Ali Yorgancıoğlu art arda vizyona girecek Hayalet Dayı ve Polis Akademisi Alaturka filmleriyle 2015’e hızlı bir başlangıç yapıyor. 2010 yılında çektiği Moral Bozukluğu ve 31 filminde de senaryoya katılan ve filmde oynayan Ozan Özcan, Ali Yorgancıoğlu’nun son filmi Hayalet Dayı’da da senaryo aşamasına katılmış ve filmin ana rollerinden birini üstlenmiş, ancak senaryo aşamasında bu kez Ali Yorgo ve Ozan Özcan’a ek olarak  Recep İvedik’in de senaryosunda parmağı olan ünlü karikatürist Serkan Altuniğne’yi görüyoruz. Bu aşamada senaryonun tek bir senaristin elinden çıkmadığının filmde bariz bir şekilde görüldüğünü belirtmek gerekir.

Oyuncu kadrosunda Eşkıya’dan Kader’e, Nokta’dan Çoğunluk’a Türkiye Sinemasının önemli filmlerinin birçoğunda yer alan bir oyuncu olarak Settar Tanrıöğen, hayalet dayı rolüyle oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Birçok dizi ve filmden tanıdığımız, Elvada Rumeli’deki performansıyla da geniş bir kitle tarafından sevilen Caner Özyurtlu, Caner karakteri için yerinde bir seçim olmuş. Caner Özyurtlu, Ozan karakterinin abartılı tavırlarının yanında minimal tavırlarıyla filmde komedi adına dengeyi kuran ve filmin aynı kısır döngüye girmesini engelleyen bir yorum katmasıyla karakterini daha da yukarılara taşımış denebilir. Hayalet dayının motivasyonu olarak da Saadet rolünde Ülkü Duru’yu izliyoruz. Filmde sürpriz bir şekilde Erol Büyükburç’u da adeta kendisiyle dalga geçerken izleyeceğiz, ek olarak filmin tatlı sürprizlerinden biri de Nedim Saban’ın Samet’in annesi ve babasını ayrı ayrı oldukça başarılı bir şekilde canlandırması.

Türkiye’de komedi algısının ucuz ve erkek komedisi yönünde şekillenmeye başladığı bir dönemde, Hayalet Dayı absürt konusunun güzelliğiyle, yakalanmış ancak kaçırılmış çok önemli bir fırsat olarak görülebilir. Karısı Saadet’i yıl dönümlerinde geri dönüşü olmayacak bir şekilde kıran hayalet dayı, öldükten sonra bu kırgınlık yüzünden arafta kalır ve Saadet onu affedene kadar da bu durum sürer. Caner ve Ozan’ın hayalet dayının evine taşınması ve onunla tanışmalarıyla birlikte, dayıyı bu durumdan kurtarmak artık esas amaçları olur. Bu konu üzerinden ilerleyen film, mizah açısından düşüp çıkan bir tempoya sahip. Senaryonun birkaç kişinin elinden çıktığını, filmin içinde barındırdığı ve rahatlıkla fark edilebilen üslup farklılıkları yüzünden de anlamak mümkün. Bu durum, her türden izleyiciye hitap etme ve izleyiciyi filmin bir yerinden yakalayabilme kaygısıyla da açıklanabilir ancak bu üslup farklılığı film için olumsuz bir nitelik taşıyor.

Filmin açılış sekansının sert ve muzip bir şekilde başlaması adeta “hassasiyetlerinizle oynayacağız” mesajı veriyor. Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’nde ölümlere nasıl gülebiliyorsak, Hayalet Dayı’da da aynı tavrı sürdürüyoruz. Hassasiyetlerle oynama durumu, bir konu hakkında oluşan algıları ters yüz etme ve eleştirel bir tavır sergileyebilme komedinin önemli unsurlarından biri olsa da, bu durum ezilen ya da alt kültüre ait olan insanların üzerinden gülmek boyutuna geldiğinde verilen mesajı defalarca düşünmek gerekiyor. Filmin temel sorunlarından biri, tamamen karikatürize bir karakter olan, filmin en gereksiz karakteri Samet. Samet’in kadın oluşu ve çirkin adledilmesi ve bu çirkinliğin kilo ve kıl üzerinden abartılarak doğrulanması filmin en büyük eksilerinden biri. Özellikle Caner’in ve hayalet dayının doğallığının yanında bu karikatürize edilmiş Recep İvedik dişisi film boyunca sırıtıyor ve izleyiciyi filmden koparabilecek düzeyde abartılı kurgulanmış. Film boyunca Samet’in erkek ismi olması ve Ozan’ın sevgilisi olması sebebiyle sık sık homofobik esprilere maruz kalıyoruz. Bunun yanı sıra küçük küçük ayrıntılarla özellikle BDSM* bakkal esprileri, “normal” olmayanı dışlamak ve üzerinden gülmek motivasyonuyla komedinin eleştirel tavrını kıran ve düzene hizmet eden bir yapıya dönüşüyor.

Film oldukça başarılı ve bir o kadar da sığ sekansların arasında izleyiciye ne anlatmak istediğini zaman zaman kaybediyor. Mütemadiyen umutlandıran ve bir sonraki sekansıyla umutları boşa çıkarabilen film, kaçırılmış çok önemli bir fırsatın beyazperdedeki yansıması olarak görülebilir. Kara mizah ve slapstick* komedi türlerinin bir birleşimi olarak yorumlanabilecek olan Hayalet Dayı, izleyenini güldüren ama Türkiye’deki komedi filmlerinin seviyesini bir üst düzeye taşımayı da fırsatı varken reddeden bir film olarak değerlendirilebilir.

*BDSM: Rızaya bağlı olarak fiziksel baskı ve kuvvetli duyusal uyarımın uygulandığı ve fantezi güç rolü oynamanın yapıldığı cinsel tercih ve kişisel ilişki türüdür.

*Slapstick: Kovalama, çarpışma ve kaba eşek şakaları gibi kalıplar içeren bir komedi türü. Özellikle sessiz sinema döneminde çok tercih edilen bir türdür.

Ali Yorgancıoğlu art arda vizyona girecek Hayalet Dayı ve Polis Akademisi Alaturka filmleriyle 2015’e hızlı bir başlangıç yapıyor. 2010 yılında çektiği Moral Bozukluğu ve 31 filminde de senaryoya katılan ve filmde oynayan Ozan Özcan, Ali Yorgancıoğlu’nun son filmi Hayalet Dayı’da da senaryo aşamasına katılmış ve filmin ana rollerinden birini üstlenmiş, ancak senaryo aşamasında bu kez Ali Yorgo ve Ozan Özcan’a ek olarak  Recep İvedik’in de senaryosunda parmağı olan ünlü karikatürist Serkan Altuniğne’yi görüyoruz. Bu aşamada senaryonun tek bir senaristin elinden çıkmadığının filmde bariz bir şekilde görüldüğünü belirtmek gerekir. Oyuncu kadrosunda Eşkıya’dan Kader’e, Nokta’dan Çoğunluk’a Türkiye Sinemasının önemli filmlerinin birçoğunda yer alan bir oyuncu olarak Settar Tanrıöğen, hayalet dayı rolüyle oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Birçok dizi ve filmden tanıdığımız, Elvada Rumeli’deki performansıyla da geniş bir kitle tarafından sevilen Caner Özyurtlu, Caner karakteri için yerinde bir seçim olmuş. Caner Özyurtlu, Ozan karakterinin abartılı tavırlarının yanında minimal tavırlarıyla filmde komedi adına dengeyi kuran ve filmin aynı kısır döngüye girmesini engelleyen bir yorum katmasıyla karakterini daha da yukarılara taşımış denebilir. Hayalet dayının motivasyonu olarak da Saadet rolünde Ülkü Duru’yu izliyoruz. Filmde sürpriz bir şekilde Erol Büyükburç'u da adeta kendisiyle dalga geçerken izleyeceğiz, ek olarak filmin tatlı sürprizlerinden biri de Nedim Saban'ın Samet'in annesi ve babasını ayrı ayrı oldukça başarılı bir şekilde canlandırması. Türkiye’de komedi algısının ucuz ve erkek komedisi yönünde şekillenmeye başladığı bir dönemde, Hayalet Dayı absürt konusunun güzelliğiyle, yakalanmış ancak kaçırılmış çok önemli bir fırsat olarak görülebilir. Karısı Saadet’i yıl dönümlerinde geri dönüşü olmayacak bir şekilde kıran hayalet dayı, öldükten sonra bu kırgınlık yüzünden arafta kalır ve Saadet onu affedene kadar da bu durum sürer. Caner ve Ozan’ın hayalet dayının evine taşınması ve onunla tanışmalarıyla birlikte, dayıyı bu durumdan kurtarmak artık esas amaçları olur. Bu konu üzerinden ilerleyen film, mizah açısından düşüp çıkan bir tempoya sahip. Senaryonun birkaç kişinin elinden çıktığını, filmin içinde barındırdığı ve rahatlıkla fark edilebilen üslup farklılıkları yüzünden de anlamak mümkün. Bu durum, her türden izleyiciye hitap etme ve izleyiciyi filmin bir yerinden yakalayabilme kaygısıyla da açıklanabilir ancak bu üslup farklılığı film için olumsuz bir nitelik taşıyor. Filmin açılış sekansının sert ve muzip bir şekilde başlaması adeta “hassasiyetlerinizle oynayacağız” mesajı veriyor. Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’nde ölümlere nasıl gülebiliyorsak, Hayalet Dayı’da da aynı tavrı sürdürüyoruz. Hassasiyetlerle oynama durumu, bir konu hakkında oluşan algıları ters yüz etme ve eleştirel bir tavır sergileyebilme komedinin önemli unsurlarından biri olsa da, bu durum ezilen ya da alt kültüre ait olan insanların üzerinden gülmek boyutuna geldiğinde verilen mesajı defalarca düşünmek gerekiyor. Filmin temel sorunlarından biri, tamamen karikatürize bir karakter olan, filmin en gereksiz karakteri Samet. Samet’in kadın oluşu ve çirkin adledilmesi ve bu çirkinliğin kilo ve kıl üzerinden abartılarak doğrulanması filmin en büyük eksilerinden biri. Özellikle Caner’in ve hayalet dayının doğallığının yanında bu karikatürize edilmiş Recep İvedik dişisi film boyunca sırıtıyor ve izleyiciyi filmden koparabilecek düzeyde abartılı kurgulanmış. Film boyunca Samet’in erkek ismi olması ve Ozan’ın sevgilisi olması sebebiyle sık sık homofobik esprilere maruz kalıyoruz. Bunun yanı sıra küçük küçük ayrıntılarla özellikle BDSM* bakkal esprileri, “normal” olmayanı dışlamak ve üzerinden gülmek motivasyonuyla komedinin eleştirel…

Yazar Puanı

Puan - 47%

47%

Kara mizah ve slapstick komedi türlerinin bir birleşimi olarak yorumlanabilecek olan Hayalet Dayı, izleyenini güldüren ama Türkiye’deki komedi filmlerinin seviyesini bir üst düzeye taşımayı da fırsatı varken reddeden bir film olarak değerlendirilebilir.

Kullanıcı Puanları: 4.9 ( 1 votes)
47
  • sezin

    Araya sıkıştırdığınız sinema terimleride olmasa…Bu nasıl kötü bir yorum? “Film oldukça başarılı ve … anlatmak istediğini kaybediyor.” Bu sadece okuduğumda aklımda kalan cümle. Sekans lafını sizden alın, geriye ne kalır ki diyorum.

    • Ecem Şen

      Merhaba,
      Yazımda film boyunca süregelen bir ikilikten bahsettim. Bahsettiğiniz cümle tam olarak okunduğunda “Film oldukça başarılı ve bir o kadar da sığ sekansların arasında izleyiciye anlatmak istediğini kaybediyor.” şeklindeydi.
      Yani film tek bir dil tutturamamış, “oldukça başarılı ve bir o kadar da sığ sekansları” aynı anda içerebiliyor anlamında kullanıldı.
      Tekrar açalım : Filmin bazı sahneleri iyiyken bazı sahneleri kötüydü. Takdir edersiniz birkaç başarılı nokta o filmi iyi olarak adlandırmaya yetmez, bu gidip gelen anlatı yapısı içinde de film anlatmak istediğini kaybediyor.

      İlginize teşekkürler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi