2001’de basit bir B-filmi olarak başlayan ve 16 yıl, 8 film ve 4 milyar doları aşkın dünya hasılatıyla yenilmez bir gişe canavarı haline gelen Hızlı ve Öfkeli serisinin 2013’te Paul Walker’ın hayatını kaybetmesinin ardından devam edip etmeyeceği merak konusuydu. 2015’te Walker’ı son kez izlediğimiz Furious 7’nin dünya çapında 1,5 milyar dolar gişe hasılatı getirerek tüm zamanların en çok izlenen 6. filmi olmasının ardından seriye yeni bir üçleme daha ekleneceği duyuruldu. Altıncı filmden sonra seriyle özdeşleşen yönetmen Justin Lin’in ayrılmasından sonra yönetmenlik koltuğuna günümüz korku filmleri yönetmenlerinin en popüleri olan James Wan’ın getirilmesi önce soru işaretleri yaratmıştı fakat gişe açısından en yüksek hasılat elde eden film de bu oldu. Yeni filmin yönetmenlik koltuğunda ise The Italian Job, Law Abiding Citizen gibi filmlerle suç ve aksiyona, Straight Outta Compton ile de nitelikli biyografiye yetkinliğini kanıtlayan F. Gary Gray oturuyor. Paul Walker haricinde eski kadro tamamen yerini korurken, Charlize Theron, Scott Eastwood, Kristofer Hivju ve Helen Mirren seride ilk kez karşımıza çıkıyorlar. Yedinci filmin sonunda Paul Walker’ı “See You Again” şarkısıyla dokunaklı bir şekilde uğurladıktan sonra yeni filmin açılışı Hızlı ve Öfkeli’nin tüm unsurlarını taşıyor. Şehir görüntüleri, sahil, mini etekli ve bikinili kadınlar, kaslı erkekler, gaza getiren müzikler, öfke üzerine arabasına girilen iddialar ve nefes kesen bir araba yarışı sekansı. Hızlı ve Öfkeli 8’e hoş geldiniz! Dom (Vin Diesel) ve Letty (Michelle Rodriguez)’nin Havana’daki balayı ile sakin başlayan, ekibin ağzından hiç eksik etmediği aile ve kardeşlik kelimeleriyle herkes huzur içindeyken bir gün kasabaya fiziksel açıdan çekici olduğu kadar bakışlarıyla bir o kadar ürkütücü bir sosyopat olan Cipher’in (Charlize Theron) gelmesiyle her şey değişir. Cipher, telefon ekranında Dom’a bir şey gösterir, Dom’un gördükleri izleyiciden gizlenerek merak duygusu yaratılır. Birden safını değiştiren Dom, ailesine ihanet edip Cipher için çalışmaya başlayarak nükleer savaş başlıklarını çalmaya başlar. Serinin başrolü Dom’un kötü adam haline gelip, ailenin baş düşmanı Deckard’ın (Jason Statham) iyilerle birlikte çalışmaya başlaması riskli olduğu kadar ilgi çekici bir hamle. Özellikle iyiler ve kötülerin birbirine karışmasıyla Deckard ve Hobbs’un (Dwayne Johnson) birbirlerini her an boğazlamak istemelerine rağmen beraber çalışmak zorunda olmaları mizahi açıdan etkili sahneler ortaya koyuyor. Dom’u “villain” konumuna getiren telefonda gördüğü şeyler ise filmin dramatik çatısının kurulması açısından doğru ve kabul edilebilir bir gerekçe. Hızlı ve Öfkeli 8: Serinin Hızı ve Öfkesi Tam Gaz Devam Ediyor Hızlı ve Öfkeli 8 serinin diğer filmleri gibi izleyici kitlesini 2 saat 15 dakika boyunca aksiyona ve eğlenceye doyurmak konusundaki misyonunu yerine getiriyor. Serinin sayısı arttıkça ve hiç bitmeyecekmiş izlenimi yarattıkça kimi izleyicilere antipatik gelmeye başladığı aşikar, basit bir araba yarışı filmiyken karakterlerin her yeni filmde dünyayı kurtaran bir nevi James Bond’lara dönüşmeleri de aynı şekilde. Fakat bu konuda eskiye dönüşün olmayacağı da belli. Sonuçta bir gişe canavarına dönüşen, bütçesi 200 milyon dolar civarlarına çıkan, seyircinin her karakteri izlemekten keyif aldığı, tek misyonu eğlendirmek ve aksiyona doyurmak olan serinin her seferinde daha abartılı aksiyon sekanslarıyla karşımıza çıkması ve karakterlerin daha önemli şeyler yapmaya başlaması son derece normal. Bu bağlamda filmin Rusya’da buzullarla çevrili bir askeri karakol etrafında konuşlanan bol patlamalı, uçmalı, atlamalı aksiyon sekansları arabalarla beraber nükleer bir…

Yazar Puanı

puan - 65%

65%

Hızlı ve Öfkeli 8, iyiler - kötüler arasındaki dengeleri değiştirdiği senaryosunda Charlize Theron’un karizmatik olduğu kadar ürkütücü “villain” performansından güç alarak serinin tek misyonu olan eğlence - aksiyonu gösterişli ve doyurucu sekanslarıyla yine yerine getiriyor.

Kullanıcı Puanları: 4.6 ( 7 votes)
65

2001’de basit bir B-filmi olarak başlayan ve 16 yıl, 8 film ve 4 milyar doları aşkın dünya hasılatıyla yenilmez bir gişe canavarı haline gelen Hızlı ve Öfkeli serisinin 2013’te Paul Walker’ın hayatını kaybetmesinin ardından devam edip etmeyeceği merak konusuydu. 2015’te Walker’ı son kez izlediğimiz Furious 7’nin dünya çapında 1,5 milyar dolar gişe hasılatı getirerek tüm zamanların en çok izlenen 6. filmi olmasının ardından seriye yeni bir üçleme daha ekleneceği duyuruldu. Altıncı filmden sonra seriyle özdeşleşen yönetmen Justin Lin’in ayrılmasından sonra yönetmenlik koltuğuna günümüz korku filmleri yönetmenlerinin en popüleri olan James Wan’ın getirilmesi önce soru işaretleri yaratmıştı fakat gişe açısından en yüksek hasılat elde eden film de bu oldu. Yeni filmin yönetmenlik koltuğunda ise The Italian Job, Law Abiding Citizen gibi filmlerle suç ve aksiyona, Straight Outta Compton ile de nitelikli biyografiye yetkinliğini kanıtlayan F. Gary Gray oturuyor. Paul Walker haricinde eski kadro tamamen yerini korurken, Charlize Theron, Scott Eastwood, Kristofer Hivju ve Helen Mirren seride ilk kez karşımıza çıkıyorlar.

Yedinci filmin sonunda Paul Walker’ı “See You Again” şarkısıyla dokunaklı bir şekilde uğurladıktan sonra yeni filmin açılışı Hızlı ve Öfkeli’nin tüm unsurlarını taşıyor. Şehir görüntüleri, sahil, mini etekli ve bikinili kadınlar, kaslı erkekler, gaza getiren müzikler, öfke üzerine arabasına girilen iddialar ve nefes kesen bir araba yarışı sekansı. Hızlı ve Öfkeli 8’e hoş geldiniz! Dom (Vin Diesel) ve Letty (Michelle Rodriguez)’nin Havana’daki balayı ile sakin başlayan, ekibin ağzından hiç eksik etmediği aile ve kardeşlik kelimeleriyle herkes huzur içindeyken bir gün kasabaya fiziksel açıdan çekici olduğu kadar bakışlarıyla bir o kadar ürkütücü bir sosyopat olan Cipher’in (Charlize Theron) gelmesiyle her şey değişir. Cipher, telefon ekranında Dom’a bir şey gösterir, Dom’un gördükleri izleyiciden gizlenerek merak duygusu yaratılır. Birden safını değiştiren Dom, ailesine ihanet edip Cipher için çalışmaya başlayarak nükleer savaş başlıklarını çalmaya başlar. Serinin başrolü Dom’un kötü adam haline gelip, ailenin baş düşmanı Deckard’ın (Jason Statham) iyilerle birlikte çalışmaya başlaması riskli olduğu kadar ilgi çekici bir hamle. Özellikle iyiler ve kötülerin birbirine karışmasıyla Deckard ve Hobbs’un (Dwayne Johnson) birbirlerini her an boğazlamak istemelerine rağmen beraber çalışmak zorunda olmaları mizahi açıdan etkili sahneler ortaya koyuyor. Dom’u “villain” konumuna getiren telefonda gördüğü şeyler ise filmin dramatik çatısının kurulması açısından doğru ve kabul edilebilir bir gerekçe.

Hızlı ve Öfkeli 8: Serinin Hızı ve Öfkesi Tam Gaz Devam Ediyor

Hızlı ve Öfkeli 8 serinin diğer filmleri gibi izleyici kitlesini 2 saat 15 dakika boyunca aksiyona ve eğlenceye doyurmak konusundaki misyonunu yerine getiriyor. Serinin sayısı arttıkça ve hiç bitmeyecekmiş izlenimi yarattıkça kimi izleyicilere antipatik gelmeye başladığı aşikar, basit bir araba yarışı filmiyken karakterlerin her yeni filmde dünyayı kurtaran bir nevi James Bond’lara dönüşmeleri de aynı şekilde. Fakat bu konuda eskiye dönüşün olmayacağı da belli. Sonuçta bir gişe canavarına dönüşen, bütçesi 200 milyon dolar civarlarına çıkan, seyircinin her karakteri izlemekten keyif aldığı, tek misyonu eğlendirmek ve aksiyona doyurmak olan serinin her seferinde daha abartılı aksiyon sekanslarıyla karşımıza çıkması ve karakterlerin daha önemli şeyler yapmaya başlaması son derece normal. Bu bağlamda filmin Rusya’da buzullarla çevrili bir askeri karakol etrafında konuşlanan bol patlamalı, uçmalı, atlamalı aksiyon sekansları arabalarla beraber nükleer bir denizaltı aracının savaşması gibi uçuk ve gösterişli sahnelerle seyirciye istediğini veriyor.

Charlize Theron, adeta bir Bond kötüsü olabilecek kadar soğukkanlı, tavizsiz, duygusuz, karizmatik ve her daim kendini ilgiyle izlettiren performansıyla “villain” olarak filme çok şey katıyor. Helen Mirren kısa ve eğlenceli rolüyle renk katarak filmin saygınlığını artırırken, Vin Diesel bu sefer iyi-kötü dengesi arasında yenilenmiş karakteriyle karizmasını zirveye taşıyor. Dwayne Johnson ve Jason Statham zoraki işbirliklerinden doğan mizahi sahneleriyle filmin “öfke” kısmında en çok öne çıkan karakterler olmayı başarıyor. Filmdeki tüm karakterlerin aralarındaki eğlenceli kimyayı korumasına rağmen tip olarak Paul Walker’ı andırdığı için seriye getirildiği belli olan Scott Eastwood ise ne yazık ki bu kimyaya bir katkı sağlayamıyor. İyi yazılmamış ve oynanmamış karakteri fazlasıyla negatif enerji vermekle beraber aile içerisinde şimdilik bir nevi “istenmeyen adam” konumunda gözüküyor.

Hızlı ve Öfkeli 8, iyiler – kötüler arasındaki dengeleri değiştirdiği senaryosunda Charlize Theron’un karizmatik olduğu kadar ürkütücü “villain” performansından güç alarak serinin tek misyonu olan eğlence – aksiyonu gösterişli ve doyurucu sekanslarıyla yine yerine getiriyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi