Türkiye’de ilk kez 15. Filmekimi’nde izleme fırsatı bulduğumuz Chan-wook Park’ın son filmi Ah-ga-ssi, uluslararası dolaşımda “The Handmaiden”, bizde ise “Hizmetçi” adını taşıyor. İngilizcesi ile Türkçesi aynı olsa da Ah-ga-ssi, “genç leydi” anlamına geliyor ve hizmetkardan çok efendiyi simgeliyor. Aslında film de hizmetkarın yaşantısından çok efendinin özgürleşme çabası üzerine kurulu ve ilk farkını burada yaratıyor. Bir halanın yeğenine, efendinin hizmetkara, Japonya’nın Kore’ye ve belki de en önemlisi erkeğin kadına tahakkümü üzerine söylediği sözler ve gösterdiği imgelerle klişeleri ters yüz eden bir filmle karşı karşıyayız.

Sarah Waters’ın “Fingersmith” isimli romanından uyarlanan film, arka plandaki 19. yüzyıl Viktorya Dönemi İngilteresi’ni alıp 1930’ların başındaki Kore’ye dönüştürüyor. Japonya’nın yayılmacı ve sömürgeci bir anlayışla işgal ettiği Kore’de hayatını yankesicilik ile geçiren Sook-Hee, Japon bir kont gibi davranan bir sahtekar aracılığıyla zengin bir kadın olan Hideko’nun hizmetkarı oluyor. Amacı, Hideko ile Kont’un yakınlaşmasını sağlamak olsa da zamanla Hideko’ya karşı hissettikleri aşka dönüşüyor ve ikili, bu tahakkümler dünyasında bir arada kalmaya çalışıyorlar.

Normalde İngiltere’de geçen romandan uyarlanan film, orijinal kaynaktaki sınıf sistemini ve ayrımcılığı ele alarak birçok zıtlık yaratıyor. Arka plandaki Kore-Japonya gerginliği, tarihi açıdan filme çok yansımasa da karakterlerin derinleştirilmesine olumlu bir katkıda bulunuyor. Yönetmen, karakterleri iyi-kötü olarak ayırmaktan özenle kaçınarak hepsinin zayıflıklarını gözümüze sokuyor ve özellikle iktidarı temsil eden erkek karakterlerin zayıflıklarını vurgulayarak iki kadın karakterine önemli bir alan bırakıyor. En önemli tercih ise bunu röntgenci ve fetişist bir yaklaşıma rağmen başarıyla sunabiliyor olması. Sook-Hee ile Hideko arasındaki yakınlaşmanın önemli bir boyutunu cinsellik oluşturuyor ve Chan-wook Park herhangi bir geri adım atmadan izleyiciye bu ilişkiyi tüm çıplaklığıyla sunuyor. Fakat sonrasında senaryonun önemli virajları zekice hamlelerle geçmesi ile bu ilişkinin voyöristik bir yapıdan öte, bir kutlamaya dönüştüğünü görmek mümkün oluyor.

Hizmetçi – The Handmaiden: Babanın Kanunlarına Direnen Cesur Bir Deneme

Filmde hakkında en az bilgi verilen ve karikatürize olmaya en yakın karakter Kouzuki Amca, bu noktada kilit bir rol üstleniyor. Erotik romanlar toplayan, bunlarla ilgili okuma seansları düzenleyen ve yeğeni Hideko’yu ağır makyaj ve kıyafetler ile baskı altına alan Kouzuki, kadın bedeni üzerinde söz sahibi tek insan konumuna geçerken Hideko’nun önünde iki fırsat kalıyor: Ya kont ile evlenerek bu dünyadan kaçmak ama yine de bir erkeğin iktidarını kabullenmek ya da Sook-Hee ile birlikte olmak ve her türlü yasaya karşı gelmek. Hideko’nun giydiği korsenin ve yaptığı makyajın, aslında onu kendi benliğinden çıkardığını ve bir seks oyuncağına dönüştürdüğünü görüyoruz ve sonuç olarak onun çıplaklığı, tüm rollerden uzaklaşan Hideko’nun kendine dönüşünü temsil ediyor. Filmin sürekli yön değiştiren ve izleyiciye yeni boyutlar sunan anlatımı içerisinde kadının konumu, cinsel bir obje olmakla özgürleşmek arasında salınıp duruyor. Zamanla kadının mahkum olduğu roller de bir bir geride bırakılıyor. Hatta Laura Mulvey’in 1975’te kaleme aldığı “Görsel Haz ve Anlatı Sineması” (Visual Pleasure and Narrative Cinema) makalesinde bahsettiği “hadım edilen kadın” imgesini hatırlatır biçimde bir bıçakla kendi orgazmını sağlayan Hideko, fallosantrik anlayışı yıkıyor ve Kont Fujiwara’yı devre dışı bırakıyor. Böylece “Hizmetçi”; tamamen eril bir kişilik olarak inşa edilmiş izleyiciyi hedeflemiş gibi görünürken maskesini çıkaran ve belki de senaryosundaki onlarca twist’e karşı gerçek twist olarak görebileceğimiz cesur bir yaklaşımla hareket eden bir filme dönüşüyor.

İşin teknik boyutunda ise Chan-wook Park mükemmel bir işçilik çıkarıyor. Güney Kore’de sinemaların dijital sistemlere geçmiş olmasının yarattığı handikapı anamorfik sinemaskop lensler kullanarak aşan ve harikulade bir renk paleti ortaya koyan yönetmen, romansın ağır bastığı bu karakter bazlı senaryoyu dinamik kamera kullanımı ile hareketlendiriyor. Özellikle vinç ve dolly kullanımı ile filmin önemli bir kısmının geçtiği malikanedeki tüm çatışmaları sunmayı başarıyor. İngiliz ve Japon mimarisinden esinlenilerek yapılmış bu malikane, sadece politik açıdan değil sosyal açıdan da karakterlerin davranışlarını şekillendiriyor. İki buçuk saatlik sürenin nasıl geçtiğini anlamasak da yönetmenin pek sevdiği grafik şiddete başvurduğu –ki aslında onu bile aşırıya kaçmadan sunuyor-, bazı sahneler filmin genel dokusuna zarar veriyor ve özellikle hikayenin sonuç kısmında sürenin gereksiz uzamasına neden oluyor. Fakat Stoker’dan sonra ülkesine dönen Chan-wook Park, “iyi ki dönmüş” dedirtecek kalitede bir filme imza atmayı başarıyor.

Türkiye’de ilk kez 15. Filmekimi’nde izleme fırsatı bulduğumuz Chan-wook Park’ın son filmi Ah-ga-ssi, uluslararası dolaşımda “The Handmaiden”, bizde ise “Hizmetçi” adını taşıyor. İngilizcesi ile Türkçesi aynı olsa da Ah-ga-ssi, “genç leydi” anlamına geliyor ve hizmetkardan çok efendiyi simgeliyor. Aslında film de hizmetkarın yaşantısından çok efendinin özgürleşme çabası üzerine kurulu ve ilk farkını burada yaratıyor. Bir halanın yeğenine, efendinin hizmetkara, Japonya’nın Kore’ye ve belki de en önemlisi erkeğin kadına tahakkümü üzerine söylediği sözler ve gösterdiği imgelerle klişeleri ters yüz eden bir filmle karşı karşıyayız. Sarah Waters’ın “Fingersmith” isimli romanından uyarlanan film, arka plandaki 19. yüzyıl Viktorya Dönemi İngilteresi’ni alıp 1930’ların başındaki Kore’ye dönüştürüyor. Japonya’nın yayılmacı ve sömürgeci bir anlayışla işgal ettiği Kore’de hayatını yankesicilik ile geçiren Sook-Hee, Japon bir kont gibi davranan bir sahtekar aracılığıyla zengin bir kadın olan Hideko’nun hizmetkarı oluyor. Amacı, Hideko ile Kont’un yakınlaşmasını sağlamak olsa da zamanla Hideko’ya karşı hissettikleri aşka dönüşüyor ve ikili, bu tahakkümler dünyasında bir arada kalmaya çalışıyorlar. Normalde İngiltere’de geçen romandan uyarlanan film, orijinal kaynaktaki sınıf sistemini ve ayrımcılığı ele alarak birçok zıtlık yaratıyor. Arka plandaki Kore-Japonya gerginliği, tarihi açıdan filme çok yansımasa da karakterlerin derinleştirilmesine olumlu bir katkıda bulunuyor. Yönetmen, karakterleri iyi-kötü olarak ayırmaktan özenle kaçınarak hepsinin zayıflıklarını gözümüze sokuyor ve özellikle iktidarı temsil eden erkek karakterlerin zayıflıklarını vurgulayarak iki kadın karakterine önemli bir alan bırakıyor. En önemli tercih ise bunu röntgenci ve fetişist bir yaklaşıma rağmen başarıyla sunabiliyor olması. Sook-Hee ile Hideko arasındaki yakınlaşmanın önemli bir boyutunu cinsellik oluşturuyor ve Chan-wook Park herhangi bir geri adım atmadan izleyiciye bu ilişkiyi tüm çıplaklığıyla sunuyor. Fakat sonrasında senaryonun önemli virajları zekice hamlelerle geçmesi ile bu ilişkinin voyöristik bir yapıdan öte, bir kutlamaya dönüştüğünü görmek mümkün oluyor. Hizmetçi – The Handmaiden: Babanın Kanunlarına Direnen Cesur Bir Deneme Filmde hakkında en az bilgi verilen ve karikatürize olmaya en yakın karakter Kouzuki Amca, bu noktada kilit bir rol üstleniyor. Erotik romanlar toplayan, bunlarla ilgili okuma seansları düzenleyen ve yeğeni Hideko’yu ağır makyaj ve kıyafetler ile baskı altına alan Kouzuki, kadın bedeni üzerinde söz sahibi tek insan konumuna geçerken Hideko’nun önünde iki fırsat kalıyor: Ya kont ile evlenerek bu dünyadan kaçmak ama yine de bir erkeğin iktidarını kabullenmek ya da Sook-Hee ile birlikte olmak ve her türlü yasaya karşı gelmek. Hideko’nun giydiği korsenin ve yaptığı makyajın, aslında onu kendi benliğinden çıkardığını ve bir seks oyuncağına dönüştürdüğünü görüyoruz ve sonuç olarak onun çıplaklığı, tüm rollerden uzaklaşan Hideko’nun kendine dönüşünü temsil ediyor. Filmin sürekli yön değiştiren ve izleyiciye yeni boyutlar sunan anlatımı içerisinde kadının konumu, cinsel bir obje olmakla özgürleşmek arasında salınıp duruyor. Zamanla kadının mahkum olduğu roller de bir bir geride bırakılıyor. Hatta Laura Mulvey’in 1975’te kaleme aldığı “Görsel Haz ve Anlatı Sineması” (Visual Pleasure and Narrative Cinema) makalesinde bahsettiği “hadım edilen kadın” imgesini hatırlatır biçimde bir bıçakla kendi orgazmını sağlayan Hideko, fallosantrik anlayışı yıkıyor ve Kont Fujiwara’yı devre dışı bırakıyor. Böylece “Hizmetçi”; tamamen eril bir kişilik olarak inşa edilmiş izleyiciyi hedeflemiş gibi görünürken maskesini çıkaran ve belki de senaryosundaki onlarca twist’e karşı gerçek twist olarak görebileceğimiz cesur bir yaklaşımla hareket eden bir filme dönüşüyor. İşin teknik boyutunda ise Chan-wook Park…

Yazar Puanı

Puan - 80%

80%

Stoker’dan sonra ülkesine dönen Chan-wook Park, “iyi ki dönmüşsün üstat” dedirtecek kalitede bir filme imza atmayı başarıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.75 ( 5 votes)
80
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi