İngiliz filozof Thomas Hill Green tarafından negatif ve pozitif olarak ikiye ayrılan Hayek’in özgürlük teorisine göre; negatif özgürlük bireyin otorite tarafından özgür bırakıldığı bir durumken pozitif özgürlük bizzat otorite tarafından bireyin özgürleştirilmesidir. Şayet izlediğimiz filmde özgürlük kavramı üzerinden bir söyleme gidiliyorsa bunun hangi özgürlük türüne ithafta bulunduğunu belirlemek hikayenin alt metnini kavramak açısından önemli olacaktır.

X-Men: The Last Stand ve Red Dragon gibi yapımların da yönetmenliğini üstlenmiş olan Brett Ratner’ın bu hafta vizyona girecek olan son filmi Herkül: Özgürlük Savaşçısı (Hercules) kahramanlık ve özgürlük kavramları üzerine inşa edilen hikaye örgüsüyle tam da bahsettiğimiz analize uygun bir yapım.

Yunan mitolojisinde Zeus’un oğlu olan Herkül’ün (Herakles) Atina kralının ona verdiği 12 görevi tamamladıktan sonra yaşanan olaylara odaklanan film Herkül ve arkadaşlarının Trakya’da üstlendiği yeni görevle birlikte girdiği savaşları anlatırken bir yandan da mitolojideki yan hikayeleri flashback olarak sunuyor.

Özellikle mitolojideki hikayelere odaklanıldığı ilk bölüm bana kalırsa filmin ayakta kalabilen tek bölümü. Çünkü burada bir çok ufak ve oldukça detaylı hikayeler arasında hızlı bir seyir yapılırken, öngürülemezliğin getirdiği avantajla mizaha yüklenerek epik aksiyon filmlerinin çok dışında bir tablo çiziyor ki oldukça başarılı. Fakat ne zaman ki artık başı sonu belli bir hikaye anlatma niyetine giriliyor işte oradan sonra her bir saniyesi tahmin edilebilecek derecede klişelere gömülen bir bölüm ortaya çıkıyor. Bu açıdan filmi genel olarak değerlendirdiğimizde ikinci bölümün ağırlıkta olması maalesef filmin başarısızlığındaki temel etken.

Son dönem Hollywood filmlerinde izleyici kitlesinin çoğunluğunu oluşturan youngadultun da etkisiyle revaçta olan, inandığınız takdirde aslında hepiniz kahramansınız söylemini temel alan filmde yan anlam olarak da özgürlükleri için savaşan halk tam da alt metindeki anlama uygun olarak birilerinin boyundurluğunda bu savaşı sürdürüyor. Çünkü film özgürlüğe pozitif açıdan bakıyor. Başlarındaki kralı kovan halkın başına onları özgürleştirecek olan Herkül geliyor ve nihayete ulaşıyorlar. Tüm insanlık adına böylesine evrensel bir anlam taşıyan özgürlüğe tam anlamıyla totaliter bir bakış açısıyla yaklaşılması filmi eksiksiz bir propaganda aracı haline getirmiş açıkçası. Aslında bu, ilk aşamada film için olumsuz bir durum değil. Bu açıdan Sovyet propaganda filmleriyle arasında sıkı bir bağ kurulabilir tabii bir şey dışında. Herkül: Özgürlük Savaşçısı’ında, içinde barındırdığı propagandayı aşan bir sinematografik ya da sanatsal anlatı yok. Haliyle şu an yıllar önceki Sovyet filmlerini hayranlıkla izlerken bu filmi iki sene sonra hatırlamayacağız bile.

Sonu çok kötü bir yere bağlansa da baştaki kahramanlık kavramına getirdiği farklı bakış ve nispeten ilgi çekmeyi başaran yan karakterler dışında elle tutulur hiçbir şey veremeyen film, önemli konular üzerine söylediği yüzeysel ve dikte edici bilgi kırıntılarıyla maalesef alacağınız zevki minimuma kendi elleriyle indirerek adını son dönemin başarısız yapımları arasına yazdırıyor.

İngiliz filozof Thomas Hill Green tarafından negatif ve pozitif olarak ikiye ayrılan Hayek’in özgürlük teorisine göre; negatif özgürlük bireyin otorite tarafından özgür bırakıldığı bir durumken pozitif özgürlük bizzat otorite tarafından bireyin özgürleştirilmesidir. Şayet izlediğimiz filmde özgürlük kavramı üzerinden bir söyleme gidiliyorsa bunun hangi özgürlük türüne ithafta bulunduğunu belirlemek hikayenin alt metnini kavramak açısından önemli olacaktır. X-Men: The Last Stand ve Red Dragon gibi yapımların da yönetmenliğini üstlenmiş olan Brett Ratner’ın bu hafta vizyona girecek olan son filmi Herkül: Özgürlük Savaşçısı (Hercules) kahramanlık ve özgürlük kavramları üzerine inşa edilen hikaye örgüsüyle tam da bahsettiğimiz analize uygun bir yapım. Yunan mitolojisinde Zeus’un oğlu olan Herkül’ün (Herakles) Atina kralının ona verdiği 12 görevi tamamladıktan sonra yaşanan olaylara odaklanan film Herkül ve arkadaşlarının Trakya’da üstlendiği yeni görevle birlikte girdiği savaşları anlatırken bir yandan da mitolojideki yan hikayeleri flashback olarak sunuyor. Özellikle mitolojideki hikayelere odaklanıldığı ilk bölüm bana kalırsa filmin ayakta kalabilen tek bölümü. Çünkü burada bir çok ufak ve oldukça detaylı hikayeler arasında hızlı bir seyir yapılırken, öngürülemezliğin getirdiği avantajla mizaha yüklenerek epik aksiyon filmlerinin çok dışında bir tablo çiziyor ki oldukça başarılı. Fakat ne zaman ki artık başı sonu belli bir hikaye anlatma niyetine giriliyor işte oradan sonra her bir saniyesi tahmin edilebilecek derecede klişelere gömülen bir bölüm ortaya çıkıyor. Bu açıdan filmi genel olarak değerlendirdiğimizde ikinci bölümün ağırlıkta olması maalesef filmin başarısızlığındaki temel etken. Son dönem Hollywood filmlerinde izleyici kitlesinin çoğunluğunu oluşturan youngadultun da etkisiyle revaçta olan, inandığınız takdirde aslında hepiniz kahramansınız söylemini temel alan filmde yan anlam olarak da özgürlükleri için savaşan halk tam da alt metindeki anlama uygun olarak birilerinin boyundurluğunda bu savaşı sürdürüyor. Çünkü film özgürlüğe pozitif açıdan bakıyor. Başlarındaki kralı kovan halkın başına onları özgürleştirecek olan Herkül geliyor ve nihayete ulaşıyorlar. Tüm insanlık adına böylesine evrensel bir anlam taşıyan özgürlüğe tam anlamıyla totaliter bir bakış açısıyla yaklaşılması filmi eksiksiz bir propaganda aracı haline getirmiş açıkçası. Aslında bu, ilk aşamada film için olumsuz bir durum değil. Bu açıdan Sovyet propaganda filmleriyle arasında sıkı bir bağ kurulabilir tabii bir şey dışında. Herkül: Özgürlük Savaşçısı’ında, içinde barındırdığı propagandayı aşan bir sinematografik ya da sanatsal anlatı yok. Haliyle şu an yıllar önceki Sovyet filmlerini hayranlıkla izlerken bu filmi iki sene sonra hatırlamayacağız bile. Sonu çok kötü bir yere bağlansa da baştaki kahramanlık kavramına getirdiği farklı bakış ve nispeten ilgi çekmeyi başaran yan karakterler dışında elle tutulur hiçbir şey veremeyen film, önemli konular üzerine söylediği yüzeysel ve dikte edici bilgi kırıntılarıyla maalesef alacağınız zevki minimuma kendi elleriyle indirerek adını son dönemin başarısız yapımları arasına yazdırıyor.
Puan - 41 / 100

4.1

Sonu çok kötü bir yere bağlansa da baştaki kahramanlık kavramına getirdiği farklı bakış ve nispeten ilgi çekmeyi başaran yan karakterler dışında elle tutulur hiçbir şey veremeyen bir film.

Kullanıcı Puanları: 4.1 ( 1 votes)
4
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi