Hollywood sineması ürettiği filmler ve kullandığı janrlar bakımından, belirli simgeler kullanmasıyla da kadın ve erkek rollerinin yeniden üretiminde kilit rol oynar. Sonunda ulaşılan kadın/erkek ayrımının tarihin dışında kalan/tarih yazan, pasif/aktif, bakılan/bakan olmasıyla söylenebilir ki, kadının sinemada “kadın” olarak temsili büyük bir boşluktur. Boşluklara sızacağımız ve kendi hikayelerimizi özgürce anlatacağımız günler için “kadınlar vardır!” diyoruz.

Arzularından vazgeçmeyen tüm kadınlara…

Her film, şüphesiz, oldukça farklı şekillerde okunabilir ve bu okumalardan farklı sonuçlara ulaşılabilir ancak ben bu yazıya, ataerkil sistemin istediği ve onayladığı kadın profilinin dışında yer alan ve dolayısıyla filmin sonunda öldürülerek cezalandırılan Mal karakterinin film içerisindeki konumlandırılışını feminist bir bakış açısıyla inceleyeceğimi belirterek başlamak istiyorum. İntihar etmiş bir karakter olarak Cobb (Leonarda DiCaprio)’un zihnindeki yansımalarını canlandıran Mal (Marion Cotillard) için film boyunca çizilen imaj güzel ve zeki bir kadın oluşu yönündedir. Rüya sahnelerinde abiye kıyafetler içerisinde asil ve seksi bir görünüme sahip olan Mal, bu yönüyle Hollywood filmlerinde genel anlamda çizilen anne imajından farklı bir görünüm sergiler. Çocuklarına dair bir endişesi ya da temasının da film boyunca gösterilmediği Mal’un, çocukları için her şeyi yapmaya hazır Cobb karakterine kıyasla ailesinden kopuk bir kadın karakter olarak resmedildiği söylenebilir. Cobb’un rüyalarında sürekli yıkıcı unsur olarak ortaya çıkan Mal, Cobb’a karşı cephe almakta, yaptığı zekice hamlelerle onu köşeye sıkıştırmaktadır. Kendi kurduğu dünyanın gerçek olduğuna inanan ve orada yaşamak isteyen karakter filmde devamlı olarak arzulanan bir kadın olarak nesneleşirken bir tehdit unsuru olmasıyla kendi özneliğini de inşa eder.

Film bütün süslü hikayesi bir kenara bırakıldığında yapı olarak dedektif ve femme fatale çatışmasını anımsatmaktadır. Evinden uzakta adeta kaybolmuş denebilecek bir karakter olan Cobb ile karısı Mal’un rüyalarındaki yansıması arasındaki çatışma, Mal’un Cobb’un yapacağı her işte onu geriye düşürmesi dedektif filmlerinin anlatı yapısına benzemektedir. Dedektif filmleri için Zizek  “bir tür gerçeklik kaybı yaşayan, kendini kimin hangi oyunu oynadığının hiçbir zaman anlaşılamadığı rüyayı andıran bir dünyanın içinde bulan kişi dedektifin ta kendisidir.” der. Inception ise bu oyun ve rüyayı andıran dünya kavramını tamamen rüya boyutuna çıkararak gerçeklik kaybını da en üst düzeye çıkarır. Gerçeğin ne olduğunu totemiyle belirleyebilen Cobb çoğu zaman bir fantezi dünyasının içindedir. Erkeğin kurduğu fantezi dünyasına uymayan kadın ise bir tehdit unsurudur.

1. Kesit: Rüya Evrenine Giriş

Cobb’un kendinden geçmiş bir şekilde kıyıya vurduğu sahneyle açılışını yapan film su/deniz imgesini anlatı boyunca sık sık kullanmasıyla bilinçaltının derinliği arasında bir benzerlik kurulmasına yol açıyor. İzleyicinin rüya evreniyle tanıştırıldığı bu bölümde genel anlamda fikir hırsızlığının nasıl işlediği ve nelere dikkat edilmesi gerektiği belirtiliyor. Mal karakteriyle izleyicinin ilk karşılaşması, rüya esnasında Arthur’un Mal’u ima ederek “onun burada ne işi var?” diye sormasıyla gerçekleşiyor. Rüyada istenmeyen bir unsur olan Mal, oldukça şık bir elbisenin içerisinde Cobb’a “buradan atlasam sağ kalır mıyım?” sorusunu yöneltiyor. Seyircinin karakteri tanımaya başladığı ilk dakikalarda Mal’un istenmeyen ve dengesiz bir kadın olarak kodlanması bir sonraki sahneyle de devam ediyor. Girdikleri odada, Mal’un oturduğu sandalyeye ona güvenerek ip bağlayan ve kendisini aşağı salan Cobb, Mal’un yok olması sebebiyle aşağı düşerken son anda kurtulmayı başarıyor. Bu noktada Baudrillard’ın bahsettiği baştan çıkarıcı kadın imgesinin yanıp sönen oluşuna dikkat çekmek gerekir. Tıpkı yıldızlar gibi baştan çıkaran kadınlar da yanıp sönerler. Çevrelerini aydınlatmazlar; beyaz ve sürekli bir ışık göndermezler; onların ışığı soğuk ve kesintilidir; bir yandan insanı hayal kırıklığına uğratırken diğer yandan da mest ederler; aniden görünecekleri ve pek yakında gözden kaybolacakları bilindiği için büyüleyicidirler. (Baudrillard, 2001). Filmde Mal’un görüntüleri de sık sık bu yanıp sönme hissiyatına denk düşecek şekilde kısa kısa görünüp kaybolur.

2. Kesit: Mal ile Çatışma

inception-marion-cotillard-filmloverss

Bu bölümde, Mal kayboluşuyla güvenilmez olarak tanımlandıktan sonra Cobb amacına ulaşmaya çok yakınken işleri çıkmaza sürükler. Bir erkeğin diğer erkeklerle çatıştığı fantezi dünyasının içine giren kadın karakterin zekasıyla bütün rüya kurgusunu bozduğu görülür. Cobb Satio’nun kasasından gizli bilgiyi çaldığı anda Satio içeriye girer ve yanında Mal vardır. Mal silahını Cobb’a doğrultur ve az sonra izleyici Cobb’un yakın arkadaşı Arthur’un rehin alındığını görür. Mal bu kez silahı Arthur’a doğrultur. Cobb Mal’a biraz da alaya alarak Arthur’u öldürmesinin rüyada bir işe yaramayacağını söyler. Mal onu “evet öldürmek onu sadece uyandırır, ama acı… (Arthur’u bacağından vurur.) Acı zihindedir.” şeklinde cevaplar. Mal’un Cobb’u bozguna uğratmasıyla rüya da çökmeye başlar ve bütün bu karmaşanın içinde bütün erkek karakterler bir yerlere kaçarken Mal’un kendinden emin yürüyüşü görülür. Uyandıklarında Arthur Cobb’a olanları sorar. Cobb ise her şeyin kontrolü altında olduğunu söyler, ancak Cobb’un rüyalarını kabusa dönüştüren kontrol altına alınamayan kadındır.

3. Kesit: Mal’un İntiharı

Hollywood filmlerinde farklı olan kadını cezalandırma yöntemlerinden intihar ve öldürmenin birlikte işlediği bir film olan Inception’da önce Mal’un intiharını izliyoruz. Bir flashback ile izleyiciye Cobb’un ağzından aktarılan sahnede, Cobb’un Mal’un zihnine bir fikir yerleştirdiğini ancak, rüyadan uyandıkları halde bu fikrin Mal’un zihnini kurcalamaya devam ettiğini öğreniyoruz. Uyandığı hayatın da aslında bir rüya olduğuna inanan Mal, gerçek hayatlarına dönebilmek için Cobb ile birlikte intihar etmeleri gerektiğini düşünüyor. Gerçek bir hayat ideali olan, yanılsamalardan yorulan Mal karakterinin filmin tüm hikayesinden soyutlandığında idealist bir karakter olduğu görülecektir. Kendisine verilenle yetinmeyen, daha fazlasına ve daha gerçeğine ihtiyaç duyan Mal, modern dünyada milyonlarca görselin ve illüzyonun bombardımanı altında kaybetmeye başladığımız gerçeklik algısı için fedakarlıkta bulunabilecek bir karakter. Onun bu yanı, histeri ya da sanrılara inanmak olarak adlandırılsa da, yansımalardan sıyrılma güdüsüyle yaşadığı dünyada barınamayan ve bu yüzden intihar eden bir karakter olarak değerlendirilebilir.

İntihar ederken Cobb’un başına da türlü işler açan Mal, çocukların Cobb’tan alınması için avukatına tehdit edildiğine dair bir mektup bırakır. 3 psikiyatristten de akıl sağlığının yerinde olduğuna yönelik rapor almasıyla Cobb’u çıkmaza sokan Mal, ölümüyle de Cobb’u zor duruma sokmaya devam etmektedir.

4. Kesit: Mal’un Cezalandırılması

inception-letting-go-of-mal-filmloverss

Mr. Fischer’ın zihnine fikir yerleştirmek için yapılan tüm plan işlerken, son aşamada Mal’un yeniden ortaya çıkıp Mr. Fischer’ı öldürmesi yapılan bütün uğraşıları suya düşürür, Mr. Fischer’ın vurulduğunu gören Cobb da Mal’u vurur. Ancak Mal’un gerçek ölümü yani Cobb’un Mal ile yüzleşmesi en derinde, birlikte inşa ettikleri rüya evreninde gerçekleşecektir.

Birlikte yeni bir dünya inşa ettikleri yeri Adriadne’ne tanıtan Cobb, geldikleri evde Mal ile karşılaşır. “Bir fikir büyüyüp insanı yok edebilir” diyen Cobb’a Mal’un cevabı “senin dünyan gerçek değil fikri gibi, ama sen dünyandan, neyin gerçek olduğundan çok eminsin.” der. En gerçek dünyanın, en doğru düşüncelerin erkeğe ait olduğu kadının genellikle hayal aleminde yaşamakla suçlanabildiği ataerkil düşünce yapısının belki de yalnızca biraz süslenmiş haliyle yüzleştiğimiz bu sahne “yoksa Cobb da benim gibi kayıp mı oldu?” diye sormasıyla devam ediyor.

Cobb’un bir sürü polis tarafından kovalanmasının adeta yansımaların rüya göreni sıkıştırması gibi olduğunu söyleyen Mal, Cobb’u aslında rüyada olduğuna ikna etmeye ve gerçek evrenlerinde birlikte yaşamaya davet ediyor.

“Ya yanılıyorsan? Ya gerçek olan bensem?” sorularıyla Cobb’un üzerindeki baskını arttıran Mal “sürekli kendine ne bildiğini söyleyip duruyorsun ama neye inanıyorsun? Ne hissediyorsun?” şeklinde devam ediyor. Kadın ve erkek gerçekliği diye ayırdığım ve aslında toplumsal cinsiyet rolleriyle beslenen bu ayrımın konu olduğu bölümde böyle bir diyaloğun gerçekleşmesi kaçınılmaz olarak görülebilir. Çünkü kadın ve erkek rolleri belki de yerleşik yaşama geçildikten sonra mülkiyet ve miras kavramlarının doğmasından böylece de kadın rahminin kontrol altına alınmasının şart olarak görülmesinden beri keskin bir şekilde ayrılmaya başladı. Bilimin de ilerlemesiyle bilmek, araştırmak, sorgulamak daha çok erkeğe atfedilirken; hissetmek, inanmak, duygusallık vb. daha naif kabul edilen dürtülerin ise kadınlığa atfedildiği görülebilir. Filmin bu bölümünde de bu konuya yönelik bir sorgulama bulunuyor. “Neyi bildiğini söylüyorsun ama neye inanıyorsun, ne hissediyorsun?” Bilmenin yanına hissetme ve inanma eklenmeden gerçekliğe ulaşmanın adeta bir yanılgı olacağı ve her şeyin yansımadan ibaret olabileceği bir dünyada kadın gerçekliği ve erkek gerçekliği belki de birlikte mutlak gerçekliği yaratabilecektir. Ancak gerçekliğin kendi yaşadığı dünya olduğunu ve Mal’un inandığı bu fikri zihnine kendisinin yerleştirdiğini söylemesinin ardından Mal elinin altındaki bıçakla Cobb’a saldırır. Beklenen sevgi dolu eş imajı yerine yine tehlikeli kadın resmi çizen Mal’a Adriadne ateş eder ve Cobb’un “artık seni bırakmalıyım” sözlerinin arasında can verir.

Özetle, Inception özelinde incelediğim kadın temsili sorunu Hollywood Sineması genelinde var olarak belli toplumsal cinsiyet kalıplarını yeniden üretmekte ve bu süreçte erkeğin gereksinimlerine göre belli kadın olma kodları oluşturmaktadır. Erkeğin bakışına ve gereksinimlerine hizmet etmesi dikte edilen kadınlık normlarının dışına çıkan karakterler anlatı yapısının içinde kadın izleyicinin özdeşleşmek istemeyeceği şekillerde konumlandırılabilir. Böylece hayatın karmaşık yapısının içinde dağınık bir şekilde yer alan kadın varoluş şekilleri sistematik bir biçimde belli rollere indirgendiği söylenebilir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi