Nuri Bilge ve Zeki Demirkubuz kavgalı mı? Ercan Kesal Bulantı’da niçin oynadı, bu kavganın bir etkisi var mı? Bulantı’da Bir Zamanlar Anadolu’da filmine gönderme var mı, varsa ne ölçüde var? İki yönetmen birbirini kıskanıyor mu yoksa filmlerinde birbirlerine selam mı yolluyor? Bir yönetmenin diğer bir yönetmeni filmine bu şekilde dahil etmesi, kendi filminin değerini düşürür mü yoksa değer mi katar?

Tüm bu sorular Cuma günü vizyona girecek son Zeki Demirkubuz filmi Bulantı öncesinde soruldu, sorulmaya da devam edecek. Çünkü Demirkubuz filmin vizyonundan hemen önce bir gazete demecinde NBC’den ve filmlerinden bahsetti. Acaba gerçekten hiç izlemiyor mu, çağdaşı ve bir anlamda rakibi olan yönetmeni ya da gerçekten küsler ve bu küslük ortaya çıkan sanat eserlerine mi yansıyor?

Bu soruların ışığında “2 resim arasındaki 7 farkı bulunuz” temasına benzer bir Zeki Demirkubuz & Nuri Bilge Ceylan kıyaslaması yaptık. Bu, bu haftanın gündemine özel elbet. Okuyucumuz arzu buyurursa bunu önümüzdeki haftalarda diğer yönetmenler için de yapabilir, merak edilenleri aydınlatabiliriz seve seve. İyi okumalar ve iyi seyirler.

Zeki Demirkubuz & Nuri Bilge Ceylan

1- Belki de öncelikle mektepli & alaylı karşılaştırması yaparak başlamalıyız: Nuri Bilge şehirli ve mektepli bir ekolü temsil ederken Zeki Demirkubuz pazarda limon dahi sattığını ve belli bir yaştan sonra entelektüel dünyasını genişlettiğini söylemiştir. Bu fark sadece yönetmenlik tarzlarına değil yazdıkları senaryolara da yansır; orta sınıf aklâkını ve insan ilişkilerini anlatırken biri kendi durduğu yerden diğeri (belki) daha halkın içinden görür anlatacağı şeyi.

mayıs-sikintisi-filmloverss

2- Bu mektepli alaylı ayrımı birini şehirli diğerini taşralı yapar. Ancak beklenenin tersine taşraya dönen Nuri Bilge, şehirde kalan Demirkubuz olur. NBC şehirden kaçan ya da taşraya yerleşen üst-orta sınıf aydını görür kimi yerde, kimi yerde kendini istemeden bu durumun içinde bulanı da anlatır. Demirkubuz ise taşralı olup da şehre sıkışmışları, belki geri dönmek isteyip dönemeyenleri, belki de oralardan kaçtığı için her şeye rağmen mutlu olanları dillendirir.

zeki-demirkubuz-nuri-bilge-ceylan-bulanti-filmloverss

3- ‘Nuri Bilge’nin yönetmenliğini, Demirkubuz’un senaryolarını alıp birleştirirsek mükemmel filmler yaratabiliriz.’ Bunu söyleyen ben değilim; iki yönetmene dair bir sosyal medya taraması yaptığımda seyircilerinin ortak görüşünün bu olduğunu anladım. NBC’nin yurt dışında da ödüle boğulmuş yönetmen gözü, hatta imzası Zeki Demirkubuz’un içimize işleyen senaryolarıyla birleşse gerçekten de harika olmaz mıydı? İki yönetmen zaman zaman birbirlerine selam çakıyorlar filmlerinde.

bekleme-odasi-filmloverss

4- Suç ve Ceza’yı çekmek isteyen yönetmen Ahmet (Bekleme Odası), Muzaffer’in anne babasını filminde oynamaya ikna etmeye çalışması (Mayıs Sıkıntısı); bunlar iki yönetmenin kendilerine, yönetmenliğe, kendi içlerine bakışlarını anlatan örnekler. Buradaki fark Demirkubuz’un bunu yaparken oyunculuk yükünü de sırtına alması (son filmi Bulantı da buna güzel bir örnek oldu), NBC’nin ise bunu kendisine değil başka bir oyuncuya oynatması (İklimler’i saymadık).

bir-zamanlar-anadoluda-zeki-demirkubuz-nuri-bilge-ceylan-filmloverss

5- NBC’nin filmlerini daha evrensel temalara seslenen, Demirkubuz’un filmlerini de daha dönemsel (tarihi değil elbet) yani yaşadığı çağı ve dönemi daha çok ya da daha iyi yansıtan filmler olarak görebiliriz. NBC’nin uluslararası arenada daha çok ödül kazanması, Demirkubuz’un ise ödülleri içeriden daha çok alması belki bunun sonucudur.

nuri-bilge-ceylan-venedik-film-festivali-filmloverss

6- NBC’nin karakterleri daha kolay empati yapabileceğimiz, kaçışını ya da kalışını daha kolay anlamlandırabileceğimiz ya da olumlayabileceğimiz karakterler. Kış Uykusu‘nda Aydın Bey misal; ne kadar kızsak da yer yer gülümseyerek “ama adam da ne yapsın” dediğimiz, en çok kızan, vuran kıran karakterin bile bunu hakkaniyetle yaptığını düşüneceğimiz insanlar. Kötüleri düz kötü değil pek, kötüyle bile anlaşmak mümkün oluyor bunun için zaman zaman onun filmlerinde. Zeki Demirkubuz ise öfkeyi, nefreti, suç ve cezayı, duyarsızlığı, vurdumduymazlığı anlatırken özdeşleşebileceğimiz ama daha çok kızacağımız insanlar yazıyor. Bir orospunun ağzından aslında tam da duymamız gereken ama asla duymak istemediğimiz sözleri işitmek, örneğin son filmi Bulantı’da hep erkeklere söylenmesine alıştığımız bir lafı bir kadına söylerken kahramanı, ‘ama bu kadar da etme be pis herif’ diyoruz örneğin.

Zeki Demirkubuz - filmloverss

7- Aslında iki yönetmeni karşılaştırmak ya da aralarındaki farkları vurgulamak elma ve armut karşılaştırması gibi. Elma ve armut toplanmaz; iki farklı şeydir, sonuç alamayız. Ama ikisi de sulu ve lezzetli, kuru ve yavan olabilir zaman zaman. İkisinin de seveni ayrıdır ama ikisini birlikte seven de çoktur. Onun için kavga ettirmek, yarıştırmak ya da kıyaslamak yerine kucaklamalı; kimi zaman elma kimi zaman armut yemeliyiz.

Not: Bu yazı internetten araştırılmış içeriklerden esinlenerek yazılmıştır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi