Al Pacino ve Anthony Hopkins’i ilk kez bir araya getiren film Hesaplaşma – Misconduct,  Shintaro  Shimosawa’nın  genellikle yapımcılık ve senaryo yazarlığı ile dolu olan kariyerinde yönettiği ilk film olarak göze çarpıyor. İçinde barındırdığı ilkler sebebiyle de ayrıca incelenebilecek olan film, maalesef beklenti ve gerçeklik çatışmasında büyük yara almış gibi görünüyor.

Kariyerinde çok da önemli yerlere gelememiş, gençlikten orta yaşa doğru yol alan sıradan bir avukatın çok önemli bir davayla yaptığı atılım sonucu ulaştığı devasa başarı hikayelerine her izleyici aşinadır. Bu tutum yalnızca hukuk alanında geçerli değil elbette, sıradan bir erkeğin hayatında aniden yakaladığı başarı ve değişen hayat teması birçok filme konu olmuştur. Hatta abartarak, kahramanın çıktığı bu başarı yolculuğu hikayesine Yüzüklerin Efendisi serisini de dahil edebiliriz.  Klasik anlatı sinemasında izleyiciden biri gibi görünen “sıradan insan” (bir hobit dahi olsa, bu noktada söz konusu olan insani değerler ve yaklaşımlar) filmin sonunda aniden büyük başarılara gark olur, bu söylem de izleyiciye umut aşılar ve izleyici, bir gün hiper zengin olabileceğine ya da kendisini tutkulu bir aşkın ortasında bulabileceğine inandırılır. Bu noktada Hesaplaşma benzerlerinden ayrılıyor. Ana karakterin içinde bulunduğu koşullardan kendisini kurtartmak için attığı büyük adım, aslında bir uçuruma denk geliyor ve kahramanın yolculuğu bu kez yukarılara uçmaktan ziyade dibe yuvarlanmak tabirine uyuyor.

Ben Cahill (Josh Duhamel) kazandığı davalar olsa da bunları çeşitli hilelerle kazanan bir avukat temsili. Karısı Charlotte Cahill (Alice Eve) ile arasında bir problem olduğu aşikar olan Ben, ansızın eski sevgilisi Emily Hynes’ın (Malin Akerman) yolladığı mesajla sarsılır ve ikili buluşmaya karar verir. Hesaplaşma’nın bu noktasında en çok vurgulanan durumu, Emily’nin daha önceden intihar etmiş olması, Ben’in kurtulamayacağı bir durumun içine Emily tarafından çekileceğinin habercisidir. Emily büyük bir ilaç şirketinin sahibi olan Arthur Denning’in sevgilisidir ve Denning tarafından, onu terk etmemesi adına tehdit edilmektedir. Ancak şirketin gizli mail ve dosyalarına erişebilen Emily bu dosyaları Ben’in açacağı davada kullanmasını teklif eder. Ben, böylece kariyerinin en parlak davasına başlama noktasına gelmiştir.

Hesaplaşma: Femme Fatale Kadın İmgesi

Gerisi tam bir gizem ağıyla örülmeye çalışılan ancak başarılı olamayan film, özetle yalnızca başarılı olmak isteyen bir erkeğin tüm dünya tarafından nasıl aldatılabileceğinin inandırıcı olmayan bir hikayesi olarak değerlendirilebilir. Karısına duyduğu sadakat sebebiyle Emily  ile birlikte olmayan Ben –film tarafından Emily’ye karşı koymanın zorluğu da vurgulanır-  yalnızca başarılı olmak gibi naif duygularla hareket ederken etrafındaki herkesin kötülüğü onu bertaraf eder. Orta yaşlı ve hayatında bir şey elde edemeyen bir erkeğin kendini aklama hikayesinden öteye gidemeyecek olan film, yaratmaya çalıştığı femme fatale karakterlerle de sınıfta kalmıştır. Zeki, güzel, çekici ve erkekler için tehlike arzeden kadın karakterin ortadan kaldırılmasına şaşırmadığımız film, bunun gibi kodları kendi içerisinde fazlasıyla kullanmış denilebilir. Hiçbir kadın ajan yoktur ki uçlara itilmesin, kadın bir dedektif/ajan ya lateksler içerisinde aşırı dişidir ya da işinde iyi olması erkeksi tavırlarına bağlıdır.

Tüm bunların yanı sıra Al Pacino ve Anthony Hopkins’in bir araya gelişi, devleri bir arada izlemek için mükemmel bir fırsat gibi görünse de iki oyuncu da filmi kurtarmaya yetmemiş. Shintaro  Shimosawa’nın kötü bir iş çıkarmadığı ilk yönetmenlik denemesinde, şehrin vertical bina görüntüleri ile verdiği sıkışmışlık hissiyle karakterin duygu durumunu tanımlayabilmesi güzel bir ayrıntı olarak bir köşede durabilir.

Sonuç olarak, Hesaplaşma, şaşırtmaya çalışırken abartıya kaçan ve bu abartının hikayenin zaten inandırıcı olmayan kurgusuna eklenmesiyle izleyiciyi iyice gerçeklikten uzaklaştırdığı bir film olarak değerlendirilebilir. Al Pacino ve Hopkins’in dahi fazladan herhangi bir şey vadetmediği birçok açıdan vasat bir Hollywood filmi olarak değerlendirilebilir.

Al Pacino ve Anthony Hopkins’i ilk kez bir araya getiren film Hesaplaşma - Misconduct,  Shintaro  Shimosawa’nın  genellikle yapımcılık ve senaryo yazarlığı ile dolu olan kariyerinde yönettiği ilk film olarak göze çarpıyor. İçinde barındırdığı ilkler sebebiyle de ayrıca incelenebilecek olan film, maalesef beklenti ve gerçeklik çatışmasında büyük yara almış gibi görünüyor. Kariyerinde çok da önemli yerlere gelememiş, gençlikten orta yaşa doğru yol alan sıradan bir avukatın çok önemli bir davayla yaptığı atılım sonucu ulaştığı devasa başarı hikayelerine her izleyici aşinadır. Bu tutum yalnızca hukuk alanında geçerli değil elbette, sıradan bir erkeğin hayatında aniden yakaladığı başarı ve değişen hayat teması birçok filme konu olmuştur. Hatta abartarak, kahramanın çıktığı bu başarı yolculuğu hikayesine Yüzüklerin Efendisi serisini de dahil edebiliriz.  Klasik anlatı sinemasında izleyiciden biri gibi görünen “sıradan insan” (bir hobit dahi olsa, bu noktada söz konusu olan insani değerler ve yaklaşımlar) filmin sonunda aniden büyük başarılara gark olur, bu söylem de izleyiciye umut aşılar ve izleyici, bir gün hiper zengin olabileceğine ya da kendisini tutkulu bir aşkın ortasında bulabileceğine inandırılır. Bu noktada Hesaplaşma benzerlerinden ayrılıyor. Ana karakterin içinde bulunduğu koşullardan kendisini kurtartmak için attığı büyük adım, aslında bir uçuruma denk geliyor ve kahramanın yolculuğu bu kez yukarılara uçmaktan ziyade dibe yuvarlanmak tabirine uyuyor. Ben Cahill (Josh Duhamel) kazandığı davalar olsa da bunları çeşitli hilelerle kazanan bir avukat temsili. Karısı Charlotte Cahill (Alice Eve) ile arasında bir problem olduğu aşikar olan Ben, ansızın eski sevgilisi Emily Hynes’ın (Malin Akerman) yolladığı mesajla sarsılır ve ikili buluşmaya karar verir. Hesaplaşma'nın bu noktasında en çok vurgulanan durumu, Emily’nin daha önceden intihar etmiş olması, Ben’in kurtulamayacağı bir durumun içine Emily tarafından çekileceğinin habercisidir. Emily büyük bir ilaç şirketinin sahibi olan Arthur Denning’in sevgilisidir ve Denning tarafından, onu terk etmemesi adına tehdit edilmektedir. Ancak şirketin gizli mail ve dosyalarına erişebilen Emily bu dosyaları Ben’in açacağı davada kullanmasını teklif eder. Ben, böylece kariyerinin en parlak davasına başlama noktasına gelmiştir. Hesaplaşma: Femme Fatale Kadın İmgesi Gerisi tam bir gizem ağıyla örülmeye çalışılan ancak başarılı olamayan film, özetle yalnızca başarılı olmak isteyen bir erkeğin tüm dünya tarafından nasıl aldatılabileceğinin inandırıcı olmayan bir hikayesi olarak değerlendirilebilir. Karısına duyduğu sadakat sebebiyle Emily  ile birlikte olmayan Ben –film tarafından Emily'ye karşı koymanın zorluğu da vurgulanır-  yalnızca başarılı olmak gibi naif duygularla hareket ederken etrafındaki herkesin kötülüğü onu bertaraf eder. Orta yaşlı ve hayatında bir şey elde edemeyen bir erkeğin kendini aklama hikayesinden öteye gidemeyecek olan film, yaratmaya çalıştığı femme fatale karakterlerle de sınıfta kalmıştır. Zeki, güzel, çekici ve erkekler için tehlike arzeden kadın karakterin ortadan kaldırılmasına şaşırmadığımız film, bunun gibi kodları kendi içerisinde fazlasıyla kullanmış denilebilir. Hiçbir kadın ajan yoktur ki uçlara itilmesin, kadın bir dedektif/ajan ya lateksler içerisinde aşırı dişidir ya da işinde iyi olması erkeksi tavırlarına bağlıdır. Tüm bunların yanı sıra Al Pacino ve Anthony Hopkins’in bir araya gelişi, devleri bir arada izlemek için mükemmel bir fırsat gibi görünse de iki oyuncu da filmi kurtarmaya yetmemiş. Shintaro  Shimosawa'nın kötü bir iş çıkarmadığı ilk yönetmenlik denemesinde, şehrin vertical bina görüntüleri ile verdiği sıkışmışlık hissiyle karakterin duygu durumunu tanımlayabilmesi güzel bir ayrıntı olarak bir köşede…

Yazar Puanı

Puan - 45%

45%

Hesaplaşma, şaşırtmaya çalışırken abartıya kaçan ve bu abartının hikayenin zaten inandırıcı olmayan kurgusuna eklenmesiyle izleyiciyi iyice gerçeklikten uzaklaştırdığı bir film olarak göze çarpıyor. Al Pacino ve Hopkins’in dahi fazladan herhangi bir şey vadetmediği birçok açıdan vasat bir Hollywood filmi olarak değerlendirilebilir.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
45
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi