Sinemaya verdiği uzun aranın ardından Cannes’da Altın Palmiye için yarışan ve 12. İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin açılış filmi de olan Holy Motors’la sıkı bir dönüş yaptı Fransız sinemacı Leos Carax. Gösterildiği her ülkede özellikle sinefilleri kendine hayran bırakan film, benzersiz bir deneyim yaşatıyor.

Holy Motors’da klasik öyküleme tekniklerine yüz çeviren Carax’ın motivasyonunu Yeni Dalga akımında aramak şart. Ancak bunun yalnız motivasyonda kaldığını söyleyebiliriz çünkü bu akımın toplumsal konulara değinme durumuyla Holy Motors’un ilgilenmediğini görüyoruz. Peki neyle ilgili bu film? Bu soruya net bir cevap vermek zor ama deneyelim.

Ana karakterimiz Oscar’ın bir gününden yola çıkarak, filmin ne anlatmaya çalıştığı üzerine fikir yürütmeye çalışacağım. İki olasılık var. Bunlardan birincisi, Oscar’ın bir oyuncu olduğudur. Her gün farklı kimliklere büründüğü kısa skeçvari oyunlar sergiler. Bir ajansa bağlı olarak çalışmaktadır.  Kameraların görülemeyecek kadar küçüldüğü yakın bir gelecekteyiz. (sinemanın durumunu bilmiyoruz) Tv’ler için yeni bir format türetilmiş ve ister gerçekçi ister gerçeküstü bir hikaye olsun seyirciye başka bir deneyimin yaşatıldığı, oyunculuk sanatının da evrim geçirdiği bir dönemdeyiz.  Holy Motors adlı bir ajans, oyuncularına gün içinde adına randevu dedikleri çeşitli performanslar sergileyecekleri rol bölgelerine gitmeleri için birer limuzin tahsis etmiştir. Biz de filmde bu oyunculardan biri olan Oscar’ın deneyimine ortak oluruz. Bu olasılığı güçlendiren en önemli veri Oscar ve patronunun limuzindeki kısa sohbetleri. Ancak Carax, Holy Motors’un oyunculuk üzerine bir film olmadığını söylüyor ve ekliyor “Oscar’ın bir aktör olduğu söylenebilir”

İkinci olasılığa gelirsek, Oscar zengin bir iş adamıdır. Zenginlikten, her şeye ulaşabilir, ne isterse elde edebilir olmaktan kısacası hayattan sıkılmıştır. Holy Motors adlı ajansla irtibata geçip kendisini, başka hayatlar yaşayabileceği ve yaşamına anlam katabileceği bir ‘oyun’ bulmuştur. Bu olasılığı düşündüren Oscar’ın güne ve ritüeline başlamadan önce lüks evinden ayrılışı, takım elbisesi ve duruşuyla nüfuzlu biri izlenimin bırakması şüphesiz. Takım elbisesiyle işe giden bir aktör -pekala olabilir-  çok da akla yatkın değil. Çok fazla detayın havada kaldığı bu ikinci olasılık bana uzak geliyor ama düşünmeden edemiyorum.

İki olasılık da bir yana tüm bu olan bitenler bir yanılsama olabilir. Farklı okumalar da yapılabilir. Leos Carax’ın bizzat kendisinin oynadığı filmin açılış sekansı fantastik bir alemin kapısını aralamakta.  Sonrası Denis Lavant’a kalmış.  Aktörü, Oscar karakteriyle; yaşlı bir dilenci kadından Merde adlı bir ucubeye, sokak çalgıcısından bir katile, ölüm döşeğinde bir adam gibi çeşitli hayatlara can verdiği bir devinim içinde izliyoruz. Ve biz Oscar’ın sadece bir gününe şahit oluyoruz. Bir güne sığdırılmaya çalışılan 9 randevu… Fantastik, bilimkurgu, müzikal, drama veya herhangi birinin sıradan bir yaşanmışlığı… Ne olursa olsun hepsi tek bir amaca hizmet ediyor ya da amaçsızlığa…

Carax, Holy Motors ile seyirciyi anlamlandırmakta bir hayli zorlandığı yeni bir sinemayla tanıştırıyor. Sinema hikaye anlatma sanatı evet ama Carax, hikaye anlatmadan da harikalar yaratılabileceğini ispatlıyor. Sinemada yenilik peşinde koşan bir sinemaseverseniz ve “bir film aslında bittikten sonra başlar” diyenlerdenseniz Holy Motors’u kaçırmayın! 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi