2014’te Clouds of Sils Maria ile filmografisinin başyapıtına imza atan Fransız yönetmen Olivier Assayas, geçen yıl Cannes’da kariyerinin en riskli ve tuhaf filmi olan Personal Shopper ile yarıştı. Cannes’daki ilk gösteriminde bazı seyirciler tarafından yuhalanan, ikinci gösteriminde ise dört dakika boyunca ayakta alkışlanan filmin bu konudaki ünü iyice yayıldı ve ya çok sevilen ya nefret edilen bir film haline geldi. Bugüne kadar Cannes’da L’Avventura, Twin Peaks, Under the Skin, Antichrist, The Neon Demon, The Tree of Life gibi başyapıtların ya da çok iyi filmlerin yuhalandığı hep konuşuldu. Bu filmlerin yapısına baktığımızda genel olarak izleyicinin somut cevaplar bekleyip bulamadığı, ilk izleyişte kafalarının karıştığı ve kıymetinin düşündükçe, okuma yaptıkça arttığı filmler olması öne çıkıyor. Bunlardan bazılarının yıllar sonra hakkı teslim edildi, bazıları ise o yıl jüri tarafından ödüllendirildi. Personal Shopper iki kategoriye de giriyor, zira Cannes’dan “en iyi yönetmen” ödülüyle dönmesi “bir film Cannes’da yuhalandıysa genelde çok iyi filmdir” düşüncesini yine getirerek bu konudaki beklentileri iyice artırdı. Çünkü Assayas’ın filmi daha önce yuhalanan filmler gibi somut cevaplar vermekten kaçınan, aradığımız cevapları nasıl aldığımızla ilgili bir film. Personal Shopper, Türkçe çevirisinde olduğu gibi hem görünürde hem de alt katmanlarında iki “hayalet hikayesi” anlatıyor. Filmin gözle görünen kısmında gerçekten bir hayalet var. Maureen (Kristen Stewart), kalp krizi geçirerek ölen ikiz kardeşinin yasını tutarken o ölmeden önce birbirlerine verdikleri sözü tutmak için çabalıyor. İçlerinden hangisi önce ölürse gittiği dünyadan bu dünyaya bir işaret gönderecek. Maurice’in ölen ikiz erkek kardeşi bir medyum ve kendisi de kardeşiyle aynı rahatsızlıklara sahip olduğundan paranormal algıları gelişmiş bir kişilik. Korkunun sinemadaki alt türleri her geçen gün arttığından ve bileştiğinden dolayı hayaletlerden korkmak artık çoğu kişinin çocukluğunda kalan bir form ve güncel etkisini yitirmiş durumda. Assayas’ın hayaletleri perdede resmetme ve korku ögesi olarak izleyiciyi tekrar inandırma konusundaki başarısı ise korku türünün özündeki fantastik varlıkları sanatsal bir forma kavuşturmasında yatıyor. Öyle ki, perdede cin, hayalet, şeytan, uzaylı gibi fantastik varlıkları ne zaman görsek –film ne kadar inandırıcı olursa olsun- onların bir görsel efektten ibaret olduğunun bilincinde oluruz. Bu tarz filmler görsel efektin korkunçluğu üzerinden izleyicinin zihnini ele geçirir. Personal Shopper’daki gerilimli atmosfer ise bu türde çok az rastladığımız bir realizm içeriyor, zira karşımızda çok basit bir hayalet efekti var ve karanlık perdede görünmekle görünmemek arasındaki o ince çizgide yarattığı tedirginlik sinemada yaşanan en tuhaf hislerden biri. Bunda Assayas’ın sürekli farklı türlerde film çekiyor olmasına rağmen kendi “Fransız sanat filmi” dokusunu her türde hissettirmesi yatıyor. Öyle ki, jenerikte adı yazmasa bile o filmin bir Assayas filmi olduğunu anlamak film hangi türde olursa olsun mümkün hale geliyor. Personal Shopper: Modanın Yeraltı Dünyasında Geçen Bir Hayalet Hikayesi Paris kuşkusuz parlak yüzeyleri, zengin tarihi ve modernist estetiğiyle bir hayalet hikayesi için ideal şehirlerden biri. Personal Shopper’daki gerçek hayaletin yanı sıra filmin diğer hayalet hikayesi de Paris’te ünlü bir modelin alışveriş danışmanlığını yapan Maureen üzerine kurulu. Maureen, oldukça meşgul model ile sadece sesli postalar ve notlar aracılığıyla iletişim kuruyor, onun adına her gün pahalı kıyafetler alıyor, modelin o kıyafetleri giydiğini ‘google’ aramasıyla görüyor, hiç yüze yüze gelmiyorlar; tıpkı bir hayalet gibi varlığını sürdürüyor. Akşamları ise kardeşinin hayaletinin…

Yazar Puanı

Puan - 82%

82%

Personal Shopper, materyalizmin ve spiritüalizmin ürkütücülüğünü tuhaf bir atmosferde karşı karşıya getiren, Assayas’ın riskli ve tavizsiz tercihleriyle benzersiz bir deneyim yaratan, Kristen Stewart’ın performansıyla güçlenen, çok tartışılan ve izleyenleri ikiye bölen türden bir hayalet hikayesi. 

Kullanıcı Puanları: 3.52 ( 6 votes)
82

2014’te Clouds of Sils Maria ile filmografisinin başyapıtına imza atan Fransız yönetmen Olivier Assayas, geçen yıl Cannes’da kariyerinin en riskli ve tuhaf filmi olan Personal Shopper ile yarıştı. Cannes’daki ilk gösteriminde bazı seyirciler tarafından yuhalanan, ikinci gösteriminde ise dört dakika boyunca ayakta alkışlanan filmin bu konudaki ünü iyice yayıldı ve ya çok sevilen ya nefret edilen bir film haline geldi. Bugüne kadar Cannes’da L’Avventura, Twin Peaks, Under the Skin, Antichrist, The Neon Demon, The Tree of Life gibi başyapıtların ya da çok iyi filmlerin yuhalandığı hep konuşuldu. Bu filmlerin yapısına baktığımızda genel olarak izleyicinin somut cevaplar bekleyip bulamadığı, ilk izleyişte kafalarının karıştığı ve kıymetinin düşündükçe, okuma yaptıkça arttığı filmler olması öne çıkıyor. Bunlardan bazılarının yıllar sonra hakkı teslim edildi, bazıları ise o yıl jüri tarafından ödüllendirildi. Personal Shopper iki kategoriye de giriyor, zira Cannes’dan “en iyi yönetmen” ödülüyle dönmesi “bir film Cannes’da yuhalandıysa genelde çok iyi filmdir” düşüncesini yine getirerek bu konudaki beklentileri iyice artırdı. Çünkü Assayas’ın filmi daha önce yuhalanan filmler gibi somut cevaplar vermekten kaçınan, aradığımız cevapları nasıl aldığımızla ilgili bir film.

Personal Shopper, Türkçe çevirisinde olduğu gibi hem görünürde hem de alt katmanlarında iki “hayalet hikayesi” anlatıyor. Filmin gözle görünen kısmında gerçekten bir hayalet var. Maureen (Kristen Stewart), kalp krizi geçirerek ölen ikiz kardeşinin yasını tutarken o ölmeden önce birbirlerine verdikleri sözü tutmak için çabalıyor. İçlerinden hangisi önce ölürse gittiği dünyadan bu dünyaya bir işaret gönderecek. Maurice’in ölen ikiz erkek kardeşi bir medyum ve kendisi de kardeşiyle aynı rahatsızlıklara sahip olduğundan paranormal algıları gelişmiş bir kişilik.

Korkunun sinemadaki alt türleri her geçen gün arttığından ve bileştiğinden dolayı hayaletlerden korkmak artık çoğu kişinin çocukluğunda kalan bir form ve güncel etkisini yitirmiş durumda. Assayas’ın hayaletleri perdede resmetme ve korku ögesi olarak izleyiciyi tekrar inandırma konusundaki başarısı ise korku türünün özündeki fantastik varlıkları sanatsal bir forma kavuşturmasında yatıyor. Öyle ki, perdede cin, hayalet, şeytan, uzaylı gibi fantastik varlıkları ne zaman görsek –film ne kadar inandırıcı olursa olsun- onların bir görsel efektten ibaret olduğunun bilincinde oluruz. Bu tarz filmler görsel efektin korkunçluğu üzerinden izleyicinin zihnini ele geçirir. Personal Shopper’daki gerilimli atmosfer ise bu türde çok az rastladığımız bir realizm içeriyor, zira karşımızda çok basit bir hayalet efekti var ve karanlık perdede görünmekle görünmemek arasındaki o ince çizgide yarattığı tedirginlik sinemada yaşanan en tuhaf hislerden biri. Bunda Assayas’ın sürekli farklı türlerde film çekiyor olmasına rağmen kendi “Fransız sanat filmi” dokusunu her türde hissettirmesi yatıyor. Öyle ki, jenerikte adı yazmasa bile o filmin bir Assayas filmi olduğunu anlamak film hangi türde olursa olsun mümkün hale geliyor.

Personal Shopper: Modanın Yeraltı Dünyasında Geçen Bir Hayalet Hikayesi

Paris kuşkusuz parlak yüzeyleri, zengin tarihi ve modernist estetiğiyle bir hayalet hikayesi için ideal şehirlerden biri. Personal Shopper’daki gerçek hayaletin yanı sıra filmin diğer hayalet hikayesi de Paris’te ünlü bir modelin alışveriş danışmanlığını yapan Maureen üzerine kurulu. Maureen, oldukça meşgul model ile sadece sesli postalar ve notlar aracılığıyla iletişim kuruyor, onun adına her gün pahalı kıyafetler alıyor, modelin o kıyafetleri giydiğini ‘google’ aramasıyla görüyor, hiç yüze yüze gelmiyorlar; tıpkı bir hayalet gibi varlığını sürdürüyor. Akşamları ise kardeşinin hayaletinin gelmesi için saatlerce bekliyor, Umman’da çalışan erkek arkadaşıyla görüntülü konuşma yapıyor, seçtiği kıyafetleri bile patronu yasakladığı için üzerinde denemiyor, aldığı en yakın iletişim şekilleri “temassızlık” olarak öne çıkıyor. Personal Shopper’ın kuşkusuz tür filmi olarak ürkütücü olmayı başardığı anlar var fakat Assayas öteki yandan esas ürkütücü olanın istenilen sonuca ulaşmak için iletişimi nasıl temassızlaştırdığımız, hissizleştirdiğimiz olduğunu yüzümüze vuruyor. Bu yüzden Maureen, gizemli ve bilinçli olarak uzun tutulmuş bir mesajlaşma ve alışverişlerin iç içe geçtiği sekansın ardından patronunun Paris’e dönmeyeceğini de fırsat bilerek cesaretleniyor ve hayatında riskler almaya başlıyor. Üzerinde denemesi kesinlikle yasak olan kıyafetlerden ilk olarak ayakkabıyı deniyor, patronunun derisine “temas” ederek tıpkı bir “hayalet” gibi iz bırakıyor.

Assayas, hem spiritüel hem de gerçek dünyada cevap arayan bir karakter üzerine detaylandırdığı senaryosunda iletişim kurmak için doğru araçlara sahip olmadığımızı, sadece bilgi alıp o bilgiyi istediğimiz gibi yorumladığımızı vurgulayarak materyalizmin ve spiritüalizmin ürkütücülüğünü karşı karşıya getiriyor. Bunu yaparken de Kristen Stewart’ın doğal, çıplaklık açısından cesur, kayıtsızlığıyla her daim acı içinde olduğunu hissettiren, bu hüzünlü ifadesine rağmen perdedeki aurasıyla her daim çekici kalmayı başarabilen performansından güç alıyor. Stewart, kuşkusuz Twilight’tan sonra kariyeri konusunda çok faydalı bir gidişat içeren bağımsız yönetmenlerle çalışmaya başladı. Camp X-Ray, Still Alice, Anesthesia, Equals, Certain Women, Cafe Society ve Clouds of Sils Maria gibi filmlerde kendini göstererek ergen vampir filmlerinin Bella’sı kimliğini üzerinden attı ve bağımsız filmlerin aranan yüzü olmaya başladı. Assayas’ın Sils Maria’sındaki yardımcı kadın oyuncu performansıyla Cesar Ödülü’nü kazanan ilk Amerikalı kadın oyuncu olma başarısı onu Personal Shopper’da başrole getirerek yeni bir yönetmen – oyuncu fetişinin önünü açtı ve kariyerinin en olgun performansını sergileyerek yükselişine devam etti.

Personal Shopper, materyalizmin ve spiritüalizmin ürkütücülüğünü tuhaf bir atmosferde karşı karşıya getiren, Assayas’ın riskli ve tavizsiz tercihleriyle benzersiz bir deneyim yaratan, Kristen Stewart’ın performansıyla güçlenen, çok tartışılan ve izleyenleri ikiye bölen türden bir hayalet hikayesi.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi