Ne yazık ki artık ipin ucu kaçmaya başladı. Zira, yarın hangi hakkımızın elimizden alınacağını bilmeden yaşıyoruz. 

İnternet belası son zamanlarda 7’den 70’e herkesin hayatına girmiş bulunuyor. Çocuklar ellerinde tabletlerle tanımadıkları insanlarla bilmedikleri oyunlar oynarken, herkes ellerindeki akıllı telefonlarla özel anlarını Facebook ve Twitter denen saçma sapan yerlerde paylaşıyor. Kısacası ahlaksızlık aldı başına gidiyor. Bu sebeple hükümetimiz sağ olsun, padişahımız var olsun her konuda olduğu gibi bu konuda da bizim düşünme ve tartma yetimizin olmadığını fark edip bizim iyiliğimiz için kendi yasaklarını yasayla güvence altına almaya karar verdi.

Biz de görevinin bilincinde yazarlar olarak Not Defteri köşemizde bu hafta “Hükümet haklı, internet yasaklansın” dedirten filmleri sizin için kaleme aldık. Belki bizim de bir faydamız dokunur.

 

Sosyal Ağ (Social Network)

[vimeo video_id=”53177924″ width=”600″ height=”350″]

Çok uzak değil hatırlarsınız, Haziran aynın başında başbakanımız bir açıklama yaptı. 

“Şu anda Twitter denilen bir bela var, yalanın daniskası burada. Sosyal medya denilen şey aslında şu anda toplumların baş belasıdır” 

Malum sosyal medyanın bugünlere gelmesinde en büyük pay hiç kuşku yok ki Mark Zuckerberg’in. Harvard Üniversitesi’ne özel kurduğu Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinin bugün Dünya’nın her yerinde milyonlarca üyesi var. Social Network (Sosyal Ağ) ise Zuckerberg’in siteyi nasıl kurduğunu konu alıyor. İnternet neden yasaklanmalı? sorusuna verdiği cevaplarla hükümetimizin ne kadar haklı olduğunu ispatlayan film, “İnternet olmasaydı dostluklar bozulmazdı.”, “Hepimiz kardeşiz bu kavga ne diye” “O kadar çok paran var neden ayakkabı kutusu almıyorsun” gibi birçok konuya da parmak basmayı ihmal etmiyor.

Özetle, İnternet olmasaydı Facebook, Facebook olmasaydı sosyal medya, soysal medya olmasaydı bela, bela olmasaydı… Her neyse Allah seni bildiği gibi yapsın Zuckerberg!

Utku Ögetürk

Lolipop (Hard Candy)

[youtube video_id=”a-C2H4ipxz0″ width=”600″ height=”350″]

Hayatımıza mIRC ile sızan, MSN ile altın çağını yaşadıktan sonra ufalıp cebimize giren “chat belası”; nice dağ gibi yiğitleri devirmiş, müreffeh ve üreten Türkiye’nin önü açık gençlerini ethernet kablosuyla kendisine bağlamıştır!

Bu tehlikeye dikkat çekmek için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 2005 yılında yönetmen David Slade’e yaptırılan Hard Candy ya da Google translate çevirisiyle Lolipop (!?), “480 kopya toplu açılış töreni” ile gösterime sokulur. Filmde “slm”, “nbr”, “asl pls” ve “cam aç” gibi söylemlerin bir erkeği nasıl hadım edilme tehlikesiyle baş başa bırakabileceği, ibretlik bir biçimde incelenir. Tacizin ve tecavüzün erkekliğin şanından sayıldığı ülkemizde Hard Candy, doğal olarak sabaha karşı 5’te yayınlanan sigara bırakma spotları kadar etkili olamaz. Öğrenci evlerine müdahale eden devletimiz de, yeni internet yasasıyla 3 chat odası 1 server daireleri boş geçmeyerek deliyurek_19 ile cutie88’in fişini çekmek zorunda kalmıştır.

Batu Anadolu

Aşk (Her)

[youtube video_id=”WzV6mXIOVl4″ width=”600″ height=”350″]

Sanki modern dünya bizi yeterince yalnızlaştırmamış gibi şimdi bir de internet belası çıktı başımıza. Evlenip en az 3 yok yok 5 çocuk doğurmak varken internette ne idiğü belirsiz yabancı insanlarla konuşup tanışıyoruz. Olacak iş değil!!!

Facebook, twitter derken ahlaksızlık zaten almış başını gidiyorken Spike Jonze’un filmi “Her (Aşk)” olayı bir adım daha öteye götürüyor. Gerçekte var olmayan sanal bir bilinçle tanışıp arkadaş hatta sevgili olma belasını sarıyor başımıza. Filmde iyi niyetli masum vatandaş, ahlaklı insanları yoldan çıkarmak için yapılan reklamlara aldanıp bu sanal bilinçle tanışıyor, söylemeye dilim varmıyor ama onunla çok aferdersiniz sanal seks bile yapıyor.

Biliyorsunuz bu internet kafir Amerikalılar’ın icadı. İşte aynı Amerikalılar bu filmi bir de utanmadan Oscar Ödülleri’ne “En İyi Film” dalında aday göstermişler. İşleri güçleri fitne fücur. Neyse efendim siz ne filmi izleyin, ne internete girin, 5 çocuk yapıp vergileriyle ayakkabı kutularını dolduran makbul vatandaşlar olun. Fazla düşünmeyin, yüce devletimiz bizim yerimize her şeyi düşünüyor nasıl olsa.

Güzin Tekeş

Dabbe

[youtube video_id=”VWs4BmxQ6-s” width=”600″ height=”350″]

Hasan Karacadağ’ın ses getiren yapımı Dabbe, İslamiyet’in kıyamet habercisi yaratıklarından Dabbe’nin internet üzerinden insanları nasıl bir sona sürüklediğini konu alıyordu.

İnternet denen illet yüzünden masum gençlerimiz kendilerini bir bir öldürmektedir. Sebebi bir türlü çözülemeyen bu illet, İzmir Selçuk’ta yaşayan bir gence musallat olduktan sonra polislerimiz işi çözmek için konuyu mercek altına alırlar.  Tarık öldükten sonra mailler göndermeye devam ederek interneti adeta bir ölüm ve korku aracı olarak kullanmaya devam eder.

Hükümet yetkililerinin bu filmi izlemiş olduğuna dair derin şüphelerim var. Yoksa böylesi bir sansürün başka açıklaması olamaz. Yok yok… Kesin, ben eminim kıyametin, Sur’a üfleyen İsrafil misali internetten geleceğini anlayan hükümetimiz, önlemlerini önceden aldı. Nasılsa Hollywood’dan deneyimliyiz bu işler ilk Amerika’dan başlıyor, bize gelene kadar da temkinli davranmakta fayda var…

Ayça Ögetürk

  Ejderha Dövmeli Kız (The Girl with The Dragon Tattoo)

[vimeo video_id=”12047524″ width=”600″ height=”350″]

Sosyopat, motor kullanan,  aşık olmaktan korkan, inatçı, canı isteyince kadın erkek dinlemeden sevişen (biseksüel demeye dilim varmadı çünkü çok ayıp), insanlardan nefret eden, çelimsiz, 9 dövmeli, ateşle oynayan hatta yeri geldiğinde eşekarısı kovanına tekme atan kızımız Lisbeth Salander… Peki neden böyle biri oldu? Sebebi tabii ki internet! Bu utanmaz bir de hackerlık yapar, Mikael Blomkvist denen her işe burnunu sokan gazeteci bozmasına yardım eder, cinayet davalarına karışır. İşte internet yasağı onu tüm bu kötü alışkanlıklarından arındıracak ve adeta bir sevgi kelebeği haline getirecek. Evinin hanımı, çocuklarının anası olacak. Bu yasağı getirenlere topluma böyle yoldan çıkmış birini geri kazandırdığı için teşekkürlerimizi sunuyorum.

Murat Karakuş

Tatil (The Holiday)

[youtube video_id=”VNLhaXujTbk” width=”600″ height=”350″]

Güzel kadınlar, güzel adamlar yeterince başa bela değilmiş gibi karşı cinslerin internet sayesinde bir araya gelme ihtimallerini düşünebiliyor musun?  Tatil (The Holiday) artık Türkiye’de bir romantik komediden çok daha fazlası; zavallı seyirciler için tam bir gerilim filmi.

Bunalımdasın, dibe vurmuşsun; kariyer, para, düzen hak getire. Gün gelir şeytan işi, aptal bir internet sitesi çıkıverir karşına. Hiç tanımadığın bir insanla, sınırötesi teminatla ev takası fikri… Bak, bak oyunlara bak. Hep illuminati icadı bunlar. Otur oturduğun yerde! Özgür kız pozlarıymış, aşkmış, şansmış boş işler bunlar. Hem belli mi olur, ev sahibesinin vardır mutlaka erkek kardeşi çıkar gelir. Her kapı bir Jude Law çıkarmaz ki karşına. Hırlısı, hırsızı; manyağı, sapığı, katili… Ne ararsan var memlekette,  güvenemezsin.

Ne diyeyim?! Ahlâkî değerlerimize tamamen ters düşen, bu edepsiz filmi izleyip izlememe kararını sana bırakıyorum. Ama bu sistemi gayet  global yöntemlerle tam 10 yıldır sürdüren bir şirketle, şirketin internet sitesindeki ev takas tecrübelerini anlatan bir topluluğun ülkemizdeki varlığından da men edemem kimseyi. Eh bu da vicdan.

Özge Yağmur

İftira Ağı (Caught in The Web)

[youtube video_id=”IQnusmI7CBs” width=”600″ height=”350″]

32. İstanbul Film Festivali kapsamında seyretme şansı bulduğumuz Çinli yönetmen Kaige Chen’in son filmi İftira Ağı sosyal medyanın ne denli büyük bir tehlike oluşturduğunu gözler önüne sermekten çekinmiyor.

Filmde, Ye Lanqiu isimli genç bir kadının, otobüste kendinden yaşlı bir adama yer vermeyi reddetmesi diğer yolcular tarafından akıllı telefonlarla kayıt ediliyor. Bu videonun sosyal paylaşım sitelerine yüklenmesiyle milyonlarca insanın izlediği olay Ye’nin sokağa dahi çıkamamasına sebep olacak bir rezalete yol açıyor.

Filmin konusundan da anlaşılacağı üzere İftira Ağı, sosyal medyanın sadece hükümetler için değil kişisel olarak her birey için de kötü kullanıldığında ne gibi kötü sonuçlar doğurabileceğini kanıtlıyor. Malum, internetin yasaklanması gerektiği konusunda hepimiz hem fikiriz de bu filmden çıkan başka bir sonuç daha var, bu akıllı telefonlar da en az internet kadar tehlikeli. Hazır el atmışken şu akıllı telefonları da yasaklayalım derim ben. Nerede o günlerce şarj etmeye gerek duymadığımız telefonlar…

Utku Ögetürk

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi