Türkiye’nin önemli oyuncularından Engin Günaydın, Vavien filminde olduğu gibi yine senaristliğini üstlendiği bir yapımla karşımıza çıkıyor: İçimdeki Ses. Anlatımının, Günaydın’ın canlandırdığı ana karakter tarafından yapıldığı filmin yönetmenliğini ise Çağrı Bayrak üstleniyor. Film, beklentilerin yüksek tutulmaması halinde eğlence vadeden yapımlar arasında yer alıyor.

İçimdeki Ses, genel olarak baktığımızda bilindik bir olay örgüsüne sahip. Umre’den yeni dönen dindar anne, ‘biricik’ oğlunun aşık olduğu kadını beğenmez ve bu konuda tavrını koyar. Hayatında hiç aşk yaşamamış olan ve yalnızlıktan bunalan alkolik Selim ise, son derece güzel bir kadın olan Ayşıl’ın kendisine aşık olmasına inanmakta güçlük çekmekte ve bu ilişkiden ötürü müthiş bir heyecan duymaktadır. Bir sosyete kızı olarak afili giyinen ve fırsat buldukça şampanya içen Ayşıl, Selim’in annesine göre ”uygun” gelin adayı olmasa da, Selim’e duyduğu aşkı dolayısıyla annesinin gözüne girmeye çalışacak, böylece işler de apayrı bir seyir alacaktır. Tüm bu yaşananlar boyunca Selim’in alkolü bırakmaya çalışması ve annesinin kendisine taşınmış olması ise, Selim’in hem Ayşıl’la hem de annesinin arkadaşlarıyla olan diyaloglarında güldürü öğeleri sunan noktalara yer açmaktadır.

İçimdeki Ses, içinde barındırdığı sosyo-kültürel farklar ile sunduğu mizah öğeleriyle yer yer eğlenceli bir yapım sunuyor. Filmin daha ilk dakikalarında annenin Umre kıyafeti içinde çektiği besmelelere tanık olurken, Selim’in ise içki dolu buzdolabına şahitlik ediyoruz. Buraya kadar daha çok inanç üzerinden ilerleyen kültürel farklılık, Ayşıl’ın ve dolayısıyla sosyeteyi temsil eden birinin hayatlarına girmesiyle ise toplumsal bir mozaiklik kazanılmasını ve karakterler arasında çok yönlü çatışmalar yaşanmasını sağlıyor. Üçlü arasında yaşanan bu çatışmalar ise, metropol insanlarının farklılığını göz önüne sererek filmin güldürü unsurlarını oluşturuyor. Öyle ki, Ayşıl’ı neden beğenmediğini soran oğluna annenin verdiği cevaptaki üç maddeden biri, “eve ayakkabıyla girmesi” oluyor.

Filmin oldukça yüksek başlayan enerjisi, karakterlerin zamanla birbirlerine benzemeye başlaması ve bu çatışma öğelerinin böylece ortadan kalkmasıyla ise düşüşe geçiyor. Geriye kalan tek nokta, ailevi benzerliğin hayatlarına ne derece girmesi gerektiği sorunsalı oluyor ki bu da Selim’in içindeki ses temposunun düşmesine sebep olurken aktarılan hikaye bazında izleyicinin enerjisinin düşmesine de neden oluyor. Filmin yarattığı son çatışmanın ise, düşürülmüş olan bu tempoyu yükseltebilecek bir nitelikte çözümlenmemiş olmasından ötürü İçimdeki Ses, toparlanamadan sona eren bir yapım olarak karşımıza çıkıyor.

Engin Günaydın, filmin senaryosunu da kaleme alan kişi olarak oyunculukta oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Özellikle anne-oğul ilişkisinde oyuncular o denli doğal bir izlenim veriyorlar ki, bu ikiliden birinin değişmesi halinde filmin tüm albesini kaybedeceği izlenimi doğuyor. Ancak oyunculuk olarak değerlendirmeye devam ettiğimizde, filmde başrolü paylaşan Leyla Tuğutlu’nun yetersiz oyunculuğu büyük bir eksiklik yaratıyor. Bu eksiklik ise özellikle seslendirmede ortaya çıkıyor. Filmin kadrosunda genç jenerasyondan vasatın üzerinde bir kadın oyuncu olmadığını da belirtmek gerek. Nitekim başarılı kadın oyunculuğa ne derece ihtiyaç duyulduğu da ayrı bir soru işareti. Zira “güzel kadın” imajı üzerinden giden filmin, bunu yaparken kadını bir obje haline getirdiği görülüyor. Dolayısıyla filmin, zengin koca arayan kadın gibi eleştirilere yer verirken bunu “güzel kadın” kavramıyla birleştirip bir obje yarattığı ve kimi mizah öğelerini de bu yollarla oluşturmaya çalıştığı söylenebilir.

Sonuç olarak film, içinde barındırdığı sosyo-kültürel farklılık ile yarattığı komedi unsurları ve Engin Günaydın’ın karaktere oturan başarılı oyunculuğundan ötürü Pazar gününü değerlendirmek isteyen türün takipçilerine tavsiye edilebilir; ancak güldürü unsurlarının sağlanması aşamasında kullanılan klişelerin kimi noktalarda rahatsız edebilecek unsurlar taşıdığının notunun düşülmesinde de fayda var.

Türkiye’nin önemli oyuncularından Engin Günaydın, Vavien filminde olduğu gibi yine senaristliğini üstlendiği bir yapımla karşımıza çıkıyor: İçimdeki Ses. Anlatımının, Günaydın’ın canlandırdığı ana karakter tarafından yapıldığı filmin yönetmenliğini ise Çağrı Bayrak üstleniyor. Film, beklentilerin yüksek tutulmaması halinde eğlence vadeden yapımlar arasında yer alıyor. İçimdeki Ses, genel olarak baktığımızda bilindik bir olay örgüsüne sahip. Umre’den yeni dönen dindar anne, ‘biricik’ oğlunun aşık olduğu kadını beğenmez ve bu konuda tavrını koyar. Hayatında hiç aşk yaşamamış olan ve yalnızlıktan bunalan alkolik Selim ise, son derece güzel bir kadın olan Ayşıl’ın kendisine aşık olmasına inanmakta güçlük çekmekte ve bu ilişkiden ötürü müthiş bir heyecan duymaktadır. Bir sosyete kızı olarak afili giyinen ve fırsat buldukça şampanya içen Ayşıl, Selim’in annesine göre ”uygun” gelin adayı olmasa da, Selim’e duyduğu aşkı dolayısıyla annesinin gözüne girmeye çalışacak, böylece işler de apayrı bir seyir alacaktır. Tüm bu yaşananlar boyunca Selim’in alkolü bırakmaya çalışması ve annesinin kendisine taşınmış olması ise, Selim’in hem Ayşıl’la hem de annesinin arkadaşlarıyla olan diyaloglarında güldürü öğeleri sunan noktalara yer açmaktadır. İçimdeki Ses, içinde barındırdığı sosyo-kültürel farklar ile sunduğu mizah öğeleriyle yer yer eğlenceli bir yapım sunuyor. Filmin daha ilk dakikalarında annenin Umre kıyafeti içinde çektiği besmelelere tanık olurken, Selim’in ise içki dolu buzdolabına şahitlik ediyoruz. Buraya kadar daha çok inanç üzerinden ilerleyen kültürel farklılık, Ayşıl’ın ve dolayısıyla sosyeteyi temsil eden birinin hayatlarına girmesiyle ise toplumsal bir mozaiklik kazanılmasını ve karakterler arasında çok yönlü çatışmalar yaşanmasını sağlıyor. Üçlü arasında yaşanan bu çatışmalar ise, metropol insanlarının farklılığını göz önüne sererek filmin güldürü unsurlarını oluşturuyor. Öyle ki, Ayşıl’ı neden beğenmediğini soran oğluna annenin verdiği cevaptaki üç maddeden biri, “eve ayakkabıyla girmesi” oluyor. Filmin oldukça yüksek başlayan enerjisi, karakterlerin zamanla birbirlerine benzemeye başlaması ve bu çatışma öğelerinin böylece ortadan kalkmasıyla ise düşüşe geçiyor. Geriye kalan tek nokta, ailevi benzerliğin hayatlarına ne derece girmesi gerektiği sorunsalı oluyor ki bu da Selim’in içindeki ses temposunun düşmesine sebep olurken aktarılan hikaye bazında izleyicinin enerjisinin düşmesine de neden oluyor. Filmin yarattığı son çatışmanın ise, düşürülmüş olan bu tempoyu yükseltebilecek bir nitelikte çözümlenmemiş olmasından ötürü İçimdeki Ses, toparlanamadan sona eren bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Engin Günaydın, filmin senaryosunu da kaleme alan kişi olarak oyunculukta oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Özellikle anne-oğul ilişkisinde oyuncular o denli doğal bir izlenim veriyorlar ki, bu ikiliden birinin değişmesi halinde filmin tüm albesini kaybedeceği izlenimi doğuyor. Ancak oyunculuk olarak değerlendirmeye devam ettiğimizde, filmde başrolü paylaşan Leyla Tuğutlu’nun yetersiz oyunculuğu büyük bir eksiklik yaratıyor. Bu eksiklik ise özellikle seslendirmede ortaya çıkıyor. Filmin kadrosunda genç jenerasyondan vasatın üzerinde bir kadın oyuncu olmadığını da belirtmek gerek. Nitekim başarılı kadın oyunculuğa ne derece ihtiyaç duyulduğu da ayrı bir soru işareti. Zira “güzel kadın” imajı üzerinden giden filmin, bunu yaparken kadını bir obje haline getirdiği görülüyor. Dolayısıyla filmin, zengin koca arayan kadın gibi eleştirilere yer verirken bunu “güzel kadın” kavramıyla birleştirip bir obje yarattığı ve kimi mizah öğelerini de bu yollarla oluşturmaya çalıştığı söylenebilir. Sonuç olarak film, içinde barındırdığı sosyo-kültürel farklılık ile yarattığı komedi unsurları ve Engin Günaydın’ın karaktere oturan başarılı oyunculuğundan ötürü Pazar gününü değerlendirmek isteyen türün takipçilerine tavsiye edilebilir; ancak güldürü unsurlarının…

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

50

İçinde barındırdığı sosyo-kültürel farklılık ile yarattığı komedi unsurları ve Engin Günaydın’ın karaktere oturan başarılı oyunculuğundan ötürü bir Pazar gününü değerlendirmek isteyen türün takipçilerine tavsiye edilebilir.

Kullanıcı Puanları: 3.42 ( 7 votes)
50
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi