Geçtiğimiz sene ağzımızı açık bırakan 4. Sezon finalinin ardından House of Cards, bugün yayınlanan 5. sezonu ile bıraktığı yerden tam gaz devam edeceğinin sinyalini verdiği epik bir bölüm ile karşımızda.

Her ne kadar dünya olarak politik komplo teorilerine dizi ve filmler sayesinde aşina olsak da, House of Cards 5. sezonunun ilk bölümü ile bizi yine “daha başka ne olabilir ki?” sorusuyla baş başa bırakıyor diyebiliriz.

Geçen sezonun final bölümünün nasıl bittiğini kısaca hatırlayalım. Frank Underwood, Claire ile birlikte seçim kampanyasında sınırları iyice zorlar. Kaybetmelerine neden olabilecek en küçük ihtimali bile göz önünde bulundururlarken, rakip aday ve savaş kahramanı Will Conway, Underwood’lara kök söktürmeye başlar. Bunu çok hızlı bir şekilde fark eden Underwood’lar, olaya el atarlar. Seçimi kazanmalarının sadece tek yolu vardır: “Teröre boyun eğmeyiz, biz terör yaratırız!” Esir alınan 1 Amerikalı sivil terörist grup tarafından kafası kesilerek öldürülür ve bu Underwood’lar için savaş başlatıp oy toplamak için biçilmez bir kaftandır. Hepimiz önceki sezonlardan biliyoruz ki Frank Underwood, sınırlarını zorlamaktan asla çekinmez ve kazanmak için elinden gelen her şeyi gözünü kırpmadan yapar.

House of Cards’ın yeni sezonu, Frank’in kanlı savaşını bize tüm çıplaklığıyla sunacağa benziyor. Ayrıca, bu sezon için Trump yönetimine oldukça atıfta bulunulacağını da söyleyebiliriz. Gelelim yeni sezonun ilk bölümüne.

***Yazının bundan sonraki bölümü keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

House of Cards 5. Sezon 1. Bölüm: “Asla pes etmeyeceğim!”

house-of-cards-sezon-5-bolum2-filmloverss

Öncelikle şunu belirteyim, House of Cards, ilk bölümüyle Frank’in teröre ve savaşa karşı nerede ve nasıl durduğunu, buna ek olarak tüm tarafların kazanmak için kendi üzerine düşeni nasıl yaptığını anlatıyor.

Bölüm, Claire Underwood’un kameraların karşısında ulusa seslenme hazırlığıyla başlar. Tüm halkı sakin kalmaya ve de şüpheli bir durumu çekinmeden kendilerine bildirmelerine teşvik eder. Tabi ki de bunu yaparken Amerikan halkına savaşta olduklarının altını kalın bir şekilde tarafsız görünerek çizmeye çalışır. Savaş hazırlıklarının ilk imasını böylece aktarmış olur.

Bu sırada Frank, kendi üzerine düşeni yapmaktan asla kaçınmaz –ki 4 sezondur kaçınmadı da–, kongreyi büyük bir kibirle adeta “basar”. Kongre, Frank Underwood hakkında, 4 sezon boyunca şahit olduğumuz yasa dışı olaylarını kaleme alan köşe yazısına istinaden, soruşturma başlatılması gerektiği konusunda tartışmaktadır. Kıvrak politik zekasıyla Frank, yasal olarak izni olmasa da kürsüye çıkmanın yolunu bulur ve çıkıp konuşmaya başlar. Kongre sözcüsünün konuşma yapamayacağını belirtmesine “Umrumda değil!” olarak cevap veren Frank, zincirlerinden boşalırcasına kimseyi takmadığını ve muhtemelen bugünkü IŞİD’i temsil eden ICO’ya karşı resmi savaş ilan edilmesini, alkışlar ve yuhalama sesleri arasında talep eder. Başkan, koruma görevlileri tarafından dışarı çıkartılmak istenir. Kürsüden indirilirken Frank, gözümüzün içine baka baka istediğini elde edene kadar “Asla pes etmeyeceğim!” der. Böylelikle fitil ateşlenmiş olur. “Böyle bir şey olabilir mi?” dediğinizi duyar gibiyim. Cevabım; evet olur ve bu daha başlangıç.

5 dakikalık bu epik kürsü sahnesinden sonra askerlerin kafasını kesen 2 Amerikalı teröristten birisinin öldürüldüğünü ancak diğerinin firari olduğunu haberler üzerinden izleriz. Ortalık karışmaya başlar, Orta Doğu’da Underwood aleyhine protestolar boy gösterir. Ülkenin iç durumu Underwood’ların istediği kıvama gelmeye artık başlamıştır. Kafası kesilerek öldürülen askerin cenaze törenine katılan Underwood’ların sahte davranışları insanlar tarafından anlaşılır ve asker kızının “Babamın katili sensin!” demesiyle bu tepki tavan yapar. Pek tabii ki bunu ciddiye almayan Frank için kafaya takılacak en önemli şey, kızın “Babamın katili sensin” demesinden ziyade kulağına “Umarım ölürsün ve yerine başkan olarak o (Claire) geçer.” diye fısıldamasıdır.  Her ne kadar Frank ile Claire ortak olarak bu kampanyada çalışıyor olsalar da, bu olay Clare’in Frank için her zaman bir tehdit olarak karşımıza çıkacağının ilk sinyalini bize vermiş olur.

House of Cards 5. Sezon 1. Bölüm: “Korkacak hiçbir şeyiniz yok!”

Hümanist ve bir o kadar da gizemli bir tarafı olan rakip Conway, savaş karşıtı olan bir savaş kahramanı olarak olayların akışında adeta denge görevi üstlenerek: “Biz savaşa karşı değiliz. Onun savaşına karşıyız.” diyerek bulunduğu noktayı izleyiciye yansıtır. Frank’in oyunlarını görür ve aksiyon alırken Frank’ten bir adım önde olmanın planlarını yapar.

Bu esnada Masterson’ın yakalama operasyonu devam eder, Underwood tüm istihbaratı devreye sokar, savaş planlarını yapmaya koyulur. İleriki bölümlerde bolca karşılaşacağımızı düşündüğüm Ulusal Güvenlik Teşkilatı görevlisiyle yaptığı gizli iş birliğine devam eder ve daha neler yapabileceklerine dair bizi merakta bırakır.

Karışıklık çıkarma yolunda emin adımlarla ilerleyen Underwood’larda ilk fiziksel tepkiyi Claire üzerine boya atılmasıyla alır. Böylelikle halkın daha savaşın adının geçmesiyle şimdiden korkmaya başladığını görmüş oluruz.

Bu sezonun bir başka öne çıkacağını öngördüğüm karakteri ise Thomas Yates. Claire’in yanı başında her toplantısında bulunan ve fikrini söylemekten çekinmeyen ve Claire ile birlikte olan Thomas, bu sezon ifadesiz ve soğuk duruşuyla yüzünü daha çok göstereceğe benziyor. Claire’e karşı duygularını daha açık bir şekilde göstermeye yeltenen Thomas, Claire ile “biz” olma yolunda ilerlemeye çalışır. Ancak Claire’in politik savaşından vazgeçip vazgeçmeyeceği ve önümüzdeki bölümlerde nasıl tepki vereceği ise merak konusu olan diğer noktalar.

Masterson’ın yakalama operasyonu en nihayetinde gerçekleşir, haberlere yakalandı olarak bilgi verilir. Ancak Frank elbette bu zamana kadar boş durmamıştır ve Masterson’ı herkesten önce çoktan ele geçirmiştir. FBI operasyonu formaliteden başka bir şey değildir. Masterson’ı öldürtür ve görüntülerini basına verir. İnce ince ortamı ve halkı istediği gibi işler, böylelikle savaş ilanı talebini bir kez daha haklı çıkartmış olur.

Savaştan ve terörden korkan, Beyaz Saray önünde toplanan grubun yanına giden Frank, halkına sözde şu cümleyle “telkinde” bulunur: “Korkacak hiçbir şeyiniz yok.” Savaştan ya da terörden değil, bizzat kendisinden korkmamız gerektiğine bir kez daha bizi inandırır.

Sonuç olarak, sonraki bölümleri merakla ve belki de yaşadığımız dünyadaki gerçeklik payını göz önünde bulundurduğumuz için rahatsızlık hissederek izleyeceğiz gibime geliyor. Çünkü bu, her şeyden önce sadece Amerika’nın savaşı değil, Frank Underwood’un sınırlarını zorlamaktan asla çekinmediği kanlı savaşı.

İlk bölümden sonra eminim ki House of Cards, yeni sezonuyla bizi soluksuz bırakıp, rahatsız etmekten hiç çekinmeyecek.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi