair hicivler bulunurken, bu filmde de şeyh rolüne bürünen Ali, boş inançlardan medet uman kişileri yine istedikleri gibi mutlu ediyor fakat bunu da bir söylem olarak kullanmaktan çok, salt mizah öğesi olarak işliyor yönetmen. İçerik olarak hiç bir şey vermeyen film, ilk filmin aksine görüntü yönetimi anlamında da bir hayli sığ. Tek mekanda geçen ve gayet keyifli bir seyir yaşatan ilk filmin aksine ikinci filmin büyüyen mekanı sizleri sıkılmaktan kurtaramıyor. Ömer Vargı’nın Anadolu Kartalları ile düşüşe geçen başarı grafiği, bu film ile iyice yerlere inmiş durumda. Çok az sahnede hafif…

Yazar Puanı

Puan - 57%

57%

57

Çok az sahnede hafif tebessüm etmenizi sağlayan İnşaat 2, ilk filmin gereksiz bir tekrarı niteliğinde.

Kullanıcı Puanları: 0.3 ( 1 votes)
57
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi