Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Woody Allen adını dahi görmeden filmin ona ait olduğunu anlayan, Allen hayranlarından mısınız? İzlemediğim Woody Allen filmi kalmadı, aynı filmlerini de tekrar tekrar izlemekten sıkıldım; ama biraz komik biraz melankolik Allen karakterleri olmadan da yapamıyorum mu diyorsunuz? Tam size göre, alternatif filmler listesi hazırladık…

Diyalogları ve referanslarıyla işlediği kadın-erkek ilişkilerini, nevrotik karakterlerini, vazgeçemediği New York’u ve seyahate çıktığı Avrupa şehirlerini sevdiğimiz Allen, filmografisini bu motiflerle süsler ve bize büyüleyici bir atmosfer sunar. Mizahi dili ve özgün hikayeleriyle sinemanın önemli isimlerinden biri olan Woody Allen’dan vazgeçmek elbet çok kolay değil ancak onun filmografisini andıran filmlere de göz kırpmamak elde değil. Eğer siz de Allen filmlerinden vazgeçemiyorsanız, aşağıdaki filmlere bir göz atın!

Woody Allen Filmleri Tadında 16 Film Önerisi!

Stranger Than Paradise – 1984

stranger-than-paradise-filmloverss

Birbirine son derece yabancı ve bir o kadar da farklı iki kuzenin bir araya gelmesi ile aralarında büyüyen nefret ve uzaklaşma hissinin hikayesi olarak karşımıza çıkan Stranger Than Paradise, sıra dışı yönetmen Jim Jarmusch’un Jim Jarmusch’un, sinemasal dehasını tüm dünyaya gösterdiği bir ilk filmi. Bireyler arası yabancılaşmanın Jim Jarmusch’un diliyle sunulan en önemli örneklerinden olan Stranger Than Paradise, bağımsızı sinemanın öncülerinden kabul ediliyor. Film, her ne kadar Batı toplumlarına ait bir sorunu merkezine alıyormuş gibi görünse de evrensel duruşunu da kaybetmez.

Metropolition –  1990

metropolitian-filmloverss

Bir grup üst sınıf Manhattan gencinin neşeli geçen sosyeteye tanıtılma gecesinde tuhaf bir yabancı geceye katılır… İyi eğitim görmüş, birinci sınıf olarak nitelendirilen New York’lu gençlerin hayat hikayesine odaklanan Metropolitan, Whit Stillman’ın ilk uzun metraj filmidir. Akademi tarafından En İyi Orijinal Senaryo ödülüne aday gösterilen film, Stillman’ın üçlemesinin de ilk filmi olarak görülür. Filmi 1994 yapımı Barcelona ve 1998 yapımı The Last Days of Disco takip eder.

Singles – 1992

singles-filmloverss

Cameron Crowe’un ilk filmlerinden olan Singles, hayatlarının büyük çoğunluğunda aynı apartmanda yaşayan, yirmili yaşlardaki altı Seattle’lı gencin hikayesini anlatıyor. Bu gençlerin arkadaşlık ve aşk ilişkilerinin yanı sıra, Grunge’ın altın çağında yaşama uyum sağlama çabalarını da konu alan Singles, başrolüne aslında Seattle ile Grunge müziğini alıyor. Eddie Vedder, Stone Gossard, Chris Cornell gibi isimlerin de yer aldığı film, ayrıca muazzam bir soundtrack albümüne sahiptir.

Reality Bites – 1994

reality-bites-filmloverss

Gelecek için kurulan hayaller, toplum tarafından belirlenen kalıplar ve gerçek hayatın bize sundukları… Ben Stiller’ın ilk yönetmenlik denemesi olan Reality Bites, hikayenin arka planında ele aldığı dönemin siyasi, toplumsal sorunlarıyla; her biri farklı karakterlere sahip Lelaine, Troy, Vickie ve Sammy’nin ideallerini ve yaşantısını harmanlar. Bu sentez sayesinde biz de Reality Bites’ı diğer türevlerinden farklı bir yere koyarız. Ethan Hawke, Winona Ryder, Ben Stiller, Steve Zahn ve Janeane Garofalo’nun oyuncu kadrosunda yer alan film, akıllara yer eden diyalogları ve müzikleriyle adeta 90’lara olan özlemi dindirir. Tek hayali belgeselci olmak olan Lelaine, bir türlü iş hayatında dikiş tutturamayan Troy, tezgahtar olarak başladığı mağazada yöneticiliğe yükselen Vickie ile eşçinsel olduğunu ailesine bir türlü açıklayamayan Sammy dört yakın arkadaştır. Biz de bu dörtlünün hayatın onlara sundukları ve gelecek hayalleri arasında kalışını izleriz. 

The ‘Before’ Trilogy – (1995-2004-2013)

before-sunset-filmloverss

Celine ile Jesse’in hikayesi Viyana’da başlıyor. Olağandışı gördüğümüz ama hep bir gün gerçekleşeceğine dair umudumuzun tükenmediği masalsı bir aşk… Viyana’da bir tren yolculuğunda bir alman çiftin tartışmasının ardından tanışan; Amerikalı Jesse ile Fransız Celine, gün doğana kadar Viyana sokaklarını karış karış gezen ikili, susmak bilmeden konuşmalarıyla karşılar bizi. Sonrasında Paris’e ve Yunanistan’a birlikte gideceğimiz ikili, ilişkiler, aşk, hayat gibi pek çok konu üzerine yaptıkları sohbetlerle bizleri kalbimizden vurur. Aşkın zamansızlığını, kavram olarak tanımlaması güç olan ‘zaman’da uyguladığı sihirle bizlerle buluşturan Richard Linklater’ın dokuz arayla çektiği Before Serisi (Before Sunrise – Before Sunset – Before Midnight) ile bizleri tanıştırır.

High Fidelity – 2000

high-fidelity-filmloverss

Chicago’nun arka sokaklarında batmak üzere olan bir müzik marketinin sahibi olan Rob Gordon, rock müzik delisi Barry ile sessiz sedasız Dick ile birlikte modası geçmiş yöntemlerle albüm satmaya çalışmaktadır. Ancak, otuzlu yaşlarında olan Rob’un hayatını batıran bir tek işi değildir. Uzatmalı sevgilisi Laura tarafından da terk edilen Rob, bu kez başarısızlıkla sonuçlanan geçmiş ilişkilerini gözden geçirmeye başlar. Filmde, Rob Gordon’a John Cusack hayat vermektedir.

The Royal Tenenbaums – 2001

the-royal-tenenbaums-filmloverss

Filmlerinde kullandığı renklerle, kamera açılarıyla sinema dünyasına farklı bir imza atan Wes Anderson, kahkahalar attırmasa da izleyenlerin suratından gülümsemeyi eksik ettirmediği filmi The Royal Tenenbaums’ta üç çocuklu Tenenbaum ailesini konu alır. İronik ve absürt bir komedi anlayışıyla işlenen, Tenenbaum ailesi ve sıra dışı hikayesi. Salt bir komedinin ötesinde trajikomik bir hikaye sunan The Royal Tenenbaums, Anderson imzasının en çok hissedildiği filmdir.

L’auberge Espagnole – 2002

l-auberge-espagnole-filmloverss

L’auberge Espagnole, hayatın neler getireceğini ve kendisinin gerçekte ne istediğini sorgulayan, tipik bir üniversite öğrencisi Xavier’ın, sorularına cevap bulmak, kendisini tanımak için bir değişim programıyla Barcelona’ya gitmesiyle başlar. Xavier’ın iç yolculuğunun anlatıldığı bir üçlemenin ilk filmi olan L’auberge Espagnole, başrollerden biri olarak Avrupa’nın en renkli şehri Barcelona’yı seçiyor. Geleceğini şekillendirmesine sebep olan kararlar alan Xavier için bu şehir sıradan bir ülke parçası değil, bir yuva, Xavier’ın St. Petersburg ile New York’ta devam edecek hayatının başlangıcıdır. Senaristliğini ve yönetmenliğini Cedric Klapisch’in üstlendiği filmde, Romain Duris ile Audrey Tautou’nun yanı sıra Kelly Reilly, Cecile De France, Barnaby Metschurat, Christian Pagh, Christina Brondo gibi isimler yer almakta.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi