Sinemada pek çok başarılı ve sevilen oyuncunun rol aldıkları yapımların neredeyse her birinde birbirine benzer ya da yakın karakterlere hayat verdiklerini söylemek çok da yanlış olmayacaktır. Morgan Freeman, Samuel L. Jackson, Helena Bonham Carter gibi sevdiğimiz birçok usta oyuncunun filmografisini incelediğinizde de fark edeceğiniz gibi canlandırdıkları karakterler birbirine benzer nitelik taşımaktadır. Belki duruşları belki tavırları belki de mizaçlarıyla seyircinin o oyuncuyu aynı karakter içinde görmeye aşina olması bu durumun sıklığını da arttırıyor diyebiliriz. Bu doğrultuda, neredeyse her filminde aynı tip karaktere hayat veren oyuncuları ve filmleri listeledik.

Her Filmde Benzer Karakterlere Hayat Veren 10 Oyuncu

Adam Sandler

adam-sandler-filmloverss

Billy Madison, Happy Gilmore, The Waterboy, 50 First Dates dendiğinde akla gelen karakter portresi birebir Adam Sandler ile uyuşuyor bunca zaman sonra bile. Birbirine oldukça benzeyen bu yapımlar bir şekilde güldürmeyi ve eğlendirmeyi başarsa da Sandler’ın içine düştüğü bir kısır döngünün de habercisi olmaktan kurtulamayacaktır. Nitekim Reign Over Me ve Punch-Drunk Love’ın dışında Adam Sandler’ın büründüğü karakterler neredeyse hiç şaşmıyor ve ünlü oyuncu ya bir düğün şarkıcısı, ya uçarı bir baba ya da bir milyoner olarak çıkıyor karşımıza. Sandler belki de bu yüzden tükenmiş ve yorgun düşmüş bir komedyene dönüşüyordur Funny People’da, sanki içindeki komedyeni bastırırmışcasına.

Samuel L. Jackson

samuel-l-jackson-2-filmloverss

Samuel L. Jackson ismini duyduğumuzda, yer aldığı herhangi bir filmde herhangi bir karaktere kızgın olmadığını düşünmek oldukça zor. Dahası ünlü oyuncunun yer almadığı bir filmi hayal etmek daha da zor. Zira Pulp Fiction’dan Marvel sinematik evrenine, Jackie Brown’dan Die Hard with a Vengeance’a kadar pek çok yapımın -haklarında hiçbir şey bilmesek bile- Jackson’ın hayat vereceği bir karakterin etrafında döneceğinden eminiz hiç kuşkusuz. Jackson’ın komik ve cana yakın tavırları belki de her yıl en az birkaç filmde yer alması ve elbette ki intikam duygusuyla perçinlediği karakterinin tüm öfkesini dışa vurması için yeterli bir sebeptir.

Liam Neeson

liam-neeson-filmloverss

Liam Neeson’ın her daim huysuz ve agresif bir karakterle beyazperdede yer aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Gelgelelim; Unknown, The Grey, Non-Stop, A Walk Among the Tombstones, Run All Night filmleri eşliğinde Neeson’ın herkes tarafından kabul gören bu kimliğinin çıkış noktasının aslında Taken üçlemesi olduğu su götürmez bir gerçek. Öyle ki, Neeson’ın üzerine yapışan bu etiket, her seferinde kendine has marifetleriyle ve en önemli yeteneği olan öldürme eylemiyle aksiyon filmlerinin aranan yüzü haline gelmesine vesile oldu diyebiliriz. Hatta Neeson’a biçilen roller o kadar sabit ki ister istemez filmin olay örgüsünde ailesine düşkün olan bu karakterin aile üyelerinden biriyle tehdit edileceğini gözü kapalı söyleyebiliyoruz. Hiçbiri olmazsa Neeson’ın emekliye yeni ayrılmış bir polis olmasına, yaşadığı alkol problemi yüzünden işini kaybetmesine ve intiharın eşiğine sürüklenmesine alışkınız. Kısacası bir kaçırma olayı, cinayet veya terrörist saldırısı varsa Liam Neeson orada diyebiliriz.

Keira Knightley

keira-kightley-filmloverss

Hollywood’un su götürmez gerçekleri varsa, bunların başında dönem filmlerinin saltanatını süren Keira Knightley gelir hiç kuşkusuz. Kaldı ki Knightley’nin filmografisi de -Love, Actually veya Pirates of the Caribbean serisinin dışında- başarılı oyuncunun kariyerinin dönem dramalarının egemenliği altında olduğunu gösteriyor. Öyleyse, klasik edebiyat uyarlamalarının aranan yüzü Knightley’nin zamanda yolculuk yapan en başarılı oyunculardan biri olduğunu gerçeğini de göz ardı edemeyiz; özellikle başrolde yer aldığı King Arthur’dan Pride & Prejudice’a, Atonement’tan The Duchess’e, A Dangerous Method’dan Anna Karenina’ya kadar pek çok dönem filmini düşününce.

Michael Cera

michael-cera-filmloverss

“Zeki olmasının yanında tuhaf ama bir o kadar da sevecen” bir karakter arıyosanız başvuracağınız ilk isim kuvvetle muhtemel Michael Cera olacaktır. Arrested Development’taki George Michael Bluth rolü ile yıldızı parlayan Cera, Superbad, Juno, Nick and Norah’s Infinite Playlist ve Year One filmlerindeki performanslarıyla bu çıkışını devam ettirdi, elbette ki benzer karakter tiplemeleriyle. Ancak bu durum, hem Cera’nın kendini bulmasına engel hem de oyuncunun hayranlarının bu rollerden sıkılmasına sebep oldu diyebiliriz. Bir başka deyişle, Cera’nın Arrested Development ile başlayan kariyeri dönüp dolaşıp yine aynı noktaya ulaşarak çemberini tamamlayacak gibi duruyor, eğer ki radikal kararlar almaz ise.

Hugh Grant

hugh-grant-filmloverss

Romantik komedilerin vazgeçilmezi Hugh Grant’in Julia Roberts, Julianne Moore, Renee Zellweger ve Sandra Bullock gibi isimlerle bir döneme damgasını vurduğu gerçeği yadsınamaz. Öyle ki, romantik bir İngiliz kimliğine ister istemez bürünen Grant’in özellikle Bridget Jones’ Diary’de hayat verdiği çapkınlıktan ödün vermeyen ama bir o kadar da çekici olan Daniel Clever karakteri ile pek çok hayranının gözdesi olmayı başardığı ortada. Nitekim Four Weddings and a Funeral, Nine Months, Notting Hill ve Love Actually filmleriyle bu durumu pekiştiren Grant’in zaman zaman bu halkanın dışına çıkmaya çalıştığını söylemek gerek. About a Boy’da canlandırdığı narsist ve bencil Will Freeman karakteri bir bakıma Grant’in, kariyerinin odağındaki romantik komedilerin verdiği gerginliği ve tutukluğu üzerinden atmasına vesile oldu diyebiliriz. Her şeye rağmen hayranlarının Hugh Grant’i, romantik komedilerin aranan İngiliz yüzü olarak kabul ettiği gerçeğini göz ardı edemiyoruz.

Morgan Freeman

morgan-freeman-filmloverss

Hollywood’un akıl hocası olarak kalplerimizi kazanan ve her daim koşulsuz güven sağlayan Morgan Freeman’ın da yılda birkaç filmde görmek mümkün, tıpkı Samuel L. Jackson gibi. Bu noktada performanslarıyla öne çıkan oyuncular bile zaman zaman üzerine yapışan rollerin kurbanı olurlar. Se7en’dan The Shawshank Redemption’a; Dark Knight üçlemesinden Million Dollar Baby’e kadar pek çok yapımda Freeman’ın insaniyetli, aklı başında ve her daim vicdanının sesini dinleyen dedektif, profesör ya da kocaman yürekli bir büyükbaba olarak görmek mümkün. Dahası, Freeman’ın Bruce Almighty’de tüm bilgeliğiyle beraber Tanrı olarak karşımıza çıkması da cabası. Her ne kadar bu durumdan zaman zaman sıkılsak da Morgan Freeman’ın hayatımıza dair hikayeler anlatmasını, paralel evren ve kuantum fiziği hakkında ufkumuzu genişletmesini, en önemlisi kulağımıza küpe yapacağımız nasihatlerde bulunmasını her daim istiyor ve diliyoruz gibiyiz.

Helena Bonham Carter

helena-bonham-carter-filmloverss

Son dönemlerde yer aldığı The King’s Speech’in dışında, Tim Burton’ın -Johnny Depp ile birlikte- hayatının merkezinde yer alan Helena Bonham Carter’ın sürekli olarak tuhaf ve kendine özgü karakterleri canlandırdığını söyleyebiliriz. Halihazırda Harry Potter serisindeki Bellatrix Lestrange ile Sweeney Todd’un kadın katili Mrs. Lovett’ı düşünmek bile bu durum için yeterince ikna edici diyebiliriz. Dahası Carter’ın Charlie and the Chocolate Factory, Harry Potter, Sweeney Todd, Alice in Wonderland, Dark Shadows’daki karakterlerine o kadar alıştık ki herhangi bir filmde abartılı makyajı, kostümleri, kabarık ve darmadağın saçları olmadan karşımıza çıkarsa tanıyabileceğimizden şüphe duyar olduk.

Jason Statham

jason-statham-filmloverss

Sürekli olarak duygularını belli etmeyecek bir şekilde ifadesiz ve donuk bir suratla, pis işlere bulaşmaktan çekinmeyen, filmlerin belalı başkahramanı dediğimiz zaman gözünüzün önünde Jason Statham’ın canlanmasından daha doğal bir şey olmasa gerek. Guy Ritchie imzalı Lock, Stoke, and Two Smoking Barrels ile Snatch filmlerinde elde ettiği bu kimlik, Transporter ve Crank serilerinde de Statham’ın saltanatını sürdürmeye devam etti. Bu yapımların neredeyse dörtte üçlük kısmında elinden silah düşmeyen, acılara dayanıklı ama duygularını kendi dahil herkese kapatan ve kötüleri küt diye alt etmesine yardımcı olan cesaretini bir saniyeliğine bile kaybetmeyen Statham’ı farklı bir projede, farklı bir karakterle görebilecek miyiz merak ediyoruz.

Jason Bateman

jason-bateman-filmloverss

Arrested Development’ın Jason Batman’ın kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu, Michael Bluth karakterinin de ünlü oyuncu ile özdeşleştiğini söylerken tereddüt bile etmiyoruz. Öyle ki, Bateman’ın sorumluluk sahibi, çok çalışmasına rağmen hak ettiği takdiri göremeyen, nevrotik bazen de ben merkezli bir karakterin dışına çıkamayacak hissine kapılıyoruz. Ancak The Switch, Identity Thief, This is Where I Leave You, Horrible Bossess gösteriyor ki  komedi yapımlarının aşırı duyusal ve ciddi karakteri için biçilmiş kaftan Jason Bateman. Öyle ki, yıllar geçmesine rağmen saç stili bile değişmeyen Bateman’ın kafası karışmış haldeki yüz ifadesini her daim görebilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi