Uzun bir senenin ardından 7. sezonu ile ekranlara dönen Homeland, sezonun ilk bölümü Enemy of the State (Devlet Düşmanı) ile bomba gibi bir dönüş yaptı. 

Homeland, alışılagelmiş CIA dizilerinin aksine, CIA’in yaptığı hataları ve bunun sonucunda nelere mâl olduğunu göstermekten asla çekinmeyen bir dizi. Amerikan rüyasını çoğu kez nakavt etmiş, çoğu ana akım dizide vaat edilen fırsatlar ülkesi ideasının arka planında dönenleri inandırıcı bir kurgu ile göstermeyi başarmıştır. Şunu açıkça söyleyebilirim ki, Homeland, bir kez izlendikten sonra dünya politikasına bir daha eskisi gibi yaklaşmamanızı sağlayan bir yapım. Her bölümünde gözünüzün içine sokmasa da, kafanızı kurcalayan bir kurt bırakıyor. 6 sezon boyunca hikâyelerini gerçek hayattaki olayların cereyanında bizlere yansıtan Homeland, 7. sezonun ilk bölümünde de bu geleneğini bozmuyor.

***Yazının bundan sonraki bölümü Homeland 7. Sezon 1. Bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

6. sezonun finali muhteşem bir twist’le bitmişti. Hatırlamayanlar için kısaca bahsedelim. ABD Başkan Adayı Keane’e yönelik bir suikast girişiminde Peter Quinn ve Carrie, Keane’i korumak için kendilerini ateşe atmışlardı. Bu risk Peter’ın hayatına mal olmuştu. Bu suikast girişiminin ardından cadı avı başlamış, teşkilattan başta Saul Berenson ve Dar Adal dahil yüzlerce federal çalışanı hapse atılmıştı. Carrie, Başkan Adayı Keane’le aynı safhada yer aldığını düşünerek onunla konuşmak istemiş ve geri çevrilmesiyle hayal kırıklığına uğramıştı. Böylelikle gerçeğin ilk kırıntısı hem Carrie’nin hem de izleyicinin yüzüne tokat gibi vurulmuştu.

“Enemy of the State”, Başkan ile CIA arasındaki bu savaşı hiç gevelemeden kaldığı yerden başlatıyor.

Homeland: 7. Sezon 1. Bölüm İncelemesi: Kimseye Güvenme ve Yok Et

701-Enemy of the State

Trump’ın teşkilatlanmasının izlerini gördüğümüz yeni sezonun ilk bölümünde oldukça fazla öz eleştiriyle karşı karşıya kalıyoruz. Trump’ın başkanlık seçimlerini kazanmasıyla çekim tarihlerinin paralel olması ise bir tesadüf değil. Seçim esnasında birçok komple teorisi ve iddialarla karşılaşan Trump, yapılan suçlamalara karşı gelse de birçok kaynak şaibeli bir seçim olduğunu kanıtlamış, bunun için dava edilmişti. Trump’ın başkan olma sürecinin arka planında çekimleri gerçekleştirilen Homeland, izleyiciyi bu sezon “Amerikan tarihinin en büyük ulusal zafiyeti”ni merkezine alarak kirli politik oyunların en büyüğüne şahit ediyor.

Suikast girişiminden kurtulan Başkan Adayı Keane (Elizabeth Marvel) artık başkandır. Olaydan General McClendon’ı (Robert Knepper) sorumlu tutmuş ve mahkeme karşısına çıkartmıştır. Böylelikle kendi iç güvenlik teşkilatıyla olan savaşın ilk fitilini sert bir şekilde ateşlemiştir. Ceza alınmasından ziyade cezanın vereceği mesajla ilgilenen Keane, General’in bu yüzden idam edilmesini talep eder. Böylelikle düşmanlarına dolaylı yoldan “Benimle asla uğraşmayın” diyecektir. Mahkeme sonucunda General’in ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasının ardından Keane, daha da gözünü karartır. Artık şundan çok emindir: Hayatta kalmanın tek yolu kimseye güvenmemek ve yok etmektir.

Önceki sezonun finalinde Dar Adal’ın (F. Murray Abraham) “Kendi İç Güvenlik Teşkilatı’nla savaşa girme. Hiçbir zaman kazanamazsın.” diye belirtmesi Keane için yılanın başını ezmeye nereden başlayacağının sinyalini vermiştir. Artık harekete geçme zamanıdır.

Amerika’da adeta bir olağanüstü hâl havası eser. 200’e yakın istihbarat üyesi sorgulanmadan içeri atılır. Ancak sorgulananlar içerisinden hiç kimsenin suikast girişimiyle ilintili olmadığı ortaya çıkar. Buna rağmen Saul Berenson gibi isimler hala içeride tutulmaktadır. Çünkü bir tehlike arz edebilecek olmaları içeride kalmaları için iyi bir nedendir. Çünkü yılanın başı küçükken ezilmelidir.

Dizi dünyasında en son House of Cards’taki başkan adayı rolüyle izlediğimiz Elizabeth Marvel donuk, cüretkâr, kararlı ve tekinsiz duruşuyla muazzam bir oyunculuk sergiliyor. Her yüz ifadesi ve cümlesi dikkatlice seçilmiş. Karşısındaki herkesi dize getiren, şiddetten çekinmeyen bir karakter olarak etrafındakileri adeta hipnotize eden bir auraya sahip. Ancak bu auradan hiçbir şekilde etkilenmeyen biri vardır: İnternette Keane karşıtı sert konuşmalar yapmaktan çekinmeyen gazeteci Brett O’Keefe (Jake Weber). Karşıt söylemlerinden ötürü hakkında tutuklama kararı çıkarılan Brett başkan için yadsınamaz bir tehdit unsurudur. Kışkırtıcı güney aksanıyla tüm suikastın başkan adayının kendine taraftar toplaması ve böylelikle mutlak güce sahip olması için yapılan bir adımdan ibaret olduğunu açıkça haykıran tek karakterdir. Keane hukuka aykırı cadı avıyla sadece demokrasiye bir tehdit oluşturmaz. Amerika’yı iç savaşa sürüklemektedir.

Peki tüm bunlar olurken Carrie (Claire Danes) ne yapar? Carrie, ablasının yanına taşınmış ve işi yoktur. Ama bu Carrie’nin kendine iş edinmeyeceği anlamına gelmeyecektir. Koşu bandında sert bir jazz temposunda koşup ev ahalisine kahvaltı hazırlarken gördüğümüz tablo, kızı Franny’nin kayak montlarının olduğu kutudan silah çıkarmasıyla başka hal alır. Carrie bu sezon da boş durmayacak, kendini tehlikelerin en büyüğüne atacaktır.

Tüm tutuklamaların bir düzmece olduğunu kaynağından teyit eden Carrie, “Amerikan tarihinin en büyük ulusal sorunu”nu ortaya çıkarmak ve başkanı devirmek için kollarını sıvar. Carrie’yi tutkulu, asla vazgeçmeyen ve tuttuğunu koparan haliyle izlerken biraz daha “delirmesini”, gözünü karartmasını istiyorsunuz. Carrie’nin olağanüstü ikna yeteneği, duygusal dengesizliklerinin ardında yatan analitik zekâsı daha ilk bölümden bize geçen son bir-iki sezonun küllerini üzerinden atacağını apaçık ortaya koyuyor. Yapabileceklerini her sezon bir tık daha ileriye götüren Carrie izleyiciye adeta “Eski Carrie yok.” diyor.

Carrie’nin kaynağıyla senatörü buluşturmaya çalışması tüm çabalarına rağmen başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ailesini de karşısına alan Carrie, başarısızlığıyla yüzleşirken cep telefonuna gelen mesaj ile dirilir. Başkan Yardımcısı Wellington’ın evine böcek yerleştirtmiştir. Böylelikle Wellington’ı izlemeye başlar. (Biliyorsunuz Carrie’nin Brody’e olan aşkı onu 7/24 izlemesiyle filizlenmişti. O yüzden bir an için “Wellington, yeni Brody mi?” diye bir düşünce sizi almıyor değil. Pek sanmamakla beraber önümüzdeki bölümlerde göreceğiz diyelim.) Wellington haberleri izlerken biz de eşzamanlı olarak General McClendon’ın hapishaneye getirilmesini ve kıyafetleri çıkarılarak kontrol edilmesini tüm ayrıntılarıyla izliyoruz. İnsan vücuduna yapılan müdahalenin rahatsızlık verdiği yakın plan çekimler boşa çıkmıyor ve inanılmaz bir twist’le sonlanıyor. Kontrol odasının ekranında General’in anbean ölümünü izleyen polis memuru eldivenleri çıkararak suç aletini ortadan kaldırır. Bölümün başındaki mahkeme sahnelerinden yola çıkarak Başkan Keane’in hukuki olmasa da kendi yöntemiyle General’i ölüm cezasına çarptırdığı kanaatine varabiliyoruz. Ancak neler olacağını sonraki bölümlerde göreceğiz. Carrie ile Saul bir araya gelebilecek mi? Başkan Keane ile karşı karşıya nasıl gelecekler? Keane sınırlarını nereye kadar zorlayacak? Bakalım, sonraki bölümlerde bu soruların cevaplarını öğrenmeyi umuyoruz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi