Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 38 [1] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Animasyon [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/animasyon/ ) )
Ateşböceklerinin Mezarı
Hotaru no haka
1988 - Isao Takahata
89
Japan
Senaryo Akiyuki Nosaka (roman), Isao Takahata
Oyuncular Tsutomu Tatsumi, Ayano Shiraishi, Akemi Yamaguchi
Ecem Şen
Çocukların ölmediği, öldürülmediği; ekmek alabildiği, ekmek yiyebildiği günlere erişmek ve her trajedinin en çok kaybedeni çocuklarla daha derinden bir empati kurabilmek adına Ateşböceklerinin Mezarı'nı mutlaka izlemelisiniz.

Hotaru no haka

Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler.

Savaşların ve çatışmaların günlerimizi kararttığı, küçücük çocukların vurulduğu ya da cansız bedeninin karaya vurduğu bir dünyada az da olsa aydınlanmaya duyduğumuz ihtiyacı kendi küçük dünyalarında birkaç ateş böceğiyle karşılayan iki kardeşin acıklı hikayesi Hotaru no haka – Ateşböceklerinin Mezarı. Isao Takahata’nın yönetmenliğini yaptığı film oldukça duygusal ve bir o kadar da başarılı bir anime olarak tanımlanabilir. Akiyuki Nakaha’nın aynı adlı yarı otobiyografik kitabından uyarlanan anime, yazarın savaş zamanı henüz bir bebek olan kız kardeşiyle başından geçen dramatik anılarını sinemaya aktarıyor. Kız kardeşinin ölümüyle ilgili kendisini suçlu hisseden yazarın yarı otobiyografik kurgusunda Seita karakterini yani kendisini öldürmesi, kız kardeşinin ölümüyle ilgili bir kendini cezalandırma ve günah çıkarma biçimi olarak değerlendirilebilir.

Seita ve Setsuko yaklaşık 14 ve 5 yaşlarında iki kardeştir. II. Dünya Savaşı’nın Japonya’da yarattığı yıkımın bütün acımasızlığıyla hissedildiği yerlerden biri de Kobe’dir. Çekirdek aile olarak mutlu bir yaşam süren ailenin mutluluğu savaşın donuk yüzünü göstermesiyle adeta buz tutar. Anne ve babalarını trajik bir biçimde kaybeden Seita ve Satsuko hayatla tek karşı da ilerlemektedir. İki küçük çocuğu öldüren ne kadar Amerika’ysa yaşatamayan da Japonya’dır. Annelerinin ölümünden sonra teyzeleriyle birlikte yaşamaya başlayan abi kardeş, ailenin onları git gide bir yük olarak görmesiyle önce kendi yemeklerini yapmaya başlarlar ve son olarak da evden ayrılıp birlikte bir sığınakta yaşamaya karar verirler. Ateşböcekleri de buradadır, umut da, sevgi de mutluluk da. Kendi yemeklerini pişirip sığınaklarını istedikleri gibi düzenleyerek kendilerine yeni bir dünya yaratırlar : Savaşı bilmeyen çocukların barış dolu dünyası… Ancak bu saf dünyanın diğer tüm pisliğin içinde direnebilmesi bugün büyük örgütler ve topluluklar için bile zorken iki küçük çocuğa asla geçit vermeyecektir.

Ayrıntılı bir analize dahi olanak tanımayacak ölçüde sert ve yalın bir konuya sahip bir anime olan Hotaru no hakan’da abi ve kardeşin kurduğu dünyanın naifliğini vurgulayabilmek adına renk skalasında siyah kullanımından kaçınılmış, çok zorda kalınmadığı sürece siyahın yerine daha sıcak bir renk olan kahverengi kullanılmış.

Gelmiş geçmiş en etkileyici animelerden biri olarak kabul gören Hotaru no haka filminin, listenin en başında geldiğini söylemek yanlış olmaz. Hatta filmle ilgili en çok söylenen cümle olan “bütün dünya bu filmi izleseydi savaşların yarısı son bulurdu“, izleyicilerin ortak kanısı olarak ortaya çıktı. Yoğun olarak dram ögeleri içeren bir anime olan Hotaru no haka, can yakan gerçekleri izleyiciye tüm yalınlığıyla sunma eyleminin kolaylıkla duygu sömürüsüne dönüşebileceği bir çizgide aşırıya kaçmadan olayların gerçekliğini de koruyarak izleyiciye sunmayı başarmış.

Dramın yoğunluğu bazı izleyicilere boğucu gelebilecek olsa da Setsuko’nun tatlılığı ve kullanılan müziklerin ahengiyle ağır bir dram olmaktan belli bir oranda kurtulmayı başarıyor.

İçimizdeki Savaş

Setsuko’nun besin yetersizliğinden ölmesinin sorumluluğunu yalnızca Japonya’nın düşmanlarına yıkmak kolay görünse de, Setsuko ile ilgilenmeyen doktorun da, kardeşine yemek götürebilmek için hırsızlık yapan Seita’yı döven bahçe sahibi de, yeğenlerinin yediği yemeği kendine bir yük olarak gören teyzeleri de bu suça kesinlikle ortak edilmeli. Çünkü dışa karşı yürüttüğümüz savaşa gelmeden önce, aynı toprakları ve aynı havayı paylaşan insanların birbirini yok etme çabası önce bizzat kendi içimizde vermemiz gereken bir insan olma mücadelesinin gereksiz görülmesinden ileri geliyor. Birey kendisini sorgulamadan mutlak doğru olarak kabul ettiğinde kendinden farklı olana savaş açması maalesef ki olağandır.

Ateşböcekleri ve Setsuko

Filmle ilgili en çok konuşulan konulardan biri de ateşböceklerinin neyi temsil ettiğidir. Japoncanın dil özellikleri sebebiyle ateşböceği ya da ateşböcekleri konusunda karar verilemese de Türkçeye çoğul haliyle çevrilmiştir. Her ne olursa olsun Setsuko’nun da ömürlerinin kısalığından yakındığı bu parıltılı böcekler benim için kısacık ömrüyle kararmış hayatlarımızı aydınlatabilen Setsuko’yu temsil ediyor.

Ateşböceklerine kendi elleriyle mezar hazırlayan Setsuko’nun yaşanan trajedi sebebiyle henüz beş yaşındayken benzeri bir mezara gireceğini ya da yakılacağını düşünmek izleyenin boğazını düğümleyecek kadar acı. Çocukların ölmediği, öldürülmediği; ekmek alabildiği, ekmek yiyebildiği günlere erişmek ve her trajedinin en çok kaybedeni çocuklarla daha derinden bir empati kurabilmek adına Ateşböceklerinin Mezarı’nı mutlaka izlemelisiniz.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol