Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

“Yaşamak şu anlama gelir: inanmak ve ümit etmek; yalan söylemek ve kendine yalan söylemek”

Cioran içinde olduğumuz çarkı böyle tanımlamayı tercih eder; söylesenize kaç kişi hayattan kaçar ya da onun için ağlar veya dans eder? Belli bir arayışın içine girmek mi yoksa kaçıp gitmek mi en kolay yoldur; aslında her ikisi de aynı sonuçla bağlanan iki başlangıç noktası olmadan öteye geçemez. Kendinde aradığın gerçeği bazen başka birinde bazen ise başka bir şehirde bulursun; bazen mistik bir gücün etkisi altında kalır bazen ise geçmişe doğru uzun bir yolculuğa çıkarsın… Çocukken aradığımız kahramanların aslında olmadığını fark ettiğimiz an büyümüşüzdür aslında, hayat bize eliyle bir pelerinli kahraman vermez. Hayat aslında hiç bir şeyi altın tepside sunmayacaktır. Çocukluktan koşar adım uzaklaşırken, içimize hapsettiğimiz çocuğun masalsı ve umut dolu yarınlarını düşlerimizle birleştirir ve esas gerçeği arayamaya koyuluruz. Kimi zaman sonunu getirdiğimiz bu arayış, bazı zamanlarda ise seni farkına bile varmadan çoktan hapsetmiştir bile… Kendimizi bu sorgulamaya dahil ettiğimiz an adıma attığımız edebiyat ve felsefe dünyası, beraberinde her zaman sinemayı getirir. Biz de bu kapıdan içeri girerek sizler için hayatın anlamını sorgulayan karakterleriyle bizim içine hapsolduğumuz arayışı anlatan filmleri sıraladık. Belki de bu arayışı sinemanın büyülü dünyasında sonlandırırız; kim bilir…

Hayatın Anlamını Sorgulayan Karakterleri Konu Alan 13 Film

Signs – 2002

signs-filmloverss

 

Bir arayış ve yolu bulmak için başvurduğumuz işaretler… Özellikle mistik olaylarda takip ettiğimiz bu işaretler, hayatı ve arayışta olduğumuz anlamları fark edebilmemiz için gereklidir. Eski bir rahip olan Graham Hess, çok sevdiği eşinin altı ay önce ölmesinin ardından biri erkek diğeri kız iki çocuğuyla Pennysylvania’daki çiftliğine yerleşerek çiftçilik yapmaya başlamıştır. Ailesini ayakta tutmak için büyük çaba sarf eden Graham’a destek olmak için çiftliğe küçük kardeşi Merrill de gelir ve onlarla birlikte yaşamaya başlar. Fakat Graham aksi yöndeki tüm çabasına rağmen eşini genç yaşta kaybettiği için Tanrı’ya olan inancını yitirmeye başlamış ve rahiplikten soğumuştur. Bu günlerden birinin sabahında uyanır ve çiftliğindeki tarlada yüzlerce metre çapında daireler olduğunu görür…

Babel – 2006

babel-filmloverss

Alejandro González Iñárritu’nun yönetmen koltuğunda oturduğu ve dört farklı aileyi bir düğümde buluşturan bir hikayeye sahip olan Babel; Iñárritu’nun yaptığı açıklamaya göre adını İncil’de yer alan yaradılış efsanesinden alır. İnsanın var oluş üzerine sürekli bir arayış içinde olduğunu anlamamızı sağlayan efsaneye göre; kendisini, her yönden gelişmiş ve ilerlemiş gören insan, göğün en yükseklerine ulaşma, Tanrı’yı görme, cennete varma arzusu ile birleşerek, ‘babil kulesi’ olarak adlandırılan. göğe doğru yükselen bir yapı inşa etmeye başlarlar. Bu kibirlerinden dolayı öfkelenen Tanrı ise bu insanları cezalandırmak için, aynı dili konuşabilme özelliklerini yok eder ve her birine ayrı bir lisan verir. Artık birbirleriyle iletişim sağlayamayan insanlar kule yapımını bırakmak zorunda kalacaklar ve anlaşamamazlık da zamanla sevgisizlik ve huzursuzluğu da beraberinde getirince dünyanın dört bir tarafına dağılmak zorunda kalacaklardır…

Into the Wild – 2007

into-the-wild-filmloverss

 

Tüm kartlarını yırtıp, yıllarca kurduğu kariyer temellerini yerle bir edip, sırtına taktığı çantasıyla yollara düşen ve tek amacının Alaska’ya gitmek olduğunu gördüğümüz Christopher McCandless’ın kurgusal olmayan hikayesinin anlatıldığı Into the Wild, Jon Krakuer’in  1996 yılında yayımladığı aynı adlı kitaptan uyarlanmış, yönetmenliğini ise oyuncu kimliğiyle de tanıdığımız Sean Penn üstlenmiştir. Tek başına yaptığı bu yolculukta birçok insanla tanışan, birçok grupla yaşayan ve yalnızlığın da gerçekte ne olduğunu keşfeden Christopher, Alaska’ya varana kadar geçen iki yıl boyunca özgürlüğünü kanıtlamış ve hayata karşı kazanmaya çalıştığı meydan okumayla aslında baş başa kalmıştır…

My Blueberry Nights – 2007

my-blueberry-nights-filmloverss

Wong Kar Wai’nin yönetmen koltuğunda oturduğu; oyuncu kadrosunda ise Norah Jones, Jude Law, Natalie Portman ve Rachel Weisz gibi isimlerin yer aldığı My Blueberyy Night; kalbi kırılan ve hayata karşı umudunu da kaybetmek üzere olan Elizabeth’in her şeyi geride bırakarak Amerika’da çıktığı yolculuğu anlatıyor. Sevgilisinden ayrıldığı ve oldukça mutsuz olduğu bir gece tanıştığı Jeremy ve onun sayesinde tattığı turta ile mutluluğa göz kırpan; ama yine de bir yerleri terk etmeden bazı şeylere ulaşamayacağını düşündüğü için bir yolculuğa çıkmaya karar veren Elizabeth’i bu yolculuğunda birçok farklı karakter ve bir o kadar da farklı olay bekler… Film aslında izleyiciyi kırgınlık ile yeni başlangıçlar arasındaki uzun mesafede dramatik bir yolculuğa çıkarıyor.

In Bruges – 2008

in-bruges-filmloverss

İrlandalı oyun yazarı Martin McDonagh tarafından senaryosu yazılmış ve yönetmenliği yapılmış olan; başrollerinde Colin Farrell, Ralph Fiennes, Brendan Gleeson ve Clémence Poésy’nin yer aldığı In Brugge; Londra’da olan bir ‘patron’ iki adamını bir işi halletmeleri için Brugge’a yollamasıyla gelişen olayları anlatır. Ray ve Ken birçok kişi için geçiş noktası olan ve gelinen-gidilen bir durak olan Brugge gelir ancak burası onlar için bir geçiş noktası olmayacaktır. İkilinin patronu işi halletmek için onlara haber vereceğini ve bu zamana kadar dikkat çekmemelerini söylese de bu yolculuk ikili için bütün sorunları üzerlerine çekmelerine sebep olur…

Biutiful – 2010

biutiful-filmloverss

Uxbal karakterinin gözünden bir dünya tasvirini gözler önüne seren Biutiful;  Barselona’nın yeraltı dünyasıyla bizleri buluşturur. Bu yeraltı dünyasında para kazanmak için yaptığı kötü şeylerle yaşayan ve bu yüzden başı her zaman belada olan Uxbal, aslında bir babadır ve çocukları için her şeyi yapmaya hazırdır.  Karşısına çıkan engellere, kötülüklere, hayatın onu sürüklediği karanlık dünyaya inat; bir baba olarak tüm bunların karşı tarafında durabilen ve bu tasvirin aksi bir resim çizen Uxbal, aslında hayatın bize sunduğu bir çok tanımı kendi üzerinde anlatmayı başarıyor. Baba olmayı, sevgiyi, pişmanlığı, sadakati ve ölümlülüğü…

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi