Polonyalı yönetmen Pawel Pawlikowski’nin İngiltere’de çektiği filmlerden sonra (My Summer of Love, Late Resort) kendi topraklarına döndüğü Ida, rahibe adayı genç bir kızın hikayesini konu alıyor. Bugüne dek katıldığı birçok festivalden ödülle dönen bu siyah-beyaz ve sabit kamerayla çekilen film ülkemizde ilk kez 33. İstanbul Film Festivali’nde gösterildi.

Filme ismini de veren Ida (Anna), Manastır’da yetişmiş ve rahibe olabilmek için önünde kalan tek adımın yemin etmesi olan genç bir kız. Bu son adımı atmadan hemen önce ailesinden hayatta kalan son kişi olan teyzesiyle tanışması istenen Ida, teyzesiyle tanıştıktan sonra bugüne kadar görmediği dünyaları, bilmediği gerçekleri öğreniyor. Bir yol filmi olarak adlandırabileceğimiz Ida’nın en dikkat çekici özelliği birbirinden oldukça farklı iki kadın modeli olan Ida ve teyzesi Wanda’nın birbirlerine kattıkları diyebiliriz. Kendisini rahibe olmaya adamış ve hayatını buna göre şekillendirmiş Ida ve oldukça güçlü bir kadın figürü çizen komünist savcı Wanda’nın bir araya geldiği andan itibaren yaşanmaya başlayan çatışma özellikle Ida’nın geleceğini belirlemesi açısından büyük önem taşıyor. Ida’nın ailesinin gömüldüğü yeri bulabilmek için çıkılan bu yolculuk aynı zamanda Ida için kendini bulma yolculuğuna dönüşüyor. Yahudi olduğunu dahi yeni öğrenen, dünyevi zevklerin hiçbirini tatmamış Ida teyzesinin yaşam biçimini gözlemlerken, meraklı bakışlarını saklamayı başaramıyor. Teyzesinin “Bir şeyleri denemeden nasıl Tanrı için fedakarlık yapabilirsin?” sözünü ise belki bir öğüt olarak alıyor, belki de içgüdüsel olarak karşı koyamıyor.

Güçlü sinematografisiyle seyirciyi kendine aşık eden filmin yönetmeni Pawlikowski “anti-sinema” bir film çekmeye çalıştığından bahsederken oldukça haklı. Godard etkilerinin bir hayli hissedildiği film, her ne kadar 1960’lar Polonyası’nda geçiyor olsa da seyirci için mekan veya zaman herhangi bir önem taşımıyor. Bu doğrultuda yüzlerce fotografik görüntüden oluşan ve her sahnesi birden fazla detay içeren film, yüzlerce kartpostalı tek tek incelermiş izlenimi yaratıyor. 

İlk oyunculuk deneyimi olduğuna inananmanın bir hayli zor olduğu Agata Trzebuchowska ve teyzesi rolündeki Agata Kulesza’nın performanslarıyla büyülediği film, Pawlikowski’nin filmografisinin en üst sırasına yerleşiyor.

İyi seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi