Elizabeth Banks’i geleceği olmayan “Walk of Shame” ( Hayatımın En Kötü Gecesi ) komedisinde nefes almaya çalışırken izlemek, sağlık görevlilerinin suni teneffüs yapmasını izlemek gibi. Gerçekte o, filmin yönetmen ve yazarı Steven Brill’in “The Hangover” ve “After House“ filmlerinden karıştırdığı bu talihsiz komedide, gerçek kahkahayı ortaya çıkarmaya çalışan hırçın bir ev kedisi sadece. Seyirciye söylenecek hiçbir şey yok, Banks kesinlikle daha fazlasını hak ediyor.

“The 40-Year-Old Virgin”, “Role Models” ve “Slither” filmlerinde kendini ispatlayan Banks, içindeki gerçek canlılık ile birinci sınıf bir komedi yıldızı. Fakat Banks’in filmde böylesine batırması da daha fazla hayal kırıklığına sebebiyet veriyor haliyle. Kişisel ve profesyonel hayatı bir günde dumanların arasına karışan Los Angeles haber spikeri Megan Miles rolünü üstlenen aktristi suçlayamazsın. Nişanlısı tarafından terk edilmek ve umduğu iş pozisyonunu başkasına kaptırmak; Megan’ın iki BFF’i (Gillian Jacobs ve Sarah Wright Olsen) ile kızlar gecesi boyunca içerek efkar dağıtması ile sonuçlanıyor. Ve gece Meghan’ın, kendini ‘Postmodern romantik kurgu yazarı’ olarak adlandıran yakışıklı barmen Gordon’un (James Marsden) rahat kolları ile son buluyor.

Walk of Shame’in 90 dakikalık süresi boyunca, Elizabeth Banks’in karakteri pek çok sıfatla adlandırılıyor:

–        Striptizci

–        Fahişe

–        Uyuşturucu bağımlısı

–        Uyuşturucu satıcısı

–        Hırsız

–        Mutlu sonu verecek bir masöz

–        Cadı

Bu kadın düşmanlığı içeren ve acı verici esprilerle servis edilen film, konusunu tekrarlayarak devam ediyor. Fakat filmin sonlarına doğru Steven Brill, 180 derecelik bir dönüş yaparak bir konudan başka bir konuya geçmeye cesaret ediyor ve bir anda bizleri öfkeli feminist bir manifestonun içine atıyor. Mesaj oldukça net: “Sırf güzel bir sarışın dar, parlak elbisesi ve yüksek topukları ile Los Angeles sokaklarında dolaşıyor diye, bu ona zavallıca davranılmasını hak ettiği anlamına gelmiyor. Herkes kendinden utansın, sen de kendinden utanmalısın bayım.”

Tek gecelik ilişkiler, girl’s night out, kendini tekrarlayan hikaye, feminist manifesto… Ne yaparsa yapsın Steven Brill, o klasik romantik-komedi havasını yakalayamıyor. 90 dakikalık filmde gururla parlayan tek şey; Elizabeth Banks’in göz alıcı sarı elbisesi.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi