Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 832 [1] => 2692 [2] => 9698 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Biyografik [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/biyografik/ ) )
Mattei Olayı
Il caso Mattei
1972 - Francesco Rosi
116
İtalya
Senaryo Tito Di Stefano, Tonino Guerra, Nerio Minuzzo, Francesco Rosi
Oyuncular Gian Maria Volonté, Luigi Squarzina, Gianfranco Ombuen

Il caso Mattei

İtalyan Sineması’ndan bahsedildiğinde genellikle pek adı geçmeyen ama buna karşın sinema tarihinde derin bir iz bırakmayı başarmış yönetmenlerden biridir Francesco Rosi. 1922 doğumlu bu yaşlı kurt her ne kadar 1951’de başladığı sinema kariyerine 1997’de son vermiş olsa da geride bıraktığı o muazzam eserleriyle hala sinefilleri derinden sarsmayı başarıyor. İşte bizim de yazımıza konu olan, bu muazzam eserlerin en başarılısı olarak değerlendirebileceğimiz Il caso Mattei (Türkçesi Mattei Olayı) 1972’de renkli olarak çekilen oldukça sert bir politik, biyografik film.

Gerçektede yaşamış olan Enrico Mattei isimli bir polikacının biyografik öyküsü üzerine kurulan filmde baş rolü usta oyuncu Gian Maria Volonté üstlenmiş. 1906-1962 yılları arasında yaşayan Mattei 1945’te, faşist yönetim zamanında kurulan AGIP isimli bir devlet petrol şirketini özelleştirmesi için görevlendirilir. Ama yeni savaştan çıkmış ve ekonomisi tamamen darmadağın olmuş İtalya için doğru olanın bu şirketi satmak yerine geliştirmek olduğuna karar verip ilk başta dikkat çekmese de zamanla tüm dünyada ses getiren bir dizi büyük işler başararak, AGIP’i sonunda İtalya dışında da çalışmaya başlayan bir şirket haline dönüştürecektir. Öyle ki Mattei artık hükümetler üstü bir statüde tüm dünyayı istediği gibi dolaşıp, çok daha büyük yatırımlar yapabilecek bir güce erişir. Elbette bu sırada o zamana tek birçok piyasayı tekelinde tutan büyük petrol şirketleriyle de şiddetli çatışmalar yaşar ve sonunda 1962 yılında esrarengiz bir şekilde bir uçak kazasında ölüp gider.

Hiç kuşkusuz Mattei’nin hayatı üzerinden anlatılabilecek oldukça iyi bir hikaye var fakat Rosi’nin bu olayı ve kişiyi seçmesindeki esas neden aslında Mattei’nin davranışlarının altında yatan felsefe. Bunu daha iyi anlamak için yönetmenin 1962 yapımı Salvatore Giuliano filmine bakmak yerinde olacaktır. Bu filmde anlatılmak için seçilen Salvatore Giuliano 20.yüzyılın başlarında yaşamış bir Sicilyalı köylüdür. Onu önemli kılansa aslında bir anarşist ve kanun kaçağı olmasıdır. Fakat bu olumsuz karakter özelliklerine karşın halk tarafında çok sevilmiştir. Öyle ki ona İtalya’nın Robin Hood’u denmiştir. Hatta The Godfather serisinin yazarı Mario Puzo bu serinin devamı niteliğindeki Sicilyalı isimli romanında Giuliano’nun öyküsünü anlatmıştır. Peki Rosi’nin filmlerinde işlemek için Mattei ve Giuliano’yu seçmesindeki sebep nedir? Elbette ki bu iki karakterin benzerlikleri üzerinden giderek; yönetmenin aslında, mevcut sistem içinde kendi doğruları için mücadele eden ve bu sayede büyük bir destek alarak güçlenen kişilerin, nasıl da sistemin büyük oyuncuları tarafından dışlanıp tehdit edildiğini ama buna karşın oluşturdukları felsefeleriyle nasıl da maddi olanın ötesine geçmeyi başardıklarını herkese göstermeye çalıştığını söyleyebiliriz.

Il caso Mattei her ne kadar biyografi olarak senaryo anlamında sanki çok derin bir şey içermiyormuş ön yargısı oluştursa da aslında filmin senaryosunu tam dört kişi birlikte yazmış. Bunlardan Tito Di Stefano ve Nerio Minuzzo sinemayla alakalı olmayan kişiler ve tamamen Mattei’nin yaşamıyla ilgili detaylarda yardımcı olmuşlar. İşin arkasındaki esas yaratıcı güçlerden ilki Tarkovsky, Antonioni ve Angelopoulos gibi büyük ustalarla çalışmış ünlü şair ve yazar Tonino Guerra, diğeri de yönetmenin kendisi.

Film, Mattei’nin uçak kazası geçirmesi sonrasında yaşananlardan başlayarak geşmişe doğru bir yolculuğa çıkıyor. Burada geçmişe doğru yol almak için çabalayan kişiyse Mattei ile ilgili film yapmak isteyen bir yönetmen. Fakat işin ilginç yanı bu yönetmeni oynayan kişi  Francesco Rosi’nin ta kendisi. Elbette çekebilmek için bilgi almaya çalıştığı filmde bizim bizzat izlediğimiz filmin yani Il caso Mattei’nin kendisi. Bu açıdan Il caso Mattei bir yandan hikayeyi anlatırken bir yandan da bu hikayeye ulaşma yolu üzerinden kendi belgeselini çekiyor.

İtalya topraklarında metanın bulunması üzerinde şirketin büyümesi ve yurt dışında işlere girişmesi, elbette bu sırada Mattei’nin birçok problemle yüzleşmesi üzerinden ilerleyen filmde özellikle karakterimizin felsefesini dillendirdiği bölümler alt metni anlayabilmek açısından önemli. Bir göl kenarında balık tutarken yaptığı söyleşide söyledikleri yalnızca o dönem için değil günümüz kapitalizmine dair çok önemli düşünceler barındırıyor. Burada Mattei, batılı terimi altında yaratılan konformist algının, üçüncü dünya ülkelerini dışlayıcı özelliğinin yıkılması gerektiğini vurgulayarak yaptığı ve diğer şirketler tarafından batılı karşıtı gösterilen özde eşitlikçi yatırımlarının, aslında kapitalizm denen küresel ekonominin olması gereken yolu olduğunu söyler. Buna benzer düşünme pratiğini Mattei 1960’ların başlarında söylemlemiş, Rosi’de 1972’de tarihe not düşmüştür. Şimdi bu yıllar önceki söylemin aslında ne derece önemli olduğunu fark etmek için çok ilginç bir örneği inceleyecek olursak filmin değerini daha iyi anlayabiliriz.

27 Mayıs 2014’de BBC’de çıkan bir haberde Uluslararası Para Fonu (IMF)’nun 13. Başkanı Christine Lagarde, Londra’da katıldığı “Kapsayıcı Kapitalizm” adlı konferansta şunları söylemiştir: “İktisatçılar uzun süredir kaynakların toplum (Küresel anlamda) içinde nasıl dağıtıldığından çok ekonomik büyümeye odaklanıyorlar. Doğal olarak ortaya çıkan eşitsizlik insanların potansiyellerini geliştirmesinin önüne set çekiyor. Üstelik bu eşitsizlik yalnızca ekonomik büyütmeyi yavaşlatmakla kalmayıp demokrasiye de zarar veriyor. Bugün kapitalizm denilen olgunun sürekliliğinden bahsetmek istiyorsak, sömürüye değil eşitlikçi bir anlayışa sahip olmak bir zorunluluk haline gelmelidir.”

Her iki bakış açısındaki benzer temeli 54 yıl gibi geniş bir perspektiften değerlendirdiğimizde aslında filmin bir tür akademik makale etkisi gösterdiğini ve geleceğin düşün dünyasını etkilediğini söylemek yanlış olmaz.

Filmin, Mattei’nin bakış açısı dışında anlattığı hikayenin, olayın geçtiği dönemin sosyokültürel atmosferine dokunan bazı bölümleri üzerinden yarattğı epik sahneler bir anlamda da tarihi bir tanıklığı gözler önüne sermiş oluyor. Kasaba yakınlarında bulunan kuyuyla birlikte halka açıklama yapan Mattei onlara artık çocuklarının geri dönebileceğini söylüyor. Peki nerede tüm bu çocuklar? Cevabı İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalya tarihinde. Bugün hemen hepimiz Godfather serisini ve esas bölümünün Amerika’da geçtiğini biliyoruz, onun geçtiği dönemi Il caso Mattei’nin hemen öncesi olarak tanımlayabiliriz. Yani savaştan yenik çıkmış olan İtalya, müttefikler tarafında yağmalanmış, zenginlikleri elinden alınmıştır. Ülkede ekonomi öylesine çökmüş ve istihdam sekteye uğramıştır ki binlerce genç hem kendilerinin hem de ailelerinin hayatta kalabilmesini sağlayacak parayı kazanabilmek için başka ülkelere, ağırlıklı olarak da Amerika’ya göç etmiştir. İşte Mattei’nin seslendiği çocuklar onlardır. Yani Mattei aslında her şeyden önce kendi ülkesindeki eşitsizliği yok etmeye çalışmaktadır. Ve buradan yola çıkarak sömürüye karşı tümel bir kararlı tutum sergiler.

Burada yönetmenin Mattei’ye karşı bakışındaki insanilik önemlidir. Yani evet, birçok sahnede her şeyi çözmüş bir bilge, üstün insan edasıyla koşturan bu adam, bazı bölümlerde hatalar yapan ve hırslarının hata dolu denizine gömülen birine dönüşebilmektedir. Bu açıdan filmin sonu olan ama aynı zamanda başta gösterilen kazayla ilgili yönetmenin söylemeye çalıştığı şey nedir? Rosi burada hem olayı çözmüş hem de çözmekte olduğu iki farklı paralel bakış açısı yaratıyor. Birinde bu “kaza”nın aslında bir suikast olduğunu görüyoruz, diğerindeyse kesin sonuçlara varamamış olsak da bu yöne doğru kayan bir bakış açısına evriliyoruz. Yani yönetmen aslında “bu gerçek değil bu benim inandığım gerçek diyerek” politik ve biyografik bir filmin en büyük dezavantajlarından biri olarak yönetmene devasa sorumluluklar yükleyen didaktik olma durumundan müthiş bir yaratıcılıkla kurtulmuş oluyor. Başta da bahsettiğimiz bu, filmin kendi kendinisinin belgeseli olma durumu; yarattığı kurgusal gerçekliğinde, kurgusallığın gerçeklikle olan farkını kesin bir şekilde belirleyip filmdeki temel söylem olan eşitlik ilkesini genel sinemasal kuramda, sıfırdan bir ilişkilendirme yoluyla daha önce görmediğimiz bir şekilde kurmayı başarıyor. Haliyle anlatılması böylesine zor hele kavranması çok zor olan bu durumu yaratıyor olmak Francesco Rosi’nin bir dahi, Il caso Mattei’nin de bir başyapı olduğunu söylemek için yeterli sanırım.

Ama Il caso Mattei ile ilgili söyleyeceklerimiz yanlızca filmin hikayesi ve alt metniyle sınırlı değil. Ortada inanılmaz dinamik bir kurgu ve eşsiz sinematografi de var. Burada Rosi’nin yarattığı sayfalarca diyaloğu  neredeyse iki saatlik bir sürede hiç yormadan anlatabilmesi zaten başlı başına büyük bir başarı. Ama filmi izlerken gerçekten yeri geldiğinde ağzınızı açık bırakan şeyse görseller. Öyle ki kendinizi binlerce kişiye hitap eden bir adamın hemen yanında balkonda bulabiliyorsunuz ya da gecenin karanlığını petrol kuyularının alevlerinin yardığı uçsuz arap çöllerinde. Ama hiç kuşkusuz en unutulmaz olanları denizin ortasındaki devasa petrol kulesinde dolaştığınız anlardır veya bir jetin içinde bizzat camdan dışarı bakıp yandaki karakterle konuştuğunuz zamanlar. Kısacası bir filmde görmeyi beklemediğiniz ne kadar şey varsa hepsine Il caso Mattei ile tanık olmanız mümkün. Buradaki müthiş başarı ise yönetmenin, bizleri, Mattei’yi içselleştirebilmemiz için onunla birlikte onun yaşadığı her yere sürüklemekte bir beis görmüyor olması. Doğal olarak da sonuç tam anlamıyla muazzam!

Il caso Mattei İtalya’nın sinemaya adadığı onlarca klasiğin gölgesinde kalmış, sinema tarihinin en değerli başyapıtlarından biri olarak bugün tozlu raflara gömülmüş durumda. Oysa her anlamdaki yaratıcılığıyla bugün bile seyirciyi etkilemeyi başarmasının yanında barındırdığı söylemle aslında bizlere hala yol gösterebiliyor olması onu yeniden hatırlamak ve hatırlatmak için oldukça iyi bir sebep. Eğer İtalya Sinaması’nın gerçek anlamda görkemine şahit olduğunuzu düşünüyorsanız bu film sizler için büyük avantaj.

İzleyin, izlettirin…



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol