Ridley Scott ve James Cameron’un birbirine benzeyen yönleri çok. İkisi de bilimkurgu ve sıkı aksiyon filmleri denildiğinde akla gelen büyük yönetmenler. Gişe hasılatları da gayet büyük. Üstelik aralarında bir “Alien & Aliens” ve “Avatar & Prometheus” çekişmesi de mevcut. Birbirlerinin filmleri için açıklamalar yapan bu iki yönetmen aralarındaki bu kıyaslamanın bilincinde olsa gerek. Gelin bu iki yönetmenin farklı yönlerini birlikte inceleyelim.

Ridley Scott & James Cameron

harrison-ford-ridley-scott-filmloverss

1- Film Sayısı ve Gişe Başarısı: İngiliz olan Ridley Scott 78 yaşında ve Sir ünvanına sahip. 61 yaşındaki James Cameron ise Kanadalı. İkisi de mektepli olan yönetmenlerimiz saygın sinema okullarından mezun. 25 uzun metrajı olan Scott toplam gişe hasılatında 3.471.600.000 dolarla 6.138.900.000’lük Cameron’un gerisinde. Cameron ise bu rakamlara 10 uzun metraj filmle ulaşmış. Rakamlara göre Cameron önde gibi görünüyor ancak Scott’ın ilerleyen yaşına rağmen hala aktif olarak film çektiğini düşünürsek bunun aşılamaz bir fark olmadığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. James Cameron’ın her çektiği film gişe başarısına yönelik blockbusterlar. Ridley Scott ise arada gişeyi pas geçebilecek filmler de çekebiliyor; sanırsak farkın bir sebebi de bu. Bunca başarısına rağmen henüz Oscar kazanamamış Ridley Scott. En azından yönetmen olarak kazanamamış. 3 adaylığı var henüz. James Cameron ise Titanic ile Oscar kazanmış ve kazandığı bu ödülle tartışılmıştı. Daha doğrusu kendisi bu tartışmaların ortasında yer almış ve konuyla ilgili epey yorum yapmıştı hatırlarsanız.

james-cameron-titanic-filmloverss

2- Türler: İki yönetmeni de macera, aksiyon ve bilimkurgunun ustası olarak tanıyoruz. James Cameron Avatar, Titanic, Aliens, The Terminator, Terminator 2: Judgment Day, The Abyss gibi filmlerin yönetmeni. Ridley Scott’ın filmografisinde ise Alien, Blade Runner, Legend, Thelma & Louise, Black Rain, Gladiator, Black Hawk Down, Kingdom of Heaven, American Gangster, Robin Hood, Prometheus, The Martian, 1984 gibi filmler var. Scott tarihi filmler de çekmiş bol miktarda. Üstelik listede Thelma ve Louise gibi harika bir kadın filmi bile var. Cameron ise daha çok bilimkurgu ve aksiyon kısmında kalmış yelpazede. Çok insan için unutulmaz olan ve adını sinema tarihine altın harflerle yazdıran Titanic, Cameron için başarı hanesine daha kalın bir çizik atmış gibi görünse de Ridley Scott’ın birçoklarımız için sinema tarihinin ilk 10 filmi arasına girecek Blade Runner’ı çekmiş olması onu bir adım öne çıkarıyor. İslam Çupi’nin Fenerbahçe için söylediği şeyi buraya uyarlarsak: Gişe başarısı değil bizim gönlümüzdeki, android aşkı, Deckard ile Rachel’ın aşkı.

thelma-and-louise-ridley-filmloverss

3- Senaryolar: Ridley Scott uyarlama senaryolar ve romanlarla daha haşır neşir. James Cameron ise kendi yazdığı filmleri çekiyor daha ziyade. Başkalarının yazdığı senaryoyu çekmek konusunda terazi Scott tarafında daha ağır çekiyor. Cameron’ın filmlerinin aksiyon yönünün sağlamlığıyla senaryo zafiyetlerini karşılaştırınca bu durum daha net görnüyor olmalı. James Cameron aşk seviyor belli ki. Ama aşkı aksiyonun içine yerleştirmeyi seviyor diyebiliriz. Yani bizi zaman zaman rahatsız eden ‘şimdi bunlar dünyayı kurtarıyorlar ve savaşıyorlar, aşk nereden çıktı’ dediğimiz şeyler yapabiliyor. Ridley Scott’ın hikayelerindeyse aşk zaten var içinde. Bu durumda daha az sırıtıyor diyebiliriz. Cameron daha ağdalı bir dil kullanıyor yönetmen olarak, Ridley Scott daha net ve keskin konuşturuyor kamerasını. Kadın karakterler konusunda Ridley Scott daha güçlü ve bağımsız karakterlerle öne çıkarken, Cameron bu konuda daha zayıf kalıyor. James Cameron genel olarak bakınca daha tutarlı bir yönetmen. Filmlerine iyi ya da kötü demekten öte hep aynı kalitede işler yaptığını söylemek daha doğru. Ridley Scott ise biraz daha inişli çıkışlı bir kariyere sahip gibi. Blade Runner filmini tepe noktası kabul edersek ve Alien’ı dünyanın en iyi bilimkurgularından biri sayarsak bu filmlerin arasına kötü filmler koyduğunu, öncesi ve sonrasında kalitesine yakışmayan şeyler çektiğini de iddia edebiliriz.

cameron-terminator-filmloverss

4- Temalar: Androidler, robotlar, canavarlar bu iki yönetmenin filmlerinde sıkı sık gördüğümüz konular. İnsanın kendi yarattığı teknolojiyle yaşayabileceği sorunlar, gelecekte yaşanabilecek olası savaşlar, teknolojik gelişmelerin ahlaki boyutta yarattığı tartışmalar filmlerin temelarını oluşturuyor. Şiddete karşı akıl, savaşa karşı barış tarafında durmak iki yönetmenin de ortak noktası. Burada Cameron, Scott’tan ayrılıyor. Sanki şimdiye kadar Scott tarafında durmuş gibi görünsem de Cameron bu konularda daha açık ve net bir duruşa sahip. Ridley Scott inanç ve inancın getireceği karmaşa tarafında gibi sanki. Prometheus’taki yaratılış fikri ne kadar güzelse, karmaşadan dine sığınarak çıkmaya çalışan bilim insanı fikri o kadar kötü ve kendi içinde çelişkiliydi örneğin. James Cameron filmografisindeki temalar biraz daha birbirine benzer görünüyor. Aynı şeyleri farklı atmosferlerde söylemiş gibi sanki. Ridley Scott daha renkli bir yelpazeye sahip. Ancak onun filmlerinde de bir baba-oğul, yaratan-yaratılan çekişmesi var ve bu sık sık farklı biçimlerde ortaya çıkıyor. Kimi zaman gerçek bir baba oğul ilişkisi görüyoruz, kimi zaman da bir robot ve onu yaratan kişinin ilişkisine şahit oluyoruz.

ridley-scott-alien-filmloverss

5- Teknik: James Cameron aksiyon adamı. Yani filmlerinde aksiyon konusunda doruklara ulaşan bir yönetmen. Bunu zaten Terminator ve Avatar gibi filmlerle de kanıtlamış durumda. Soluk kesen tempo, inanılmaz dövüş ve savaş sahneleri konusundaki yeteneği su götürmez. Ses uzmanı, özel kameralar geliştirmiş filmleri için. Hatta deniz altında çekilecek sahneler için öyle çalışmış ki kendisi de denize dalmak konusunda rekorlar kırmış. Ridley Scott için de aynı şeyleri söylemek mümkün. Onun filmlerinde de aksiyondan aldığımız haz tartışılmaz. Ancak Scott için daha yavaş bir yönetmen demek olası. O daha çok görüntülerin adamı. Uzun uzun bakılacak sahnelerin, yakın planların, uzun sekansların… Görüntülerle oynamayı çok seven Scott aynı zamanda ışığın yönetmeni. Işığa oyun oynatmayı, gölgeleri, çok aydınlık ya da çok karanlık sahneleri seviyor. Bu belki de iki yönetmen arasındaki az önce bahsettiğim netlik farkından dolayı böyle olabilir. Cameron aydınlıkta da karanlıkta da daha net. Scott ise hep gözümüze bir perde indiriyor gibi. Ridley Scott atmosfer yaratma konusunda Cameron’dan bir adım önde duruyor gibi. Özellikle şehir ve mekan tasarlama konusunda çok başarılı. Blade Runner düşünün. O futuristik ortamı örneğin. Ya da Alien filmlerindeki uzay gemisinin içini. Filmin bir parçası hatta canlı bir organizma haline gelen atmosfer filmlere başka bir hava katıyor. Oysa tüm teknik başarısına rağmen Titanic bana herhangi bir gemi gibi görünebiliyor zaman zaman. Avatar’daki dünyanın da aslında pek de orijinal olmadığı konuşuluyordu fısıltılarla. Hatta bazı resimler dolaşıyordu internette; bakın buradan kopya çekmiş Cameron diye. Biz söyleyenlerin yalancısıyız.

james-cameron-avatar-filmloverss

6- Alien&Aliens: Sinema tarihinin en önemli bilimkurgu ve yaratık filmi olan Alien için özel bir madde yazmak çok da tuhaf olmasa gerek. Alien Ridley Scott, Aliens ise James Cameron imzalı. Bu ikisini pek çok farklı noktada değerlendirmek mümkün. Öncelikle sinemasal anlamda Alien çok daha iyi bir film; buna çok itiraz eden olmaz eminiz. Çekildiği döneme bakarsak Ripley gibi bir kadın kahramanı merkezine oturtmasıyla bile başka bir yerde durur. Gemideki herkes askerdir ama militarist bir film değildir. Öte yandan Aliens tam da böyle bir filmdir ve Cameron zaten filminin Vietnam Savaşı’nın alegorisi olduğundan söz eder. Aslında silah endüstrisini ve savaşı eleştirdiğini anlatır. Ancak her Hollywood yapımı savaş karşıtı filmde olduğu gibi bu filmde de savaşı eleştirdiği zemin bir hayli kaygan görünür gözümüze. Alien’daki karakterler çok daha özgündür, Aliens daha klişe karakterler çıkarır karşımıza. Öte yandan filmin yapısına bakınca Alien’ın tipik bir “hayaletli ev” temasını uzaya ve uzay gemisinin içine taşıdığını görürüz. Aliens bu noktada belki bir nebze daha özgündür. Atmosfer, karakter yaratma, aksiyon açılarından yaklaşınca iki film arasındaki fark Alien’dan yana daha fazla şeyi artı hanesine yazar.

ridley-scott-exodus-filmloverss

7- Seyirciyle İlişki & Seyirciye Oynama: Yukarıda sıraladığımız maddelerden de hatırlayacağımız gibi iki yönetmen de hasılat konusunda çok sıkıntı yaşamıyor. Filmleri mutlaka iyi rakamlara ulaşıyor ve çok izlenenler listelerinde yerini alıyorlar. Ancak yine daha önce vurguladığımız gibi Ridley Scott tür yelpazesini daha geniş ve bir anlamda deneysel tutarak bu konuda risk alıyor. Aldığı risk de bazen hem onu hem de seyirciyi memnun etmeyen sonuçlar verebiliyor. Öte yandan James Cameron gişe konusunda biraz daha sağlamcı. Büyük prodüksyon çekmenin formülünü adeta ezberlemiş olan yönetmen gişede pek yanılmıyor. Zaten rakamlar da bunu kanıtlar nitelikte. Yani seyirciye oynamayı daha iyi biliyor denebilir. Peki seyircinin bu duruma bakışı nasıl? Kendi ülkelerini, Amerikalı seyircileri bilemem elbet ama ben kendi etrafımda gördüğüm kadarıyla şunu söyleyebilirim ki sevenleri Scott’ı daha çok sahipleniyor. Yönetmen imzası konusunda daha hassaslar. Titanic ya da Avatar’dan bahsederken James Cameron filmi olduklarını anmaktan ziyade filmin kendisini anıyoruz. Oysa ben kendi adıma konuşursam bir Ridley Scott filmi olarak Gladyatör ya da Prometheus demeyi tercih ediyorum.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi