Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Film veritabanı IMDb’nin sinemaseverlerin bir araya geldiği en büyük sanal mecralardan biri olduğu su götürmez bir gerçek. Filmlerin, binlerce kullanıcının oyları ile değerlendirildiği sitede elbette bazı sürprizlere de rastlamak mümkün. IMDb’de iyi film ile vasat film ayrımının başladığına inanılan puan olan 7.0’dan düşük puan almış filmler arasından, izleyicilerin aslında ıskalamaması gereken, 2000 sonrasında çekilmiş 15 başarılı filmi sizler için derledik.

Hazırlayanlar: Emre Serbes, Melike Ölker

IMDb’de 7’nin Altında Puan Alan 2000 Sonrası 15 Başarılı Film

Spider (2002)

spider-2002-cronenberg-filmloverss

50 yıllık başarılı bir kariyere sahip olan Kanadalı usta yönetmen David Cronenberg’in 2002 yapımı psikolojik gerilim filmi Spider, Patrick McGrath’ın aynı adlı romanında beyazperdeye uyarlandı. Senaryosunu orijinal metnin yazarı McGrath’ın kaleme aldığı film psikiyatrik tedavi için uzun süre bir klinikte yatan Dennis Cleng’in hikâyesini konu alır. Doğu Londra sokaklarına geri döndüğünde geçmişe dair tüm anıları hafızasında yeniden canlanan Cleng’in zihniyle olan mücadelesi seyirciyi de zorlu bir yolculuğa çıkarır. Prömiyerini Cannes Film Festivaline yapan ve Altın Palmiye için yarışan, pek çok festivalden de ödüllerle dönen Spider; Ralph Fiennes, Miranda Richardson, Gabriel Byrne’den oluşan oyuncu kadrosuyla da başarılı ve atlanmaması gereken bir yapım olma özelliği taşıyor.

Swimming Pool (2003)

swimming-pool-ozon-2003-filmloverss

François Ozon’un karakteristik sinemasının güzide örneklerinden Swimming Pool’un bu listede olması son derece üzücü. 2003 yılında Palme d’Or için yarışan film, Sarah Morton’un yazacağı kitabı tamamlamak amacıyla patronunun sahil kasabasında boş durumda olan evine gitmesi ve tam kafasını kitabı için toparlamaya başlamışken evin sahibinin genç kızının da bir süre konaklamak için eve gelmesi sonucu gerçekleşen olayları konu alır. İki kadının, aralarındaki yaş farkı ve yaşam biçimleri sebebiyle sık sık çatışmalar yaşadığı film, Sarah’nın yazdıklarıyla gerçek hayatta yaşadıklarının harmanlanmasıyla seyirciyi şok edici bir finale hazırlar.

My Summer of Love (2004)

my-summer-of-love-2004-filmloverss

Hayatın zorlu dönemeçlerinden geçen iki genç kadının cinselliklerini keşfetmelerine beyazperdede daha önceden de şahit olduk. Kate Winslet’lı Heavenly Creatures’tan daha yakın zamanda izlediğimiz Blue is the Warmest Color’a, az ama öz örnekler ile karşılaşmıştık. 2013 yılının en özel filmlerinden biri olan Ida’nın yönetmeni Pawel Pawlikowski’nin yönettiği My Summer of Love da Yorkshire kırsalında bir yaz tanışan iki kadını odağına alıyor. Orta sınıf bir ailenin maskülen kızı olan ve yaşadığı çevreden oldukça sıkılan Mona ile daha rahat bir hayat yaşayan deli dolu Tamsin arasındaki ilişki bu anlamda Blue is the Warmest Color’daki Adele ile Emma’nın ilişkisine benzetebiliriz. Fakat Pawlikowski, filmin müthiş sinematografisi ve soundtracklerine sırtını dayayıp bu ikiliyi saran çevrenin ilişkiye etkisini son derece başarılı bir şekilde aktarıyor izleyicisine.

The Exorcism of Emily Rose (2005)

exorcism-of-emily-rose-2005-filmloverss

The Exorcism of Emily Rose, kült film The Exorcist’ten sonra bu zamana çekilen en iyi şeytan çıkarma temalı film olmasına rağmen sinemaseverler tarafından pek beğenilmemiş gözüküyor.. Yönetmen koltuğunda daha sonra çektiği Sinister ile adını daha geniş kitlelere duyuran Scott Derrickson’ın oturduğu film Emily Rose isimli genç bir kızın bedeninin şeytan tarafından ele geçirilmesi sonrası gerçekleşen olayları konu alıyor. Söylenenlere göre gerçek bir hikayeden uyarlanan filmin ahırda geçen şeytan çıkarma sahnesi tek kelimeyle etkileyici. Korku filmlerinin genel olarak puanlarının düşük olması bu filmin de puanını etkilemiş diye düşünerek hala izlemediyseniz ve izleyecek korku filmi arıyorsanız kaçırmayın diyorum.

Lebanon (2009)

lebanon-2009-filmloverss

Total Eclipse belgeselinden sonra sinemaya bir süre ara veren Samuel Maoz’un 2009 yılında yönettiği, Venedik Film Festivali’nden Altın Aslan dâhil üç ödülle birden dönen Lebanon, 1982 Lübnan Savaşı sırasında yapılan baskında bir anda ateş hattında kalan bir tank ve paraşütçü grubunun yaşadıklarını aktarıyor peliküle. Lebanon’u farklı kılan ise yine Samuel Maoz’un elindeki materyale yaklaşımı oluyor. Maoz, pek çok filmde ele alınan konuyu ve bu savaş ortamını, kamerasını tam da yaşananların ortasına koyarak izleyiciye aktarıyor. Maoz’un bu tercihleri seyirciyi şoke edici bir tecrübeye sürüklüyor ve izleyiciye savaşın nelere mal olduğunu ısrarla gösteriyor.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi