Ryûhei Kitamura deyince akla ilk gelen yönetmenin birkaç yıl önce A.B.D’ye açıldığı filmi Dehşet Treni (The Midnight Meat Train) oluyor. Sıra dışı konusu, korku-gerilim türü hayranlarının bir kısmını memnun ederken, bir kısmı tarafındansa ağır eleştiriler almıştı. Fakat, ne olursa olsun yönetmenin gelecekte çekeceği filmler adına ümit veriyordu. 32. İstanbul Film Festivali’nin “Gece Yarısı Çılgınlığı” kapsamında izleme şansı bulduğumuz yönetmenin son filmi Herkes Ölecek (No One Lives) korku-gerilim filmi sevenler için hoş bir seyirlik olsa da daha fazlasını veremiyor.

Birşey veya birilerinden kaçmaya çalışan bir kızın, çabasının sonuçsuz kalmasıyla açılıyor film. Açılış sahnesinin ardından kızın kaçırıldığı aklımıza yer ediyor, ancak konu bir anda başka bir atmosfere doğru yön değiştiriyor ve bir evi soymaya çalışan ancak bu hırsızlık sırasında ev sahibini ve ailesini öldüren yerel bir çetenin dünyasına geçiyor. Soygunda başarılı olamayan çete üyelerinden biri başarısızlığını gizlemek için iki turisti gözüne kestiriyor ve paralarını çalmak için işkence yapmaya karar veriyor. Bu dakikadan sonra da suçlular ve masumlar yer değiştiriyor, kovalamaca tam tersine dönüyor.

no-one-lives04

İlk başta söylediğim gibi Herkes Ölecek, gerilim düzeyini tadında bırakması sebebiyle seyircinin güzel zaman geçirmesini sağlayabilecek bir film. Bana göre filmin en büyük artısı seyirciyi ürkütmek ya da gerilim yaratmak için basit ses oyunlarına kaçmaması oldu. Etrafa saçılan kanlar, parçalara ayrılmış bedenler hatta iç organları tamamen dışarı saçılmış cesetler olmasına rağmen, bu durum seyirciyi rahatsız etmiyor, aksine gerilim filmi sevenleri memnun edecek seviyede ilerliyor. Kısacası yönetmen film boyunca fonda çalan müziğin sesini artırarak seyircinin boş yere gerilmesine sebep olmuyor. Seyirci filme kendini kaptırıyor ve gerilimin düzeyi her geçen sahne bir basamak yükseliyor. Filmin bir diğer artısıysa başrol oyuncuları Luke Evans ve Adelaide Clemens’in başarılı performansı.

Tüm bu bahsettiğim detaylar filmi vasat olmaktan kurtarıyor ama bu film için daha fazla olumlu görüş dile getirmemize yetmiyor. Yönetmen suçlularla masumların yer değişmesi fikrini iyi kotarmış. Ancak senaryonun bazı açıkları, cevap bulamadığımız sorular sormamıza sebep oluyor. Film, sonlara doğru bu soruları flashbacklerle cevaplamaya çalışsa da pek tatmin etmiyor.

Yönetmenin benzer türdeki bir önceki filmi Dehşet Treni’nin son sahnesiyle bir felakete dönüştüğünü düşünecek olursak, Herkes Ölecek böylesine büyük bir hayal kırıklığıyla sonlanmıyor. Ancak Kitamura’nın konuyu yine nereye vardıracağını tam olarak bilememesi, filmin türdeşleri arasından sıyrılma şansını da elinin tersiyle itmesine sebep oluyor.

İyi seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi