2000’li yıllar, Dünya sinemasına yön veren Hollywood için işlerin pek de iyi gitmediği bir dönem olarak anılacak. İşlerin iyi gitmemesinden kastımız yani Hollywood’da suyunun suyu dönemi, kendini tekrar ettiği bir döngüye girmesi; ticari anlamda çarkını döndürse de, kar etse de sinema anlamında beklenenin altında kalmasıdır.  Önümüzdeki süreçte, 2007’de patlak veren ve Tv sektörünün yanı sıra Hollywood’a da sıçrayarak büyük zarara yol açan senarist grevinin bir benzerini görür müyüz bilemiyorum ama şu sıralar Hollywood başka bir krizle uğraşmakta; yaratıcılık kriziyle… Biz sinemaseverleri yakından ilgilendiren de bu. Yazımızın konusu, Hollywood’un bahsettiğimiz yaratıcılık krizini aşmak için hangi yollara başvurduğu ve nasıl çözümler ürettiği olacak. O zaman başlayalım.

Son 15 yıllık süreçte krizi aşmak için ilk başvurulan yöntem yeniden çevrimdi (remake). Kült ve klasikler deyim yerindeyse talan edildi. Yapım şirketleri birbiriyle yarıştı. Sinemaseverlerin kültleşmiş filmlerle kurdukları bağ hiçe sayıldı ve sayılmaya da devam ediyor. Tepki gösterenler olsa da sonuçta seyirci ilgi göstermeye devam ettiği için remake furyası kalıcı oldu. Hollywood’un kendi geçmişiyle sınırlı kalmaması ise sanırım en can sıkıcı olanıydı. Yükselişte olan Uzak Doğu korku sineması ve Avrupa sinemasının parlayan kimi cevherleri Hollywood stüdyolarında bir bir yeniden çekildi. Sonuç ise çoğunlukla hüsran oldu. Bu kaçınılmazdı çünkü zaten yaratıcılık kriziyle cebelleşen Hollywood’un bir şekilde kasasını doldurmaktan başka bir düşüncesi olmadığından, yeniden yapımına giriştiği filmlerin üzerine yeni bir şey koyma gereği duymadı. Filmler kopyalandı, vizyonsuz yönetmenlere emanet edildi. Yeniden yapımlar belki sektöre değil ama sinemaya büyük zarar verdi.

Devam filmleri cephesinde 2000’li yıllarda herhangi bir değişim gözlenmedi. Klasikleşmiş kimi serilerin (Indiana Jones, Terminator) aradan geçen uzun zamana rağmen kaldıkları yerden devam ettirilme, diriltilme çabasına şahit olduk. Tam da bu dönemde remake ya da sequel’e nazaran cazibesi olan prequel (ön bölüm) furyası doğdu. Devam filmleri karakterlere sonra ne oldu sorusunun peşinden giderken, prequel filmler, öncesinde ne olmuştu, bu noktaya nasıl gelindi gibi sorular sordu. Filmin evrenini genişletmesi, yeni açılımlar yapma imkânı vermesi parlak bir çözümdü şüphesiz. X-Men, Planet of the Apes, Alien ve Star Trek’in hepsi de son 10 yıl içinde start verilen ön bölüm mahiyetindeki yeni serilerinin başarılı olması bir tesadüf değil.

Farklı film evrenlerinin iç içe geçirilmesi gibi bu döneme özgü olmayan ama sık da başvurulmayan formüller başarı getirmediği için furyaya dönüşmedi. Alien vs. Predator ve Freddy vs. Jason örnekleri kendi türleri içinde birleşme sağlarken proje aşamasındaki bilimkurgu\komedi Men In Black ile aksiyon\komedi 21 Jump Street serisinin birleşmesi Hollywood’un arayışını sürdürdüğünün bir göstergesi. Yine de aranan kanın süper kahramanlarda bulunduğunu söylersek yanılmış olmayız. Marvel ve DC’nin süper kahramanları bir araya topladığı rüya projelerle (Avengers, Captain America devam filmleri, Batman v Superman, Suicide Squad ve önümüzdeki yıl vizyona girmesini beklenen Justice League filmi) çizgi roman uyarlamaları özelinde de olsa beklenen çıkışın yakalanmasını sağladı. Çizgi roman uyarlamalarındaki milyar dolarlık gişe getirisinin diğer türler üzerinde nasıl bir etkisinin olacağını ise zaman gösterecek.

Hollywood’da Suyunun Suyu Dönemi: Kırılamayan Kısır Döngü

Buraya kadar bahsettiklerimiz, popüler sinemanın artık kabullendiğimiz gerçekleriydi. Ancak bu noktanın da yavaş yavaş aşıldığını ve endişe verici yeni bir döneme girildiğini söyleyebiliriz: Suyunun suyu dönemine… Yeniden yapımlarla başlayalım. Bir filmin yeniden çekilmesini gereksiz bulsak da sonucun her zaman olumsuz olmaması, kimi zaman orijinalinin de üzerine çıkılabilmesi, eli yüzü düzgün yapımlar görebildiğimiz ve bu filmlerin varlığını da kabullendiğimiz için tepkisiz kalabiliyoruz. Ancak suyunu çıkarma konusunda Hollywood’un eline su dökülmüyor. Son bir yıl içinde çekilen Ben-Hur, The Magnificent Seven ve çekileceği duyurulan yeni Scarface filmi sabrımızı taşırdı ve endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi. 11 Oscar ödüllü William Wyler başyapıtı Ben-Hur zaten bir yeniden çevrimdi. Hem de epik sinemada daha yetkin örneğini görmediğimiz bir yeniden çevrim. Bu filmi efektlerle süsleyip, cilalayıp ve de neredeyse yarı yarıya kısaltarak yeniden çekmek sinema sanatı adına utanç verici bir girişimdi. Tek tesellimiz ise filmin gişede batması oldu. Bir western klasiği olan The Magnificent Seven ise Akira Kurosawa’nın samuray filmi Seven Samurai’ın türüyle oynanarak kotarılmış bir yeniden yapımıydı. Antoine Fuqua gibi yetenekli bir yönetmenin ellerinde 2016 model bir The Magnificent Seven çekmek de pek bir anlam ifade etmiyor açıkçası. Howard Hawks’ın ve Brian De Palma’nın birbirinden bir hayli farklı bir noktada duran Scarface filmlerinden sonra bir üçüncüsünü çekmek hangi akla hizmet ediyor çözebilmiş değiliz. Bu filmlerin üçüncü sürümünün sinemalarda boy göstermesi Hollywood’un nasıl bir batağın içine saplandığını gösteriyor. “Efendim, gerekli güncellemeleri yaparak, yeni kuşak için bir kez daha çekiyoruz.” diyerek izah edilemeyecek bir durumla karşı karşıyayız. Remake filmlerden yakınırken, beterin de beteri olduğunu acı bir şekilde hatırlattın bize yüce Hollywood!

Diğer bir talihsiz gelişme Ghostbusters’ın ana karakterlerinin kadına dönüştürülerek beyaz perdeye geri dönmesi oldu. Ocean’s Eleven’ın da aynı formülle Ocean’s Eight adıyla yeniden çekilmekte olduğunu biliyoruz. Ocean’s Eleven aynı zamanda az önce bahsettiğimiz gibi üçüncü sürümünü yapacak. Ghostbusters gişede beklenen ölçüde bir başarı yakalayamasa da göz kamaştıran kadrosuyla Ocean’s Eight, yapımcılarının yüzünü güldürürse, erkek filmlerinin kadın versiyonları iki filmle sınırlı kalmaz. Yapım şirketleri birbirlerini taklit ettiği için bize de acaba sıra hangi filmde diye düşünmek kalıyor. Bundan sonra ne olacak, Hollywood sinemaseverlerin kalbini hangi cin fikriyle çalmayı deneyecek bilmiyoruz ama pastadaki diliminin küçülmemesi için gereken neyse yapacak, bunu biliyoruz.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi