Yazının en sonunda söylemem gereken kapanış cümlemi en başından özetleyip yazının ilerleyen kısımlarında filmin başarılı olduğu yönlerinden de bahsedeceğim ancak; bu başarıya gölge düşüren bir gerçek var ki esas olarak bundan bahsetmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kitabı okuyan veya ilk filmi seyreden herkesin bildiği üzere ejderhamız Smaug tam bir altın hastası. Derdi, hayatını bu altınların ve zenginliğin içinde geçirmek. Bunun için de öldürmekten sakınmıyor. Modern dünyamızın Smaug’larından bir tanesi de Yüzüklerin Efendisi serisiyle bizi kendine hayran bırakan ancak daha fazla para ve servet uğruna Hobbit gibi tek kitaplık bir hikayeyi üç filme yaymayı başaran Peter Jackson. Jackson, hem filmleri hem seriyi uzattıkça uzatıp, bizi yine üç saatliğine masalsı dünyalara yolculuk ettirmeyi başarıyor ama Smaug’un yaptığının bir benzerini yaparak izleyicinin gururuyla oynamayı da ihmal etmiyor.

Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları ilk filmin kaldığı yerden başlarken bir flashback vererek seyircisini hemen aksiyonun içine atmıyor ve bu ekibin neden buluştuğunu kısaca anlatıyor. Tabii ki bu açılış ilk film gibi yaklaşık bir saat sürmüyor. İlk filmin oldukça uzun tutulan açılışının seyirciyi sıktığı gerçeğini Peter Jackson da kabul etmiş olacak ki çok kısa bir ısındırma turunun ardından aksiyon kaldığı yerden devam ediyor ve filmin son sahnesine kadar eksik olmuyor. Kısacası, ilk filmin kaldığı yerden devam eden Hobbit Smaug’un Çorak Toprakları’nda kahramanlarımız Erabor dağına doğru olan yolculuklarına kaldıkları yerden devam ediyorlar.

HBT2-0443ddd67r

Yüzüklerin Efendisi serisinden farklı olarak Peter Jackson işin mizahi yönüne de oldukça önem vermiş. Birçok sahnede seyirciye gerçekten kahkaha attırmayı başaran Jackson’ın, Evangeline Lilly’nin yer aldığı sahnelerde Yeşilçam filmlerinden farkı olmayan dramatik aşk sahnelerine yer vermesinin gereksiz olduğunu düşünüyorum. Evangeline Lilly’den bahsetmişken hayat verdiği karakter Tauirel, ve Yüzüklerin Efendisi’nden hatırladığımız Legolas, Smaug’un Çorak Toprakları için oldukça önem taşıyor. Ancak, filmin adından da belli olacağı üzere bu film Smaug’un filmi. Benedict Cumberbatch’in hayat verdiği dev ejderha Smaug’un yer aldığı sahneler koltuğa yapışıp kalmamıza sebep olurken, filme hayran olmamıza sebep oluyor. Lakin, aynı şeyleri filmin can alıcı diğer sahneleri için söylemek pek mümkün değil. Tema parklardaki 5D yolculuklardan farkı olmayan nehir sahnesi son derece heyecanlı olsa da süresinin çok uzun tutulması sebebiyle bir müddet sonra bilgisayar oyunundan farksızlaşıyor. Bu da belirli bir tatmin seviyesine ulaştırsa da bir müddet sonra gerçekçiliğin kaybolmasına sebep oluyor.

Özetleyecek olursam, Beklenmedik Yolculuk’un kaldığı yerden devam eden Smaug’un Çorak Toprakları ilk filme göre daha çok aksiyon barındırıyor ancak, bu aksiyon yalnızca seyirciyi oyalama ve üçüncü filmde olacaklara zemin hazırlama anlamı taşıyor. Her ne kadar PJ’in seyirciye azap çektirerek bir veya ilk açıklandığı gibi iki filmde anlatılacak bir konuyu üçe bölmesi sebebiyle filme karşı ön yargılı olsam da karşımızda üç saat boyunca bizi Orta Dünya’nın içinde masalsı bir yolculuğa çıkaran deli işi bir film olduğunu söylememek haksızlık olacaktır. En iyisi siz de gidin seyredin ve Peter Jackson’a biraz da siz sitem edin.

İyi seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi