Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Hollywood’un ve Dünya Sinemasının en prestijli ödüllerinden olan Akademi Ödülleri’nde 2013 yılında en iyi film ödülünü 12 Yıllık Esaret (12 Years a Slave) isimli film kazandır. Filmin yönetmeninin Britanyalı olmasının yanı sıra, filmdeki başrolleri de yine Britanyalı olan Chiwetel Ejiofor ve Michael Fassbender paylaşıyor, önemli bir yan rolde de Benedict Cumberbatch yer alıyordu. Britanyalıların Hollywood’a gelişi Charlie Chaplin’e, hatta daha öncesine kadar uzanan bir tarihe sahip. Erken dönemlerde Charles Laughton, Robert Donat, Michael Redgrave, Laurence Olivier, Alec Guinness, Richard Burton, Peter O’Toole, Albert Finney ve Peter Sellers gibi büyük oyuncuların Amerikan sinemasında büyük etki bıraktığını görüyoruz. Sonrasında ise, Michael Caine, Ben Kingsley, John Hurt, Anthony Hopkins, Daniel Day Lewis, Jeremy Irons, Ralph Fiennes, Colin Firth ve Gary Oldman gibi önemli isimlerin sinemada yer ettiği, büyük başarılar elde ettiği de aşikar. Ancak, hiçbir dönemde, son on yılda olduğu kadar yoğun bir şekilde Amerikan sinemasını ve dizi sahnesini domine ettikleri olmamıştı. ABD’nin aksine Shakespeare ile yoğrulmuş, derinlikli bir tiyatro eğitiminden geçerek gelen bu oyuncular, karakter oyunculuğundan jönlüğe doğru da adım atmış durumdalar. Aldıkları eğitim, yaptıkları işler, Amerika kariyerleri ile en sevdiğimiz film ve dizilere sızan, yer yer  “aa, bu da mı Britanyalı idi yahu” dedirten, 50 yaşının altındaki 20 Britanyalı aktörü – belirli bir sıralama olmadan – tanıtıyoruz.

Hollywood’da Britanyalı Aktörler

Benedict Cumberbatch

benedict_cumberbatch_filmloverss

Anne ve babası da kendi gibi oyuncu olan 1976 doğumlu Benedict Cumberbatch’in aslında en büyük çıkışını BBC yapımı Sherlock dizisi ile yaptığını söylemek yanlış olmaz. Kıvrak zekalı, sosyopat dedektif Sherlock Holmes’u canlandırdığı bu modern uyarlama ile övgülere mazhar olan Cumberbatch, karakteristik sesi ve yüzü ile Hollywood’un farklı yapımlarında birbirinden ayrı rollere imza attı.

Yine İngiltere kökenli fakat ABD ortak yapımları olan Atonement (2007) ve Tinker Tailor Soldier Spy (2011) filmleri ile Hollywood’da boy göstermeye başlayan Cumberbatch, Spielberg’ün War Horse (2011) filminde rol almayı başardı. Ardından, Peter Jackson’ın Hobbit uyarlamasında efsane ejderha Smaug’a sesini, yeni dönem Star Trek filmi, J. J. Abrams imzalı, Star Trek Into Darkness’a Khan rolü ile şeytani bakışlarını kattı. Sinemadaki en büyük atılımını ise 2014 yapımı The Imitation Game’de ünlü matematikçi ve bilgisayar bilimci Alan Turing’i canlandırarak yaptı. Buradaki rolüyle, Oscar, BAFTA ve Altın Küre’ye aday oldu.

Şimdi ise, Marvel’ın merakla beklenen yapıtı Doctor Strange’de filme adını veren karakteri canlandırıyor. Sherlock’un 4. sezonuna da pek bir şey kalmadığını hatırlatalım.

Idris Elba

idris_elba_filmloverss

Idris Elba ya da DJ Big Drills. İşte Amerikalı olmadığına şaşıracağımız bir isim. Dizi tarihinin en iyi dramalarından -kişisel favorim- The Wire’da sokaklarda yetişmiş ancak zeki ve azimli, Baltimorelu bir uyuşturucu mafyasının önde gelen isimlerinden olan Stringer Bell karakteri ile tanıdığımız Idris Elba, bizi Amerikalı olduğuna fena halde inandırmıştı. Sonrasında, diziseverlerin karşısına Londralı dedektif John Luther olarak çıkınca ikna olmayı başarmıştık. İki unutulmaz rol ile TV ekranlarında konuk ettiğimiz Elba, 1972 yılında Londra’da doğmuş bir aktör ve halen daha aktif olarak DJ’lik yapan ve rap albümlerinde yer alan bir müzisyen.

ABD kariyerine -sinema kariyerine yani- Pacific Rim, Thor, Prometheus gibi büyük bütçeli yapımlarda yan roller ile adım atan Elba, geçen senenin Netflix filmi Beasts of No Nation’daki rolü ile Altın Küre’ye aday gösterildi. Beklediğimiz filmleri arasında geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Anton Yelchin’in de son performansını sergilediği Star Trek Beyond, Stephen King uyarlaması, başrolü Matthew McConaughey ile paylaşacağı The Dark Tower ve hayranları için Thor serisinin yeni filmi bulunuyor.

Sırası gelmişken, Idris Elba’nın yeni Bond adayları arasında isminin bir hayli sıklıkla geçtiğini söyleyelim. Geçenlerde yaptığı bir açıklamada Bond için çok yaşlı olduğunu söylemişti ama kim bilir?

Tom Hiddleston

tom_hiddleston_filmloverss

1981 yılında Londra’nın göbeği Westminster’da doğan Tom Hiddleston, Cambridge’de okurken tiyatroya heves ettikten sonra da Kraliyet Akademisi’nde tiyatro eğitimine devam etmiş. West End’de oynadığı roller ile övgülere mazhar olan ve bir de ödül kazanan Hiddleston Marvel filmlerinde oynadığı Loki karakteri ile tüm dünyada tanınan bir aktör haline geldi. Cumberbatch gibi o da Spielberg’ün War Horse’unda bir rol kaptı. Woody Allen’ın Midnight in Paris (2011) filminde efsanevi Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald’ı canlandırdı. Hatta, Jim Jarmusch’un dikkatini çekti ve Only Lovers Left Alive (2013) filminde rol aldı.

Geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde izlediğim J. G. Ballard uyarlaması High-Rise’da filmin aksine iyi eleştiriler almıştı. En son Hugh Laurie ile başrolü paylaştığı John Le Carré uyarlaması mini dizi The Night Manager ile gündeme gelen Hiddleston, yeni Thor filminde de yer alacak. Kariyeri için doğru tercihleri yaparsa, tiyatroda olduğu kadar sinemada da önemli bir yer tutacağına eminiz.

Christian Bale

christian_bale_filmloverss

Evet Christian Bale bir İngiliz, hatta Christopher Nolan da öyle. Henüz on iki yaşındayken Spielberg’ün Ballard’ın yarı otobiyografik kitabından yaptığı Empire of the Sun (1987) uyarlaması ile dikkatleri çeken Bale, kendini büyümüş olarak American Psycho (2000) filmi ile tekrar hatırlattı. O gün bugündür anaakım sinemanın en önemli isimlerinden biri. The Machinist (2004), Nolan’ın Batman üçlemesi, Terrence Malick’in The New World’ü (2005) ve Knight of Cups (2015), yine Nolan’dan The Prestige (2006),  Herzog’dan Rescue Dawn (2006), ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ına uzandığı The Fighter (2010).

Henüz 10 yaşındayken West End’de ilk rolünü Rowan Atkinson ile sergileyen Bale, 17 yaşındayken babası ile Los Angeles’a taşınır. Kariyerinde bir dönüm noktası olan bu taşınma ile, kendini Hollywood’un parlak dünyasında bulur. 16 yaşındayken bıraktığı okula bir daha dönmez ve alaylı oyuncular kervanına katılır. Sahnelerde hatta setlerde büyümüş bir oyuncu olarak kendini kanıtlar ve Hollywood’un en çok şekil değiştiren oyuncuları arasına adını yazdırır. Bunun için, The Machinist, Batman, The Fighter ve American Hustle’daki karakterlerini düşünmeniz yeterli.

Henry Cavill

henry_cavill_filmloverss

2002 yapımı Monte Kristo Kontu ile sinemaya adım atan Henry Cavill, BBC dizilerindeki performansı ile dikkatleri üzerinde topladı. Ama asıl çıkışını Bryan Singer’ın Superman filmi ile yakalar. Christopher Reeve’in Süpermen karakterine benzerliği ve performansı ile övülür. 1983 doğumlu aktörün hayatında birkaç tane de talihsizlik vardır. Önce Twilight dizisinde başrol için seçilir ama rol Robert Pattinson’a gider. Sonra Martin Campbell Casino Royale’de James Bond olarak Cavill’i ister ama yapımcılar daha olgun bir Bond taraftarı oldukları için rol Daniel Craig’in olur.

Superman karakteri ile iyice akıllarda yer adan Cavill, Singer’ın filminden sonra Zack Snyder’ın Man of Steel’i, Batman v Superman ve iki hafta sonra izleyeceğimiz Justice League filmlerinde de bu rolü canlandırır.

Daniel Radcliffe

daniel_radcliffe_filmloverss

10 yaşındayken BBC’nin David Copperfield dizisi ile İngiltere’de, 11 yaşında aldığı Harry Potter rolü ile tüm dünyada meşhur olan 1989 doğumlu Daniel Radcliffe listemizdeki en genç oyuncu. Üzerine yapışan Harry Potter rolünden kurtulmaya çabalayan Radcliffe, aktivizmi ile de ön plana çıkıyor. Ateist olduğunu açıklayan, LGBTI+ hakları için mücadele eden ve İngiliz İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn’i destekleyen Radcliffe, farklı sivil toplum kuruluşlarının da düzenli bağışçısı.

Harry Potter hayranlarının kafasındaki Potter figürüne sağladığı uyum ile tabiri caizse elimizde büyüyen Radcliffe, şu sıralarda kült yönetmen Shane Carruth’un üçüncü filminin çekimlerinde yer alıyor.

Tom Hardy

tom_hardy_filmloverss

Britanya’dan gelip ABD’nin jön koltuğuna kurulan Tom Hardy, “yakışıklılar da rol yapabilir” sözünü kanıtlayan bir aktör. 1977 doğumlu Hardy, Ridley Scott’ın Black Hawk Down (2001) filmi ile sinemaya adım atmış, Inception, Bronson, Tinker Tailor Soldier Spy (ki bu filmde Türkçe bir repliği de var: “Hasan, telefonu kullanabilir miyim?”), Lawless ve Locke ile önemli rollerde bulundu. Leonardo DiCaprio’nun uzun süredir beklediği Oscar heykelciğine kavuştuğu Innaritu filmi The Revenant’ta canlandırdığı karakter ile Hardy de Oscar’a aday oldu. Yine Nolan’ın Batman üçlemesinin son ayağaı The Dark Knight Rises’da Bane rolü ile yüzünü pek göstermeden, gırtlaktan gelen karakteristik sesi ile akıllara kazındı.

Ancak, asıl 2015 yılı Tom Hardy’nin yılı oldu desek yeridir. Başıma bir şey gelmeyecekse hiç sevmediğimi söylemek istediğim Mad Max: Fury Road (2015) filminde Mel Gibson’dan yıllar sonra devraldığı “Mad” Max Rockatansky rolünün altından başarıyla kalkan Hardy, filmin getirdiği heyecandan nasibini aldı ve yılın en çok konuşulan aktörlerinden biri oldu. Şu sıralarda Nolan’ın Dunkirk filminde görev alan Hardy, gelecek projeleri en çok beklenen aktörler arasında.

Jude Law

jude_law_filmloverss

Listedeki çoğu aktörü düşündüğümüzde, Jude Law eski bir dost sayılır. İki Oscar ve üç Altın Küre adaylığı ile ortalama üstü bir Amerikalı aktör olmasını beklediğimiz Jude Law, aslında aksanından da genelde anlaşıldığı gibi bir İngiliz! 72 doğumlu aktörün oynadığı filmleri saymaya başlasak bitiremeyiz. Ancak, Andrew Niccol’ün Gattaca’sı (1997) ve rahmetli Anthony Minghella’nın Patricia Highsmith uyarlaması The Talented Mr. Ripley (1999) ile dikkatleri üzerine çektiğini söyleyebiliriz. Ardından, Spielberg’ün Kubrick’ten mülhem filmi A.I (2001), Sam Mendes’in intikam hikayesi Road to Perdition (2002) ve Oscar adaylığı aldığı, yine Minghella’ya ait Cold Mountain (2003) ile piyasanın en çok aranan oyuncularından biri oldu. Son zamanlarda en çok akılda kaldığı rollerden biri de Guy Ritchie’nin Sherlock filmlerinde aldığı Dr. Watson rolüydü. Jude Law, her ne kadar 2000’lerdeki karizmasını 2010’lara taşıyamamış gibi – yer yer – görünse de, her rolün altından kalkabilmekteki başarısı ile adından söz ettirmeyi sürdürüyor. Çok yakında son dönemin en iyi yönetmenlerinden Paolo Sorrentino’nun HBO için yaptığı mini dizi The Young Pope’ta Law’u izlemek için heyecanlandığımızı da belirtelim.

Eddie Redmayne

 eddie_redmayne_filmloverss

Hollywood’a hızlı gibi görünen bir giriş yapan Eddie Redmayne, 2006’da başladığı sinema kariyerini 2014’te Stephen Hawking’i canlandırdığı The Theory of Everything filmiyle aldığı Oscar, Altın Küre ve BAFTA ödülleri ile taçlandırdı. Hemen ardından, bilinen ilk cinsiyet değiştirme ameliyatlarından birini olan Danimarkalı ressam Lili Elbe’yi canlandırdığı The Danish Girl (2015) filmi ile ikinci Oscar adaylığını aldı. Şimdilerde bir Harry Potter spin-off’u olan Fantastic Beasts and Where to Find Them isimli filmde rol alıyor.

Chiwetel Ejiofor

chiwetel_ejiofor_filmloverss

Yazının başında bahsettiğim 12 Years a Slave filminin başrol oyuncusu olan Chiwetel Ejiofor, 1977 yılında Forest Gate, Londra doğumlu bir aktör. London Academy of Music and Dramatic Art okulunda okurken, 19 yaşında bir teklif alarak okulu bırakan Ejiofor, kendini sinema ve tiyatronun sihirli dünyasının ortasında buluverir. Bu aldığı teklif Steven Spielberg’ün Amistad (1997) filminde bir roldür çünkü. Bundan sonra, Londra’da tiyatro yapmayı sürdürür. Çeşitli İngiliz filmlerinde ve BBC yapımlarında yer alır. 2006’da Alfonso Cuaron’un başyapıtı Children of Men’de güvenilmez devrimci Luke karakteri ile sükse yapar. Ardından West End yapımı bir Othello’da tüm tiyatro eleştirmenlerinin övgüsüne mazhar olarak Laurence Olivier En İyi Aktör ödülüne layık olur. Sinemadaki ilk gerçek başrolü diyebileceğimiz 12 Years a Slave’de canlandırdığı Solomon Northup rolü ile Oscar, Altın Küre ve BAFTA adaylıkları alır.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi