30 Mayıs’ta ABD’de yayınlanan Netflix’in gözbebeği House of Cards, 5. sezonu ile sonunda karşımızda! Dizinin yaratıcısı Beau Willimon’ın showrunner olarak ilk kez yer almadığı yeni sezon, “gücün ardındaki güce” sahip olmanın yollarına başka bir boyut katıyor. Geçtiğimiz sezonun finali bize her ne kadar Underwood’ların ileri gideceğini ima etmiş olsa da bu sezon için en sınırların zorlandığı hatta sınırların ötesine geçildiği bir sezon desek abartmış olmayız.

Kevin Spacey ve Robin Wright her zamanki gibi performanslarıyla ayakta alkışlanıyor. Ancak muhteşem oyunculukları dizinin önceki sezonların tadını vermeye bana göre maalesef yeterli olmamış. Adeta tabloları andıran kamera çekimleri ile Beyaz Saray’ın kirli oyunlarına başka bir boyut katan House of Cards, kendini tekrar eden konuları ile birlikte bu sezon için aksak bir ritme sahip diyebilirim. Diziyi incelerken neden bahsettiğimi daha detaylı anlatacağım.

***Bu yazı House of Cards 5. Sezon ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

House of Cards 5. Sezon Değerlendirmesi: “Körleri Yöneten Deliler”

house-of-cards-5-sezon-filmloverss

İlk 4 bölümde, Frank seçim kampanyasını kazanmak için en ileriye gitmenin bir yolunu bulur. Rakibi Conway’in anket sonuçlarında daha fazla oy aldığını tespit edince en ciddi kozunu kullanır: Terör. Savaş ve terör söylentileri, tüm halka empoze edilir. Terör, ulusal bir sorun olmaktan çıkar, Frank için mevkiisini kaybetmemek adına adeta kanlı bir oyuncak haline gelir. Frank “körleri yöneten bir deli”dir. Seçim sonuçlarının sayılmaması için tüm şebekeleri hack’lemek ve bunun sonucunda ortaya çıkan terör söylemiyle sandıkların sayılmasını durdurtmak, Frank için atılması gereken birkaç adımdan başka bir şey değildir. Çünkü Frank kazanmak için hep “yapması gerekeni yapmıştır.”

Seçim sonuçlarının durdurulmasının ardından karar kongre oylamasına kalır. Bu andan itibaren hikâye, kapalı kapılar ardındaki kirli oyunlara yönelir. Bu, House of Cards izleyicileri için çok farklı bir konu elbette değildir. İlk bölümlerde beklenen çok taraflı akıl oyunları, yerini tek taraflı çıkar oyunlarına bırakarak ilk hayal kırıklığını böylelikle bize yaşatır.

İlk bölüm incelememde dizinin Frank’in kanlı savaşını bize tüm çıplaklığıyla sunacağından ve de Trump yönetimine atıfta bulunacağından bahsetmiştim. Her ne kadar senaristler senaryonun Trump başkan olmadan önce yazıldığını belirtseler de gerçek dünyanın ekolarını, yabancılara seyahat engeli ve sınırların kapatılması konuları üzerinden görüyoruz. “Not my president! / Benim başkanım değil!” sloganları ise adeta fonda hep yerini alıyor.

Zaman zaman dizinin akışındaki aksaklıklar sebebiyle her ne kadar az hissedilse de yine öldürmekten, tehdit etmekten, en yakınlarını harcamaktan çekinmeyen bir Frank Underwood ile karşı karşıyayız. “Bu yeni bir şey değil ki” dediğinizi duyar gibiyim. Şöyle söyleyeyim, ilk bölümlerdeki gözü karalığı ve cüretkarlığı son bölümlere doğru tavan yapıyor. Amerika’nın tarihini kendisinin yazacağını söyleyecek kadar cüretkarlığını ortaya koyuyor.

Açıkçası beni bu sezon hayal kırıklığına uğratan en büyük nokta, çıkar oyunlarının genelinin sadece Frank ve Claire üzerinden sahnelenmiş olması. Bu klostrofobik anlatım, bayat konularla iyice etkisini yitiriyor. Senaryonun temposu her düştüğünde kendimizi Rusya ile yine bir rehine sorununda bulmak açıkçası beni oldukça sıktı. Kısaca şöyle özetleyeyim: Rusya ile rehin sorunu… Yine ABD Başkanı’na kafa tutan iş adam ve kadınları… Sınır ötesi operasyon çalışmaları… Özellikle saha operasyonları ile ilgili sahneler bir anda ortaya çıkıyor ve kısa sürede hallediliyor. İzlerken bu sahnelerin aceleye getirilmiş olduğunu anlamanız zor olmuyor.

Hikâyeyi desteklemesini beklediğimiz yan karakterler, önceki sezonlardaki antagonistlere göre daha yetersiz kalıyor. Doug ve Leann, biraz daha aktif rol alsalar da Tom Yates ve Aidan Macallen karakterleri daha ince işlenebilir, konumları daha detaylı ve doyurucu aktarılabilirdi. Bu bağlamda 7. bölümde devreye giren iş kadını Jane Davis (Patricia Clarkson), Underwood’lar için –onlar fark etmeseler bile- kilit insan haline geliyor. Frank ve Claire’in üzerindeki odağı bir nebze de olsa başka yere çekmeyi başarıyor, muhteşem bir oyunculukla seyrinin 10. bölüm ile apayrı bir yön kazanmasını sağlıyor.

House of Cards 5. Sezon Değerlendirmesi: “Sıra Bende!”

houseofcards5-filmloverss

Yukarıda belirttiğim üzere, dizi ilk bölümleriyle ivme kazanmaya başlarken 4 – 5 bölüm adeta vitesi küçültüyor ve 10. bölümden itibaren tekrar yükselişe geçiyor. Kendimce adlandırdığım bu ritim bozukluğu, izleyenlerin çoğunun dizinin sonunu getirememesine sebep olabilir. Ancak sabredip sonuna kadar izlediğinizde senaryo açısından biraz daha tatmin olabilirsiniz diye düşünüyorum.

10. bölüm itibariyle tüm yan karakterler adeta ardı ardına kılıçlarını çıkarıyor ve yan hikayeleriyle ana karakterleri omuzluyor. Frank’in bu çılgınlık boyutuna gelen oyununun kahramanları haline gelen yan karakterler, başarılı kamera çekimleriyle hikâyeyi başka yere taşıyor.

Frank’in günahlarını ödemeye başladığını düşündüğümüz son birkaç bölüm, Frank’in ve Claire’in özel hayatlarındaki sürprizler ile okların yönünü değiştirirken, kendi has adamlarını nasıl bir anda gözden çıkardıklarına şahit oluyoruz. Frank’in Cathy’i bir anda merdivenden itmesinin ardındaki alaycılığıyla, Claire’in Tom’u zehirleyip seviştikleri sırada ölmesini izlemesi, artık sınırların toptan ortadan kalktığını izleyiciye iyi bir şekilde aktarıyor.

Şunu çok iyi biliyoruz ki, sınırları zorlamak hatta sınırları yok etmek Frank’in savaşı için elzemdir, çünkü güç politikadan daha önemlidir. Final bölümünde bu aşırıya kaçan “sınırsızlık” en yüksek seviyeye varıyor ve Frank’in Claire’den bile gizlediği müthiş oyun ortaya çıkıyor: Her şey daha güçlü olmaktan ibarettir. Hayır, ABD başkanlığı bunun için artık yeterli değildir. Ancak Frank’in gözden kaçırdığı bir şey vardır, o da Claire’in nasıl bir hamlede bulunacağıdır. 5 sezon boyunca dizide kameraya konuşan tek kişi olan Frank’in seyirci ile arasındaki bu gizem, Claire tarafından bir anda bozulur ve bu sırrın yalan olduğu ortaya çıkar. Kontrol Claire’dir. Artık sıra ondadır.

Kapalı kapılar ardındaki dramanın en iyilerinden olan House of Cards, bombayı final bölümünde patlatıyor ve seyirciyi ters köşede bırakarak sezona böylelikle veda ediyor.

Önceki bölümlerde izlediğimiz eski olaylar ya da oyalayıcı politik olaylar yerine final bölümünde ortaya çıkan oyunun perde arkasını gözlemlemeyi açıkçası tercih ederdim. Keşke final bölümünde seyrettiğimiz oyun bu kadar aceleye getirilmeseydi demekten kendimi alamasam da bir sonraki sezonda Claire ile Frank’in kapışmalarını izlemek keyifli olacağa benziyor.

House of Cards’ın 5. sezonu, “Güçlü olmak için ne kadar ileri gidersiniz?” sorusunu sonuna kadar cevaplamayı başarıyor ve yine hakkında çok konuşulacağa benziyor.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi