İzleyiciler olarak bizi sinemaya çeken etken çoğu zaman bir yönetmen, oyuncu veya senaristtir. Bir filme gittiğinizde eğer ki King Arthur: Legend of the Sword’u izliyorsanız ‘Bu tam da Guy Ritchie’nin çekebileceği türden bir aksiyon sahnesi.‘ demek ya da Paul Rudd’ın o kendine has sevecenliğindeki performansını izlemek size büyük bir keyif verecektir.

Ancak son yıllarda bu durum değişmek üzere. Çünkü bir filmin başlangıcında siyah üzerine beyaz, minimalist bir logonun retro bir tatta kayarak ekranda belirlemesi o filmi ilginç kılmak için yeterli bir sebep olmaya başladı. Evet, Toronto Film Festivali’nde logosu ekranda belirdiği anda alkışlara sebep olan yapım ve dağıtım şirketi A24’ten bahsediyorum.

A24: Hollywood’un Göbeğinde Anti-Hollywood Anlayışta Bir Yapım/Dağıtım Şirketi

2012 yılında Daniel Katz, David Fenkel ve John Hodges tarafından alışılmışın aksine Los Angeles’ta değil de New York’ta kurulmuş bir yapım şirketi A24. Dev yapım stüdyolarının hüküm sürdüğü Hollywood’ta anti-Hollywood olarak adlandırabileceğimiz bir tarzda ilerlemesine rağmen her geçen gün ivmesini arttıran A24; Amerika kaynaklı Neon, Blumhouse, Oscilloscope ve Magnolia gibi bağımsız yapım şirketleri arasında parmakla gösterilecek işlere imza atmaya devam ediyor.

En başa dönelim. 2012’nin yaz aylarında kurulduktan sonra ilk dağıtım işini Roman Coppola’nın A Glimpse Inside the Mind of Charles Swan III’siyle yapan A24, ilk büyük başarısını sektörle pek de barışçıl ilişkileri olmayan Harmony Korine’in Spring Breakers’ı sayesinde elde etti. Kadrosunda Vanessa Hudgens, Selena Gomez ve Ashley Benson gibi cici çocuk yıldızlar olmasına rağmen izleyiciyi ters köşe yapan yönetmenin kreatif özgürlüğüne sonuna kadar destek çıkıp gelecekleri hakkında ufak bir fragman vermiş olan A24’ün esas başarısı ise işin sosyal medya kısmındaydı. Gazetelere ya da bilboardlara milyonlarca dolar harcamak yerine o zamanlar daha yeni yeni filizlenen sosyal medyanın gücünü kullanan şirket, ülkemizde LDP’yle özdeşleştirdiğimiz o troll sosyal medya kullanımını o zamanlardan keşfetmişti. Keza şirketin Spring Breakers’ın tanıtımı için kullandığı Last Supper temalı görsel ve Oscar kampanyası için kullandığı James Franco’lu ‘Consider this sh.t’ görseli öylesine muazzamdı ki bir anda virale dönüşen bu kampanya, yalnızca 5 milyon dolara çekilmiş olan filmin gişede 30 milyon doların üzerinde hasılat elde etmesini sağladı.

james-franco-spring-breakers-filmloverss

Gelgelelim A24’ün tek başarısı küçük bütçeli filmlerin dağıtımını yapmak veya sosyal medya üzerindeki etkin kampanya üzerinden elde ettiği gişe hasılatları değil, esas olarak kimselerin yaklaşmaya pek cesaret edemediği özgün işleri sadece ve sadece sinema yapmak için alıp elini taşın altına koyması. Bu konuda verilebilecek en iyi örnek kuşkusuz Jonathan Glazer’ın Under the Skin’i. Gişede zarara uğramış olsa da belki de yıllar sonra kült olarak adlandıracağımız bu yapımın beyazperde yüzünü görmesini sağlayabilecek tek şirket belki de A24’tü. Spring Breakers ve Under the Skin’i bir kenara bırakırsak şirketin 2013 ve 2014’te dağıtımını üstlendiği filmler arasında The Spectacular Now, Enemy, Locke, The Rover ve A Most Violent Year gibi gişede büyük işlere imza atamasa kendi janraları bakımında son 10 yılın en iyi filmleri arasına girebilecek yapımlar olması da bu kanıyı destekler nitelikte.

A24’ün Akademi ve dolayısıyla daha fazla insan tarafından tanınmasını sağlayan yıl ise 2015. Yıl içerisinde dağıtımını üstlendiği Room ve Ex Machina’yla Oscar zaferlerine imza atan şirketin o yıla damgasını vuran sosyal medya hareketi Ex Machina’nın Alicia Vikander’ın tarafından canlandırılan ana karakteri Ava için açtığı Tinder hesabıydı. Sonuç olarak son yılların en iyi bilim kurgu filmlerinden birisi olarak adledebileceğimiz Ex Machina, gişede başarı elde ederken yılı kazandığı sürpriz Oscar’la noktaladı.

mahershala-ali-moonlight-filmloverss

Ancak şirketin Hollywood’a yön verecek adımı atması hem yapımcılığını hem de dağıtımcılığını üstlendiği ilk film olan Moonlight sayesinde oldu. Geçtiğimiz yılın en büyük sürprizlerinden biri olan Barry Jenkins filmi hem ödül mevsimine hem de Oscar’a damgasını vururken 1.5 milyon dolarlık bütçesine rağmen gişede 60 milyon dolardan fazla hasılat elde etmesiyle maddi olarak da büyük başarı elde etti ve şirketin ilk filminin altından bu denli başarılı şekilde kalkmasına yardımcı oldu. A24’ün yapımcılığını üstlendiği bir diğer yapım olan 20th Century Women’ın geçtiğimiz yılın en underrated filmi olduğunu belirtmem gerek.

Sonuç olarak dememiz o ki küçük ya da orta bütçeli filmler çekmek yerine dönemin ruhuna uygun olarak yıldız oyuncularla dolu, mega bütçeli ama bir o kadar da formülize filmleri servis eden büyük prodüksiyon şirketlerinin aksine küçük bütçeli ancak yönetmenin sinema kaygısını sonuna dek taşıyan filmlere yönelen ve yeri geldiğinde güvendiği bir film için elini taşın altına zarar etme pahasına koyan A24, Hollywood’un geleceğini şekillendirmesine ihtiyaç duyduğumuz taze kan olabilir. Hazır Weinstein ve onun yan şirketi Miramax resimden çıkmışken zaman A24’ün zamanı olabilir.

Bu yıl fragmanlarıyla büyüleyen It Comes at Night ve The Killing of a Sacred Deer’ın yapımcılığını üstlenip Good Time, The Florida Project, Ladt Bird ve The Disaster Artist’in dağıtımcılığını yapan A24’ün önü açık.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi