Sadri Alışık, yirmi yıl önce bugün gözlerini yummuş hayata. Ama sanki bizlere hiç veda etmemiş, hala buralarda…

Birkaç sene evvel, televizyonda gezinirken Can Bonomo’nun yepyeni bir şarkısına rastgeldim. İlk kez duyduğum bu şarkı inanılmaz tanıdık geliyordu, sözler sanki dilimin ucunda… Derken “Asmak kesmek kelle uçurmak…” diye bir kısım başladı ve ben kendimi “…hırsızlıktan altın vurmak!” diye bağırırken buldum. Sonra Ali Baba filminde Sadri Alışık’ın seslendirdiği şarkının tamamı da geliverdi aklıma. Can Bonomo’nun şarkısında yeni esintiler vardı ama, aynı şarkıyı 8 yaşında, eski bir yemek masasının sandalyesinde oturan halim, düşmekten kabuk tutmuş dizlerini sallaya sallaya söylerken ezberlemişti. Ve yetişkin olan versiyonuma o küçük kız ültimatom verdi, şu an gözlerin dolacak ve kahkahalarla salonda zıplarken bulacaksın kendini diye…

Bu hikayeyi anlattım, keza 90 doğumlu neslin hayatında Sadri Alışık’ın yerini anlatabilecek afilli cümleler kursam da çok sıradan kalacaktı kelimeler. Sadri Alışık benim gibi niceleri için her şeyden önce Ali Baba’ydı. Ama daha da ötesi vardı Ali Baba olmasından… İsmini anınca yüreğimde rakı sofrası kuruluyordu gibiydi. Sigarasının dumanını solusam İstanbul kokuyor derdim. Anneannemin ince dudaklarına sürülü kırmızı rujlu resimlerini gördüğüm zaman, etraftaki eski İstanbul beyefendilerini her nasıl hayal etmeye çalışırsam çalışayım, yan bakışları, bıyıkları, saç kesimleri, “hey yavrum hey” deyişiyle onu görüyor gibiydim. Ne ara bilinçaltıma işlemiş bilemesem de Eski İstanbul’un adamlarını ne zaman düşünsem aklımda sık sık Sadri Alışık canlanıyor hala.

İstanbullu beyefendilerin hepsi biraz Sadri Alışık’ken, kendi neslime bakınca da Turist Ömer’i gördüm hep. Bu yaklaşımımda Selim İleri’nin şu lafının da katkısı olsa gerek: “Turist Ömer gülmeyi unutmamış, horlandıkça iyimserliği pekişmiş bir kesimin simgesidir; lümpenin çaresizliğidir.” Lümpen tanımı başlı başına bir tartışma konusu bu memlekette. Ama daha iyi bir dünya için savaşan her birimiz sanki içimizdeki Turist Ömer’i dışarı çıkarmıştık. En az o kadar da hovardaydık. Saldırılara esprilerle cevap verirken alaycı tavırla ayaktaydık. Bulunduğumuz yere ait hissetmesek de hem onun içinde yaşamanın bir yolunu bulup, hem de onu değiştiriyorduk. Y kuşağının dünyada eşzamanlı olarak benzer bir profille ortaya çıktığı kesin. Ama sanki kültürel kodumuza işlenmiş o Turist Ömer olma hali, bizim nesilde bir dışa vurdu. 2010’ların direniş pratiğinde Sadri Alışık’ı çağrıştıran bir şeyler var sanki.

O yüzden de Sadri Alışık’ın yeri ayrı, o bizim nesli daha biz doğmadan anlamış güzide bir adamdı. Sadece bizi değil, ölümü de yaşarken anlamıştı. Ve onun şerefine her zaman kadehler kaldıracağız…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi