Karşımıza son olarak Marvel’in Avengers: Age of Ultron filmi ile çıkan Joss Whedon bugün 51 yaşına giriyor. Bu vesile ile hayatımıza birçok güzel karakteri katan bu başarılı yönetmenin çalışmalarına bir göz atalım istedik.

1964 yılında New York’ta dünyaya gelen Joss Whedon, şimdiye kadar birçok farklı projeyle izleyicilerin zihninde yer etti. Ancak birçoğumuz onu vampir avcısı Buffy Summers’ın maceralarının konu edildiği Buffy the Vampire Slayer dizisiyle tanıdı. Whedon; vampirlerle, şeytanlarla ve türlü türlü karanlık yaratıklarla mücadele eden Buffy’yi aslında korku filmlerinde sıkça yer alan “sarışın kız karanlık bir sokak arasına gider ve öldürülür” klişesini yıkmak için yaratmıştı. Ancak bu karakter zamanla o kadar sevildi ki, dizi hızla çok geniş bir hayran kitlesine kavuştu. Whedon’ın kadınlığın gücünden keyif alan, bunu sonuna kadar kullanan bir kadın karakter yaratma çabası böylece başarıya ulaşmış oldu. Hem yazıp hem yönettiği Buffy the Vampire Slayer sadece izleyicilerin ilgisini çekmekle kalmadı. Hem birçok ödüle layık görüldü, hem de Angel dizisinin doğmasına neden oldu. 1999’da ekrana gelmeye başlayan Angel, isminden de anlayacağımız gibi Buffy dizisinde tanıştığımız Angel karakterini merkezine alıyordu. Böylece kısaca Buffy Evreni olarak adlandırabileceğimiz bir dünya ortaya çıkmış oldu. Üstelik bu dünya, iki dizinin yayınları bittikten sonra da son bulmadı. Whedon’ın kaleme aldığı çizgi romanlarla birlikte Buffy Evreni’nin sıkı takipçileri için devam etti.

Tabii Joss Whedon deyince akla gelen bir başka proje Firefly (2002-03) ve onunla bağlantılı olan Serenity (2005). Kadrosunda Nathan Fillion, Gina Torres, Alan Tudyk, Morena Baccarin, Adam Baldwin gibi isimlerin yer aldığı Firefly, 2517 yılında geçiyor ve toplumun dışında kalmış olan bir uzay gemisi dolu insanın yaşamını konu ediyordu. Whedon’ın otoriter rejim karşıtlığını rahat bir şekilde dile getirdiği bu yapım, ilk sezonun düşük reytingler alması ardından FOX tarafından iptal edilmişti. Birçok eleştirmen tarafından o güne kadarki en iyi bilimkurgu dizisi olarak kabul edin Firefly’ın iptal edilmesi elbette pek hoş karşılanmadı. Whedon da bu karakterlere elveda demeye hazır hissetmemiş olmalı ki, Firefly’ı yine aynı ekibin hikayesinin anlatıldığı Serenity filmi izledi. Ünlü yönetmen Serenity filmini yazma sürecini hayatının en zorlu dilimlerinden birisi olarak tanımlıyor. Firefly dizisinin ikinci sezonu için düşündüğü hikayeleri, karakterleri yeniden sinema izleyicisine tanıtmaya çalışarak yazmak onu oldukça zorlamış. Ancak birçoklarına göre Whedon bu zorlu görevin altından başarıyla kalktı. Filmi de, Firefly ve Serenity arasında yaşananları anlatan mini bir çizgi roman serisi takip etti.

Ünlü yönetmen kendi yarattığı kahramanları anlattığı bir televizyon sürecinin yanında bir de Marvel’la birlikte çalışıp Astonishing X-Men, Runaways, Stan Lee Meets Spider-Man ve Giant-Size Astonishing X-Men gibi çizgi romanların yazarlığını yaptı. Neredeyse klasikleşen The Office’in iki bölümünde emeği geçti. Hatta zaman zaman çok yerilen ama başarılı cover çalışmalarına imza atan Glee’ye bile katkısı oldu. Ancak televizyona asıl geri dönüşü Dollhouse dizisiyle oldu. Whedon, 2009 yılında yarattığı bu diziyi “insanların başkalarına göstermek istemedikleri yönleriyle ilgili” sözleriyle tanımlamayı seçmişti. Dollhouse’la ilgili ilginç detay ise ilk sezonda reyting açısından pek başarılı olmayan dizinin FOX’tan ikinci sezon onayı alabilmesidir. Bu dönemde FOX yöneticileri durumu, “Eğer Joss Whedon’ın bir dizisini daha iptal etseydik ertesi gün hayranlarından 110 milyon e-mail alırdık.” sözleriyle özetlemişti. Firefly vakasından sonra haksız da sayılmazlar doğrusu.

Marvel’ın Büyülü Dünyası ve Joss Whedon

Dollhouse’un ardından Joss Whedon büyük dönüşünü ilk Avengers filmiyle yaptı. Daha önce Marvel’la çizgi roman yazarı olan çalışan Whedon, bu sefer daha önemli bir görevle geri dönüyordu. Üstelik bu haber hem Marvel yapımları sevenleri hem de Whedon hayranlarını heyecanlandırmayı başarmıştı. Avengers üyeleri o zamana kadar izleyicilerin karşısına hep tek başlarına yer aldıkları filmlerle çıkmıştı. Tüm bu kahramanları Marvel çizgi romanlarındaki gibi bir araya getirmenin zamanı gelmiş de geçiyordu bile. Whedon, bu filmde hem yazarlık hem de yönetmenlik görevini üstlendi. Film o kadar başarılı oldu ki, Kuzey Amerika’da en çok kazanç sağlayan üçüncü film olma unvanını ele geçirdi. Doğal olarak da devam filmlerinin arkası kesilmedi. Ancak ikinci Avengers filminden önce Whedon’ın aklında başka bir proje vardı: Agents of SHIELD. Dizi, yine Marvel çizgi romanlarını sevenlerin aşina olduğu, tehlike ve maceranın kıyısında yaşayan SHIELD ajanlarını konu ediyor. Tüm Marvel filmleriyle bağlantılı olan Agents of SHIELD, bir anlamda Marvel Evreni’nin televizyon ayağı olarak görev yapıyor. Marvel filmlerinde yaşanacak büyük meselelerle ilgili altyapı da yine Agents of SHIELD ile birlikte sağlanıyor.

Tabii Joss Whedon bü süreçte sadece Marvel için çalışmadı. Tüm bu yüksek bütçeli projelerinin arasında farklı bir şeyler yapmaya da zaman yarattı. William Shakespeare’in ünlü eserlerinden Much Ado About Nothing’i (Yok Yere Yaygara ya da Kuru Gürültü) modernleştirip siyah – beyaz çekerek yeniden ele aldı. Çekimleri 12 günde California’da tamamlanan film, Shakespeare’in ustaca kaleme aldığı yanlış anlamaları, pembe yalanlar eşliğinde hızla değişebilen fikirleri yeniden ekrana taşıyor. Her ne kadar günümüzün modern yapısıyla eserin dili birbiriyle örtüşmese de, Shakespeare’in insan doğasını keyifli bir hikaye çerçevesinde anlattığı bu eser Joss Whedon’ın perspektifinden izlemeye değer.

Günümüze geldiğimizdeyse Avengers: Age of Ultron sahne alıyor. İlk Avengers’tan daha büyük bir film yaratmaktansa, daha derinlere inen bir hikaye anlatmak isteyen Whedon, klasik bir çizgi roman serisi olan Age of Ultron’u beyaz perdeye uyarladı. Üstelik bu filme olan hazırlıkları Thor: The Dark World senaryosunda ufak değişiklikler yaparak, Captain America: The Winter Soldier’ın film sonu sahnesini yöneterek tamamlamıştı. Ancak Whedon her ne kadar tüm bu Marvel macerasından keyif alsa da, tüm bu karmaşaya bir daha göğüs geremeyeceği kanaatindeydi. Haziran 2015’te Marvel’la sözleşmesi son bulan Joss Whedon’ın bir sonraki projesinin ne olacağı merak ediliyor.

Hem televizyona hem de sinemaya izlenesi karakterler katmayı başaran, sarışın aptal kız klişesini alıp ortaya güçlü bir kadın kahraman çıkartabilen, otorite karşıtlığını, feminizmi, gücü ve güçsüzleşmeyi, cinselliği, yetişkinliği başarılı şekillerde ele alan Joss Whedon’ın doğum günü bir kez daha kutlu olsun!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi