Şeytan çıkarma, bugün korku filmi denilince şüphesiz ilk akla gelen şeydir. 1973 yapımı Şeytan (The Exorcist) korku listesinde en üstlerde, belki de ilk sırada yer alan filmlerden biridir. Sonrasında farklı yönetmenlerden, farklı oyunculardan defalarca serinin devam filmleri ya da ilkinden bağımsız ama aynı konuyu işleyen filmler izleyiciye sunuldu. Omen serisi de yine benzer konunun biraz farklı yollardan ele alınmış versiyonuydu ki bu da korku sever kitlelerin takdirini kazanmıştır.

2000’li yıllara gelindiğindeyse gerek teknolojinin gelişmesi gerekse korku ögelerine yeni yeni gündem maddelerinin (internetten gelecek tehlikeler, sanal alem cinleri vb) eklenmesi sebebiyle, şeytan popülerliğini kaybetmeye başlamıştı. Korku türünün sıkı takipçilerinden biri olarak 2011 yapımı Ayin (The Rite) şeytan çıkarmaların yeniden popülerliğini geri kazanmasını sağladı diyebilirim. Anthony Hopkins ustanın başrolünü üstlendiği ve konuyu farklı bakış açısıyla ele alan film bana göre 73 yapımı Şeytan’dan sonra bu türde en iyiler arasındadır.

the-devil-inside-

2012 yapımı İçimdeki Şeytan (The Devil Inside) bu noktada Ayin’in izinden gidip, tarzını yeni trendlere ayak uydurarak belirleyen yapımlardan. Found Footage yani buluntu film tekniğiyle çekilen film kendinden önceki Blair Cadısı, Karantina gibi filmlerin izinden giderek hem belgesel tadını hem de korku filmi gerginliğini kaybetmeden farklı bir yoldan gidiyor. Bu noktada izleyiciyi yenilikçi bir yapımla karşı karşıya getireceğini beklerken gidişattaki klişeler filmin önünü kesiyor ve film vasatın üzerine çıkamıyor.

1989 yılında ikisi rahip, biri genç bir rahibe olmak üzere üç kişiyi vahşice öldüren Maria Rossi, akli dengesi yerinde olmadığı gerekçesiyle hastaneye yatırılır. Zaman içerisinde Maria’nın derdinin çaresinin Vatikan’da bir hastane olacağı fikriyle Maria İtalya’ya gönderilir. Isabelle ise seneler sonra annesini ziyaret etmek ve gerçeği anlamak için şeytan çıkarmalar üzerine bir belgesel çekme bahanesiyle İtalya’ya gider. Burada tanıştığı iki rahiple birlikte şeytan çıkarma vakalarına tanıklık eder ve annesinin kurtuluşunu arar. 

the-devil-inside-2

Film Ayin filminden izinden giderken onu taklit etmekten de geri durmuyor. Her iki filmin de İtalya’da geçmesi, rahiplerin yaşadıkları ev ve David’in odasında camları İncil sayfalarıyla kaplaması ve sonrasında başına gelenler, şeytanın ölü bedenlerden çıkarak bir başka canlı bedene transfer olması gibi detaylar, minik tesadüfler olmaktan çıkıyor ve basit taklitlere dönüşüyor.

Oyunculuk konusunda pek çok korku filminde özellikle uygulanan taktiği devam ettirerek, çok tanınmamış isimlere yer verip daha çok konuyu ve korkutmayı öne çıkarıyor. Şeytan çıkarma sahneleriyse klasik ve klişelerin ötesine geçemiyor. Başlarda yavaş ilerleyen temposu izleyicinin filmden sıkılmasına yol açarken, filmin bitmesine 20 dakika kala ancak yükselişe geçmeye başlıyor.

Film hakkında yerinde diyebileceğim tek özelliği kısa süresi. 83 dakikayla tam zamanında bitiyor.

İyi seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi